KİTAP MI, FİLM Mİ? VENEDİK'TE ÖLÜM / THOMAS MANN


Kitapların filme uyarlanma fikri güzel, daha çok kişiye ulaşıp, daha kalıcı olmaları bakımından. Ama uyarlarken ne kadarına sağdık kalınıyor? Ya da yönetmen ne kadar etkilendi, ne anladı, ne kadarını yansıtabildi ekrana?


Yazar Adı: THOMAS MANN

Kitap Adı: VENEDİK'TE ÖLÜM

Çeviri: BEHÇET NECATİGİL

Yayınevi: CAN SANAT YAYINLARI

Basım Yılı: 2016 (1. BASIM)

Türü: ROMAN

Sayfa Sayısı: 286


📚 "Nobelli Yazarlardan Bir Kitap" beraber okuma etkinliği için Thomas Mann'dan " Venedik'te Ölüm"ü seçtik. ( çok da iyi ettik ilerde anlayacaksınız ) 1929'da Nobel almış olan yazar için bu kitabın özel bir yeri varmış .( Vallahi arka kapağın yalancısıyım ) 1912'de yazar Venedik gezisinden sonra yazmış ve I. Dünya Savaşı öncesinde yayınlanmış. Şansımıza ( bu önemli ayrıntı kitabı incelerken nasıl gözümden kaçmış ) Can Yayınları da Behçet Necatigil çevirisi ile yayımlamış. Gerekli yerlerde sayfa dibinde çevirmen notları var. Yazarın ve çevirmenin kısa biyografileri var.


📚 Ön söz okunmadan olmaz tabii ki, öğrendiğimize göre ; Mann bu eserini Goethe hakkında bir öykü olarak tasarlamış. Konusu da Goethe'nin ileri yaşta Marienbad adlı kentte yaşadığı aşk hikayesi olacakmış. Ancak konu özelden genele kaymış, Goethe model alınarak yaratılan Gustav Von Aschenbach karakteri üzerinden sanat ve sanatçı sorununu işleyen yazar aşk ve ölüm temasını öne çıkarmış. ( Bu ne demek? Goethe'nin hayatı incelenecek!!! )


📚 Yayınevi ve çevirmen süper olunca; dil, akıcılık gibi problemler olmuyor tabii. Ama konu başta biraz ağır ilerliyor; sonra açılarak sizi içine çekiyor ve bir nefeste bitiyor.


📚 Venedik'i çok güzel anlatmış; okurken ilk andan itibaren Aschenbach ile dolaşmaya başladık; gözümün önünde Venedik manzaraları, kulaklarımda Venedik'in sesleri... Sonra bir şey dikkatimi çekti ; romanın yazılmasıyla benim gezim arasında 85 sene fark var. Ama bir değişiklik yok, her şey, düzen aynı. Tabii binalar değil ( binaların değişme ihtimali yok), ama yaşam, yapılanlar aynı. Vapurettoların bagaj almaması, gondolcuların şarkı ve seslenmeleri, San Marco cafeleri, cam atölyeleri, Rialto'nun kalabalığı, Grande Canale'nin trafiği, turistlerin Lido'da kalması vb. Bu beni hem sevindirdi hem hüzünlendirdi.


Sevindirdi 85 senede değişmeyen şeyler 20 senede değişmemiştir; hüzünlendirdi onlar kurallarına, kural belki sert oldu yaşam şekillerine sahip çıkıp değiştirmiyorlar ama ya biz? Maalesef her sene her şey değişiyor. Pardon onlarda da değişen şey var; aslında onlarda değil, gelen turistlerde. Akşam yemeği 100 sene önceki kadar şık değil, turistler yemek için giyinmiyor. Ama şehrin atmosferini koruyor; yani gondolları, sanatı, tarihi, büyüsü, Rialto Köprüsünün cıvıltısına karşı Ahlar Köprüsünün hüznü... Bu şehir bana İstanbul'u çok çağrıştırıyor. Memleketimden sonra yaşaya bileceğim tek yer gibi ( aslında bir de Atina'yı görüp sonra karar vermeli, sormadınız ama söyledim içimde kalmasın)


📚 Tabii konu bir yazarın hayatının kesiti olunca ister istemez sanat ve felsefe oluyor. Sanat ve sanatçı denilince "Güzellik" ön plana çıkıyor. Sanatçıların duygularını harekete geçiren zarafet ve güzelliğe hayran kalmaları, güzelliğe tutkuları, güzelliğe olan aşkları vurgulanmış.


📚 Aschenbach'ın iç hesaplaşmaları, fikirleri, felsefeleri, tutkuları ile vicdanı ve ahlak kuralları arasında kalışı ; otokontrol sağlaması( güzel bir hareket tabii ). Ama dikkatimi çekti önceki kitapta ( Dorian Gray'in Portresi ) da aynı şekilde güzel ve güzelliğe aşırı hayranlık, yaşlılıktan kaçma ve korkma, yaşlanmayı benimsememe ( herkes ben değil tabii ) gibi duygu ve düşünceler hakimdi. Dönemin felsefesi herhalde.


📚 Aklımda kalanlar:


📖 Görünüşündeki yabancı ırk özellikleri, annesinden geliyordu. Titiz, kuru bir görevine düşkünlük ile karanlık, ateşli iç dürtülerin birleşmesinden bir sanatçı, bu özel sanatçı doğmuştu.


📖 İnsanlar bir sanat eserini niçin şöhrete eriştirdiklerini bilmezler.


📖 Geniş burjuva tabakaları edebiyatta canlı ve zihni yormayan bir realizmden hoşlanır; fakat görüşlerinde tutku derecesinde hoşgörüsüz olan gençliği ancak problemli şeyler çeker. ( Maalesef 1912'den günümüze gençlerin hoşgörüsüzlüğü değişmedi )


📖 Sanatçının kişisel hayatı bakımından da sanat, hayatın üst dereceye çıkarılmıştır. Verdiği mutluluk daha derin, eritip bitirişi daha çabuk olur.


📖 "Ah, Venedik! Şahane şehir! Hem tarihi hem de bugünkü şirinliğiyle aydınlar için dayanılmaz cazibesi vardır bu şehrin!" ( Bu durumda Venedik bana cazip geldiğine göre bende aydınım demek ki )


📚 Thomas Mann’ın aynı adlı eserinden yönetmen Luchino Visconti’nin beyazperdeye uyarladığı Venedik’te Ölüm, hem görsel üslup açısından bir zafer hem de sinemada edebiyat uyarlamaları konusu üzerine bir inceleme niteliğinde diye yorum yapılmış. Film ,1971 yılında Cannes Film Festivalinde jüri özel ödülü, BAFTA’da en iyi sanat yönetmeni, en iyi sinematografi, en iyi kostüm tasarımı ve en iyi film müziği ödüllerini almış. Oscar Akademi Ödüllerinde de en iyi kostüm tasarımı dalında aday olmuş. O yüzden bunları okuyunca ben de filmi seyretmeye karar verdim.


VENEDİK'TE ÖLÜM / FİLM


Yönetmen: Luchino Visconti

Yıl: 1971

Oyuncular: Dirk Bogarde, Romolo Valli, Mark Burns, Nora Ricci, Marisa Berenson, Carole André, Björn Andrésen, Silvana Mangano, Leslie French, Franco Fabrizi, Antonio Appicella, Sergio Garfagnoli, Ciro Cristofoletti, Luigi Battaglia, Dominique Darel

Tür: Dram

Süre: 2 st 10 dk


Yurt dışına tek başına dinlenmek için tatile çıkmış bestekar Gustav Aschenbach (Dirk Bogarde) Venedik’tedir, tüm dünya onu içine kapalı, saygın, medeni bir insan olarak tanımaktadır. Fakat bir gün o ideal güzelliğin resmini görür - ve anında kendi sonunu getirecek bu gizli tutkuya kendisini bırakır.


Film kostüm, müzik gibi dallarda aldığı ödülleri hak ediyor. Mekan dolayısıyla arka plan görüntüler harika, Venedik manzaraları sizi büyülüyor. Ama maalesef film için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Fazlasıyla durağan bir film, neredeyse hiç hareket yok; diyalog ise yok denecek kadar az. Aksiyon bekleyenler izlemesin.

© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube