KİŞİSEL ÇELİŞİM

En son güncellendiği tarih: Nis 20


Son yıllarda sosyal medya kullanımının oldukça yaygınlaşması ile kişisel konular da sıklıkla paylaşılıp çevreye saçılır hale geldi. Kendi kafamızın içinde yaşadıklarımızla benzer hatta aynı şeyleri düşünen insanlarla bu mecrada karşılaşıyor olmak ne kadar hoş olsa da bir o kadar sıkıcı ve ürkütücü aslında. Yıllarca yalnız hissetmekten yakınırken bir noktada yalnız olabilmeyi özlüyor sanki insan. Neden? Çünkü mükemmel doğamızı oluşturan yapbozun bir diğer mükemmel parçası da kendimizle çelişmek.


Doğuştan gelen özelliklerimizin arasında var hata yapmak. Hata yapa yapa öğrenmemizi ve doğru yolu bulabilmemizi istemiş yaradan. Ama gel gör ki bazen bunu başarmakta oldukça zorlanıyoruz değil mi? Özellikle de araya duygular girince. Kendimizle çelişiyor olmanın en birinci özelliği “Yapmayacağım.” dediğimiz şeyleri yeniden, yeniden ve yeniden yapıyor olmak. Buna literatürde “Bile bile yandı yüreğim.” de diyebiliriz. Diğer bir konu ise istemediği ve tasvip etmediği halde bu durumlara mecbur kalıp dumur olmak ki Türk toplumunun çocuk yetiştirme tarzı akla gelince birçoğumuzun ergenlik buhranlarında bunun daha daha buhranlanmaya sebep olduğunu söyleyebiliriz. Ama bizi büyüten ve geliştiren en güzel noktalardan biri de budur işte. Topluma karışmayı öğrenebilmek, bizimle aynı fikirde olmayan insanları dinleyerek farklı bakış açıları da olduğunu öğrenmek ve büyüme sancılarını kabul edebilmek ya da Sağlıklı yaşam kuralları gereği, yana yakıla pazarda aradığımız organik, kurtlu, eğrim büğrüm olan sebzeleri almak istiyoruz ya hani. Aynı şekilde yaralı insanları da hayatımıza alabilmeliyiz bazen.


O yaşlarda “Puffff hayat çok zor.” dediğimiz şeylere yaş aldıkça nasıl da hayıflanıyoruz ama. Öyle böyle değil. Keşke o saçma sapan dönemi yaşamasak diyeceğim ama o dönemin de güzellikleri yok değil. Aşk, o yaşlarda daha bir başka yaşanıyor mesela ama konumuz bu değil.


Kendimizle çelişme konusunda hepimizin doruk yaptığı bir dönem olmuştur hayatında. Yeni bir işe başlamak, yeni bir ilişki, taze bir evlilik, anne/baba olmak, çocuk büyütmek ve yaş almak olarak standart bir düzende süregelen hayatımızda sıklıkla yaparız bunu. “Ben kendimle çelişmem.” diyen insanın bile vardır bir karın boşluğu. Dedim ya bu yapbozumuzun bir parçası. Bir nokta da tüm bu kendimizle çelişmemize sebep olan büyük lokmalardan önce hayat şartlarıyla birlikte, bu çelişik konuları fazla takmak yerine, bazen esnek davranmak gerektiğini öğrenebilmeliyiz. Uçan kuştan bile bir ders alınabilir tabi ama ara sıra bu kadar abartmasak da olur.


Çelişkiler bizi kişisel olarak belli bir noktaya kadar geliştirse de bardağa koyduğumuz suyu taşırmamaya özen gösterdiğimiz gibi o sınırı iyi belirlemek, o ince ayrım çizgisini kaçırmamak gerekir. Çünkü bazen çelişki riyakârlığı da getirir.


Sonbaharda şatafatlı zamanını kaybetmeye başlayan ağaçların yapraklarını döküp bir sonraki yıla yeniden hazırlanabilmek için toprak ananın onları gübreye çevirmesine izin verdiği gibi avantaja çevirebilmeliyiz yaşadığımız zorlukları.


Çelişkiler çok yoruyorsa bazen akışına bırakmak gerek mesela. Akışına bırakalım ki karşılaştırma yapabilme imkânı sunalım kendimize. Vakit kazanıp doğru yolu bulabilelim.

Hayatımızda yaşadığımız tüm zorlukları kabullenmek, kendimizi şuan olduğumuz gibi kabullenmek ve sevmek, gerekiyorsa mücadele etmek, üst üste yapılan hatalarla bazen sadece sıradana bırakmak ve yeniden yola koyulmak. Bu çetrefilli hayata çelişerek devam etmek ya da gelişmek… Evet, güzel arkadaşım, tarafını seç.



Yazan: Gamze Yiğit

Editör: Damla Güler Öztürk

© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube