Kim Daha İnsan?



Yeliz güz ayında eve gitmek üzere işten çıkmıştı. Yolda giderken saçları kırmızıya kaçan bir kadın gördü. Hemen ardından bir ses duydu ve sesin olduğu yöne baktı. Kadının arkasından koşan bir çocuk vardı. Çocuğun sesi yalvarır tondaydı. “Lütfen anne, köpeğime zarar verme. Onu beslemek istiyorum. O benim en yakın dostum.” O an Yeliz derin bir iç çekti çünkü kadın ya köpeğe bakamadı ya da sevmediği için sokağa bırakıyordu. Yeliz köpeğin sokak köpeği olmadığını anladı, zaten köpeğin dış görünüşünden her şey anlaşılıyordu. Orada öylece durup olanları izlemeye başladı. Köpeği yolun ortasına bırakan kadın, köpeğe tekme atınca Yeliz'in ağzı açık kaldı. Koşarak gidip köpeği yerden aldı. “Ne yaptığınızı sanıyorsunuz?” Yeliz hiddetle haykırdığında kadın şaşırmıştı. “Evi kirletiyor. Hayvanın bir işe yaradığı yok. Çocuğum bir yerden bulup getirmiş.” dedi kadın. Yeliz kaşlarını çattı. “Birisi bir gün size hiçbir işe yaramadığınızı söyleyerek tekmeleyip sokağa atmaz umarım.”


Yeliz konuştuktan sonra kucağındaki köpekle beraber evin yolunu tuttu. Köpek çok uysal olduğu için dayanamayıp köpeği öpücüklere boğdu. Köpeğin bembeyaz tüylerinin üstüne simsiyah benekleri vardı. Çok şirin ve minikti. Evinin yakınındaki evcil hayvan dükkanına gitti. Kuşu için yem alırken az önce kurtardığı köpek için de mama aldı. Yeliz'in niyeti onu sahiplenmekti, gördüğü ilk andan itibaren ondan çok etkilenmişti. Köpek, Yeliz'in yalnızlığına huzur olurken, Yeliz de köpeğin incinen duygularını toparlamaya yardımcı olmayı istemişti çünkü insanların duygularının olduğu kadar hayvanların da duyguları vardır ama insanlar o kadar bencil ve acımasız ki yalnızca kendilerini düşünürler.


Eve geldiğinde kuşu Maviş'e seslendi. Yeliz'in sesini duyan Maviş ötmeye başladı. Yeliz başlarda Maviş ile ilgilendi, daha sonra da yavru köpeği yıkamak için küvete koydu. Köpeği önce bir güzel köpükledi ve duruladı. Bunları yaşayan köpeğin sesi çıkmıyordu ve hiçbir zorluk çıkarmıyordu. Anlaşılan o ki köpek yıkanmaktan hoşlanıyordu. Hayvan olabilirlerdi ama bir hayvanın saldırgan veya uysal olması tamamen sahibiyle ilgili bir durumdu. Önemli olan bu değil aslında, biz insanlar bir hayvana nasıl gidersek o hayvan da bize o şekilde yaklaşır. Asıl önemli olan bu benim için. Yeliz köpeğe sevgi ile yaklaştı, köpek de ona sevgi ile karşılık verdi. Yeliz köpeği küvetten çıkardıktan sonra onu bir güzel kuruladı; köpeğin üstünü örttükten sonra mama kaplarına yemek ve su koydu.

Saatler akrep ve yelkovanı kovalarken haftalar geçmişti. Yeliz köpeğine 'Benekli' adını vermişti. Kuşu Maviş'i ne zaman kafesinden çıkarsa, uçarak Benekli'nin yanına gidip kafasına konuyordu. Yeliz evde olmadığı zamanlarda Maviş ile Benekli evde koşturuyorlardı.


Hayvanlar en iyi birbirlerini anlıyorlardı. Yeliz havalar çok ısındığı için Benekli'yi küçük evinin küçük bahçesine çıkardı. Bahçede Benekli'ye ait küçük bir kulübe vardı.

Yeliz ne zaman eve gelse, bahçede onu bekleyen Benekli çitlere atlayıp Yeliz'e bir şey anlatırcasına havlıyordu. Yeliz, her akşam yerlere uzanan köpeğini kucağına alıp eve götürürdü. Kışın Benekli evde olurdu çünkü havalar soğuyunca hayvanlar için çok büyük tehlike arz ediyordu. Günün birinde akşamleyin eve geç gelen Yeliz, Benekli'yi bahçede göremedi. O an içinde anlamsız bir korku ve kuşku oluştu. Birkaç dakika boyunca köpeğinin gelmesini bekledi ama gelen olmadı. Evin kapısını açtı, ardından tekrar kapattı. Bahçeye ilerledi, köpeğine ait kulübeye yaklaşınca sırtı dönük olan Benekli'yi gördü. Yeliz köpeğinin yanına ilerlerken gözyaşlarını tutamamıştı. Benekli'nin önünde yenmiş birkaç et parçası vardı. Yeliz'in o gün kurtardığı köpeği birisi ya da birileri zehirlemişti.


Yeliz koşarak bahçeden çıktı, insanların ona olan saçma sapan bakışlarını umursamadı. Caddeye varan Yeliz'in ilk işi yakınlarda bir yerlerde veteriner bulmaktı. Benekli'ye dokunan Yeliz onun uyanamadığını fakat hâlâ nefes aldığını anladı. Caddeden geçen birçok taksi Yeliz'in kucağındaki köpekten ötürü durmadı. Yeliz, yaşamı boyunca ilk kez lanet ettiğinde, onun sesini duyan bir adam taksisi ile durmuştu. Adamın taksisine bindi. Taksi caddedeki en yakın veterinere geldiğinde durdu. Yeliz taksiden indi ve veterinere girdi. Adam arkasından gelmişti. Yüzündeki endişeden meraklanmış olmalıydı. Yeliz kucağındaki köpekle bekleme odasında oturup gözyaşlarına boğuldu. Ak saçlı adam Yeliz'in siyah elbisesine dokununca kendine gelen Yeliz ona dönüp baktı. "Merak etme iyileşecek." dedi adam. Yeliz'in dağılan sarı saçları gözyaşlarına karıştığı için kar beyazı tenine yapışmıştı. Yeliz burnunu çekti. "Umarım." Yalnızca bunu diyebildi Yeliz. "Merak etme o iyileşecek." Yeliz adamın yakınlığına şaşırmıştı. Adam da ağlıyordu. "Benim mahalledeki köpeğim çok ses yapıyor diye zehirlediler." dedi adam. "Ama merak etme. Senin köpek yaşayacak." Köpeği müşahede altına aldılar. "Evet, iyileşecek." dedi Yeliz kendini teselli edercesine.


İnsanların hayvanlardan ne istediğini anlamamıştı, çok ses çıkarıyor diye hayvanı öldürmek de neyin nesi? Siz hiç bebeğiniz çok ses çıkarıyor diye onu zehirlemeye kalkıştınız mı? Eğer zehirlemediyseniz hayvanlardan ne istiyorsunuz? Hayvanlara işkence eden, onların canına kıyan kendini bilmezler insanlıktan nasibini alamamış. Siz bir canlının değerini bilmezken nasıl olur da bir insanın size değer vermesini beklersiniz? Hepimizin bir kalbi var, öyle değil mi? Yeliz bekleme odasında o kadar çok ağladı ki gözyaşları sel oldu. Onun için asırlar süren sizin için birkaç saatten ibaret olabilir. Yeliz'in hayatına, ailesine katılan küçük bir bebek vardı. O bebek şu an acı çekiyordu. Yeliz hiçbir şey yapamıyordu. Siz hiç bebeğinizi çaresizce hastane koridorlarında beklediniz mi? Yoldan geçen bir insana soracak olursak “Yalnızca hayvan, ağlamaya ne gerek var, biri gider diğeri gelir.” der. Yanılıyor. Hayvandan öte bir canlı, bir dost, bir arkadaş, bir evlat... Anlamıyorsunuz o Yeliz'in oğludur. Siz hiç hastanede oğlunuzu beklediniz mi? Beklediyseniz biri gider diğeri gelir der miydiniz? Yeliz'in gözleri umutla müşahede odasına bakarken eli yüreğinde bekliyordu. Gözleri kan çanağına dönmüştü. Veteriner gülümseyerek bekleme odasına geldi. "Tam zamanında getirmişsiniz ama zehrin temizlenmesi için köpeğiniz bir gece burada kalsa iyi olacak." dedi veteriner, Yeliz'in zümrüt yeşili gözlerinin içine bakarken. "Teşekkürler." dedi Yeliz, ardından onu veterinere getiren adamın üstüne atladı. O olmasaydı belki de şu an Benekli ölmüş olacaktı.


Hayvanlar da insanlar kadar değerlidir. Onları kendinizden aşağı görmeyin, onların da bir canı vardır. Sizin de bir kalbiniz var, onların da. Unutmayın, kötü hayvan yoktur, kötü sahip vardır. Hayvanlara düşmanca gidecek olursanız onlar da size düşmanca gelir.


Editör: Demet Yener

© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube