KEFERNAHUM

En son güncellendiği tarih: May 6


Sinema insanoğlunun hayatında sıradanlığı yırtan pencerelerden biri elbette. Hepimizin zaman zaman bu sektörde gerçekten etkilendiği filmlerin olması da bunun ezber bir kanıtı. Bir filmin hayatınızı etkilemesinin entelektüel birikiminizle ilgili olduğunu ya da o an ki duygu durumunuza göre değiştiğini düşünebilirsiniz. Ancak şimdi size bahsedeceğim film bu konuda bildiğiniz bütün tezleri çürütüyor.


Daha fazla meraklandırmadan filmin künyesine şöyle bir bakalım.

Kefernahum, Lübnan & Fransa ortak yapımı bir dram filmi, hayata isyan eden on iki yaşındaki bir çocuğun acı hikâyesini anlatıyor.

Beyrut’ta yoksulluk, çaresizlik ve şiddet içinde büyüyen Zain, kendisini dünyaya getirdikleri için ailesini mahkemeye veriyor. Çocuk olmak, aidiyet, göçmenlik, yoksulluk gibi konuların tüm gerçekliğiyle islendiği filmin başrollerinde. Zain Al Rafeea, Yordanos Shifera, Treasure Bankole ile Kawsar Al Haddad yer alıyor. Neredeyse tamamı amatör olan oyuncular filmin yalınlığını artırdığı gibi performansları ile de izleyiciyi hayrete düşürüyor.


Daha önce “Karamel” filminden tanıdığımız Lübnanlı yönetmen Nadine Labaki filmin isminin doğuşunu şöyle anlatıyor:

“Kelime aslen Fransızcadan. “Kefernahum” kaos anlamına geliyor ve Fransız edebiyatında kaosu ifade etmek için kullanılıyor. İncil’deki bir köy ve çok kaotik olduğu için lanetlenmiş. Ve tarihe baktığımızda daha sonra kaosu, cehennemi, kargaşayı ifade etmek için kullanmaya başlamışız. O dönem saplantılı olduğum farklı temaların tamamını tahtaya yazdığımda filmin adı senaryoyu yazmaya başlamadan önce ortaya çıkmıştı. Burada çocuk hakları, bu çocuklara yapılan adaletsizlik, sınırların absürtlüğü ve var olduğunuzu kanıtlamak için bir belge gerekmesi gibi şeyler yer alıyordu. Bunların hepsini tahtaya yazdım ve tahtaya baktığımda bu “Kefernahum” gibi dedim; “Bu cehennem ve biz de cehennemde yaşıyoruz”. Filmin adı işte böyle ortaya çıktı.”

Bana kalırsa bir filmin başarısında yönetmenin rolünü en iyi anlatan filmlerden biri Kefernahum. Çünkü ilk sahneden itibaren bilindik bir hikâyenin bilinmeyen taraflarını ortaya çıkaran, insanı izlerken duyguları ile savaşa sokan, sarsıcı bir gerçeklikle izliyorsunuz.


Duruluğu, sadeliği, hayatın içindeki yalın akışı aktarması, kültürel çatışmaların sahnelere yerleştirilişi, batının doğu hayatının içine entegre ediliş biçimi, bunu yansıtan mesajlar, izleyiciyi sürükleyen, koltuklarında huzursuz eden, düşündüren görüntüler yönetmenin başarısı diye düşünüyorum.


Labaki üç yıl boyunca Beyrut’ta kaçak göçmenlerin yaşadığı gecekondu semtlerinde, tutuklama karakollarında, çocuk hapishanelerinde araştırma yaparak filmin altyapısını çok iyi hazırlamış, meyvelerini de almış. Oyuncuların doğallığını, bütünü bozmadan ve bu kadar gerçeklikle hikâyeye katmasını da ayrıca dâhiyane buluyorum.


Beni en çok etkileyen karakter ise elbette Zain oldu. Kimliği bile olmadan yaşayan, zaman zaman hayattaki varlığını bile sorgulayan. Küçücük bedeni ile olanca yükü sırtına alma mücadelesine giren Zain’in hala hatırladıkça içimi titretmesinin sebebi belki de sadece bir karakter değil de gerçekten bir yerlerde var olduğunu bilmekti. Onu bilmiyorum ama daha ilk sahneden itibaren yakaladı içimdeki insanı, hatta içimdeki anneyi. Bir coğrafyada çocuk olmak, adam olmak, insan olmak ancak bu kadar güzel anlatılabilir. Yetişkin olmak zorunda kalan bir çocuğun bilgeliği var Zain’in yüzünde, yadsımadan her yeni güne kaldığı yerden devam etmesiyle sizi vuran bir çaresizliği.

Zain kuşkusuz bütün duygularımı birbirine karıştıran darmadağın eden müthiş başarılı bir karakter hatta bir kahraman olarak kalbimin bir köşesine yazıldı. Abarttığımı düşünenler filmi izlediklerinde bana hak vereceklerdir yüzden abartmakta sakınca görmüyorum.

Bu arada film izlerken aldığı ödüllere bakarak izlemem ama eğer ödül sizin için önemli ise Kefernahum bu konuda da oldukça tatminkâr. Oscar alamamasını başarılı yapımlarla yarışa girmiş olmanın talihsizliğine bağlayan eleştirmenler var elbette. Ama Cannes Jüri Özel Ödülü de dâhil olmak üzere birçok ödül alarak zaten başarısını kanıtladığını düşünüyorum.


Film hakkında elbette daha birçok şey yazabilirim, çünkü o zenginliği içinde barındırıyor ama buna gerek duymuyorum çünkü Kefernahum kendisini çok iyi anlatan bir film. Sadece şunu hatırlatmak istiyorum; izleyeceğiniz hikâye bir kurgu değil, gerçek. Üstelik ne acı ki dünyanın birçok ülkesinde karşınıza çıkabilecek bir gerçek. Ve maalesef o görmediğimiz hayatlar bu filmin oyuncuları kadar şanslı değil… İyi seyirler.


Yazar: Olga Söner

Editör: Kemal Albayrak


© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube