KİTAP İNCELEMESİ: ŞAHİKA VE FERAYE / SİNAN AKYÜZ

En son güncellendiği tarih: Nis 23


Kitabı 2 yıl önce arkadaşımın tavsiyesiyle duymuştum. Kitabı bulmam birkaç ayımı aldı. Kütüphanemde birkaç ay durdu. Kitabı okuduğumda beni resmen vurdu. Hıçkırarak okuduğum anlar oldu. Unutamadığım kitap oldu.


Sinan Akyüz 1972 yılında Iğdır’da doğmuştur. Lise öğrenimine kadar çeşitli okullarda okumuştur. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümünden mezun oldu. 23 yaşında iken gazetecilik yapmaya başladı. Gazeteciliğe ara vererek Almanya’ya gitti. İstanbul'a döndüğünde ise sabah gazetesinde dergi grubunda çalışmaya başladı. Fotoğrafçılığa merak salan yazar birçok dergi ve gazeteye moda ve portre fotoğraflar çekti. Sabah gazetesinin hafta sonu ekinde çalışmaya başlayan Sinan Akyüz kitap yazmaya başladı. Takvim gazetesinde köşe yazarlığı başlayan yazar birçok romana imza attı.


1900’lü yılların başı, Biga… Savaştan yorgun düşmüş bir millet, bir çiftlik ve zengin bir aile. Bir yemin ve o yeminle vicdanı arasında sıkışıp kalmış bir baba… Gün gelir kader zarını atar ve hayatlar savrulur dört bir tarafa. ( Arka kapak) Çakır Ağa babasının ölümünden sonra çiftliğin idaresini eline almıştır. Kendini yetiştirmiş ileri görüşlü bir insandır. Soyunun devamını sağlayacak erkek çocukları olmasa da 2 tane kız evladı olmuştur.


Çakır Ağa kızları Şahika ve Feraye'yi çok sevmektedir. Fakat eski kafalı olan annesi erkek çocuğu olmadığı için ona sürekli imalı sözler sarf etmektedir. Çakır Ağa bir gün Allah'a bir söz ve verir ve yıllar sonra bu sözünü tutma zamanı geldiğinde epey bocalar. 1900 yılının başlarında Balkan Savaşları çıkınca Çakır Ağa'nın dayısı da bu savaşa katılır ve yıllar sonra sağlığını kaybetmiş olarak evine geri döner.


Evin büyük kızı Şahika babaannesinin babasına kız çocuklarının okumaması gerektiği konusunda baskı yapması sonucunda okuldan alınır. Feraye'nin yaşı henüz küçük olduğu için o okuluna devam etmektedir. Savaş zamanında cephedeki yaralılara bakacak gönüllü hemşirelere ihtiyaç vardır. Şahika babasını ikna eder ve gönüllü hemşire olarak cepheye gider. Şahika cephede Arap asıllı yaralı bir genç olan Muhammed ile tanışır. Savaş tüm hızıyla devam ederken Hasan her zaman ki sorumsuz davranışlarına devam etmektedir. Sürekli randevu evine gitmektedir ve sonunda burada çalışan Dilber adında bir kadına aşık olur. Onu oradan kaçırır ve evlenir. Başlarda her şey gayet iyi giderken ilerleyen zamanlarda randevu evinin sahibi kadının adamları ile başı derde girer. Savaş bitmiş ve Şahika baba evine geri dönmüştür. Cephede tanıştığı Muhammed ismindeki genç ne yapıp edip genç kızın evini bulmuş ve onu babasından istemiştir. Babası aslında bu evliliğe razı değildir fakat yıllar önce verdiği söz yüzünden kabul etmek zorunda kalır. Muhammed çok iyi birisi olduğu için Şahika da onu sever ve eşinin babası ölünce onunla birlikte dilini, örf ve adetlerini bilmediği bir ülkeye gitmeyi kabul eder. Gittikleri ülkede Türkler hoş karşılanmadığı için Şahika birçok zorluklar yaşar. O zamanlarda tek tesellisi kendisini seven eşidir. Çakır Ağa kızının hasretine dayanamaz ve onu görmek için yaşadığı ülkeye gider. Giderken de çiftliğin idaresini kardeşi Hasan'a bırakır. Hasan her zamanki sorumsuz davranışını sürdürmeye devam eder ve bir kumar masasında çiftliği kaybeder.


Savrulan hayatların hikayesinin anlatıldığı kitaptan alıntılar:

“Abla.”

“Efendim.”

“Biliyor musun?”

“Neyi?”

"Senin kaderin benimkini de yazmış…”

Her şeyini söyleyip bitirmiş, söyleyecek başka bir şeyi kalmamış insanlar arasındaki sessizlik ne kadar da acı ve korkunçtur.


Koca Türk ulusu fakir, yorgun; ama bir o kadar da gururluydu o gün. Başkomutanlık, düşmanın Gelibolu Yarımadası’ ndan kaçtığını haber alır almaz, durumu bir bildiriyle halka duyurdu.



Editör: Kemal Albayrak

© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube