© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube

KİTAP İNCELEMELERİ: GÜNAY GAFUR – KUKLACI


“Bir el ve bir kukla… Sen elin sahibiysen kuklanın yapacağı her şey sana bağlı olur. Eğer elin sahibi onlardan biri olursa korku ve ıstırap peşini bırakmaz.”


İşte böyle bir ortamda gelişiyor tüm olaylar. Yalnız kuklacının aksine kuklalar belli bu oyunda. Amaç, ipin ucundakini bulmaya çalışırken bir kukla gibi davranabilmeyi başarabilmekte. Peki, birbirinden bilgisi olmayan, üstüne üstlük her biri dünyanın bir başka köşesinde bulunan kuklalar bu ortak amacı hangi yüreklilikle gerçekleştireceklerini düşünebiliyorlar? Atacakları her adımı kara bir mektupla belirleyen kuklacı, onların yaşamını da karartma yargısını çoktan vermiş durumda. İşin ilginç yanı ise eğer kukla olmayı başarabilirlerse sonunda özgür olabilecek ya da istedikleri an oyundan çıkıp tüm yaşamlarının alt üst olmasını benimseyeceklerdir. Mektuptan çıkan sözlerini yerine getirmiştir Kuklacı. Böyle de adaletli ve sözünün eri. İşte bu yüzden de bir türlü ne yapacaklarını kestiremiyorlar. Kuklacı, onların da tıpkısını yapmasını ve seçtikleri adımları uygulamalarını istemektedir. Hepsi bu. Bu oyunda birçok kukla var ve hepsinin görevleri belli. Bazısı baş kukla iken bazılar yan kukla. Bunu bile bile dahi kimse ipini kesmeye yeltenemiyor çünkü Kuklacının şakasının olmadığını biliyorlar. En azından içten içe güçlü bir şekilde duyumsuyorlar. Yine de seçim onların.


“İki yoldan birini seçeceksin.

Birinciyi seçersen öleceksin.

Ama sonsuza dek değil.

İkinciyi seçersen sevineceksin.

Ama sonsuza dek değil.”


Olaylar karanlık bir odada, elleri bağlı, ağzı kapalı bir şekilde uyanan baş kuklalarımızdan biriyle başlıyor. Ne olduğunu, oraya nasıl geldiğini anlamayan bir durumda kendini sorgularken bir ses duyar ve tüyleri diken diken olur. Son yaklaşmıştır. Hiç beklemediği olaylar gelişir. Türkiye, San Francisco ve New York üçgeninde gerçekleşen bu küresel kukla oyununda herkes geçmişiyle, sevdikleriyle, kurtarmak istedikleriyle sınanacaktır. İyi ama, kuklacı bunu neden yapmak istemektedir? Onun ne gibi bir çıkarı olacak bu işin sonunda? Kuklalar tüm insanlığı etkileyen bu oyundan nasıl çıkacaklardır? Bir yandan işlenen cinayetleri araştıran dedektif ve yardımcısı, ellerindeki ipuçlarını nasıl yorumlamaları gerektiğini anlamaya uğraşırken, olaylar içinden çıkılmaz bir durum almaya başlar. Buldukları o ipucu, Kuklacının eline nasıl götürebilirdi onları?


Gerilimin hızla tırmandığı, içsel yıkımların yaşandığı, umudun söndüğü, deliliğin sınırına gelindiği psikolojik-polisiye-gerilim türündeki Kuklacı, elinizden düşmeyecek ve okura unutulmaz bir olaylar dizisi yaşatacak. Son ise oldukça şaşırtıcı. Arka kapakta da yazdığı gibi Türkiye’de bu tür çok sevilmesine karşın pek az yazarımız kaleme almıştır. Günay Gafur ise bunu oldukça başarılı bir şekilde sunmuş okura ve kült olabilecek bir eser bırakmış. Öte yandan “Kâhin” ve “Yargıç” adlı iki betiği daha var. Onları da en kısa sürede alıp okuyacağımı biliyorum çünkü yazarın kalemini, biçemini, sarmal kurgusunu çok beğendim.


Bu roman için söyleyebileceğim tek söz şu olabilir: “Yalınlık, en yüksek gelişmişlik seviyesidir.” Okurken duyumsayacağınız duygu bu olacaktır. Akıcı, peş peşe sürükleyen betler, sarmal olay kurgusu, başkişilerin psikolojik çözümlemeleri, giderek artan hız ve sinemaskop anlatım tarzı ile rafınızdaki yeri bambaşka olacaktır diye düşünüyorum. Okuyucunun da okurken kukla olduğu bu betiği okumanızı mutlaka öneriyorum.



Editör: Burçin Kahraman