Kalbim Sende Kaldı



Onu ilk kez kızımın sınıfında kutlamaya gittiğim bir etkinlikte gördüm. Yanıma geldi. Gülümsedi. Öyle güzel, öyle küçücük, öyle çocuktu ki... Konuşmak istediği öyle belliydi ki...


“Merhaba,” dedim.

“Merhaba,” dedi.

“Ben yarın ayrılıyorum okuldan. Köye gidiyorum anneannemin yanına. Orada arkadaşım da çok hem... Üvey babam da bütün kitaplarımı alacak, hem de yeni bir çanta...”

Dondum bir süre, o hâlâ gülümseyerek bakıyordu bana.

“Yaaa, çok seviyorsun köyünüzü o zaman,” diyebildim. Sesim çıkmış mıydı bilmiyorum. Aklımda deli sorular... Sersemlemiştim.


O akşam annesi aradı. Şaşırdım. Bir yandan da bütün gün aklımdaydı küçüğüm. Neden gidiyordu? Onun bu hayattaki hikâyesi neydi? Gerçekten mutlu muydu gideceğine? Neden annesinin olmayacağı bir yerde mutlu olabileceğine inanmıştı? Nasıl? Neden hep çocuklar razıydı terkedilmeye? Neden herkes çocuk sahibi olabiliyordu?


Bakamayacaklarsa, sevmeyeceklerse, günün birinde biri için vazgeçebileceklerse...

Kadıncağız ilk eşini kaybedeli iki yıl kadar olmuş. Birkaç zaman direnmiş tek başına çocuklarına yetmek için. Sonra… Sonrası malum, 'Kadın başına nereye kadar?’ baskılarıyla, yetemeyeceğine ikna edilip evlendirilmiş. Yine malum olunacağı üzere çocuk pazarlık konusu olmuş. Başlarda tamamken fazlalık olmuş sonra. Çare bulunmuş; çocuk köye gidince ortalık güllük gülistanlık olurmuş... Öyle ya, yeni çanta da alacak üvey babası!


Bütün gece ağladım. İçimden konuştum saatlerce seninle küçüğüm. Veryansın ettim herkese. Sonra düşündüm; bazen düşeceksin. Büyüdükçe ve anlamlandırdıkça bugün başına gelenleri, hayatına yapılan haksızlıkları kavradıkça, seni hayata hazırlayabilecek, düştükçe tekrar ve tekrar ayağa kalkmanı sağlayacak bir şey yapman gerektiğini. Yolunu aydınlatabilecek, bazen özlediğin sevgiyi ve sıcaklığı da bulabileceğin, yalnız olmadığını hissettirecek tek şeyin kitaplar olduğunu vurgulamalıyım sana. Sığınacağın en güvenilir, en mutluluk verici şeyin bu olacağını gösterebilmeliyim. Ne kadar okursan o kadar iyi olacağını, hayatında ne kadar çok pencere açılacağını kanıksatmalıyım. Kendine yatırım yapmayı, hayata karşı güçlü durmayı öğretmeliyim.


Gitmeden yakalayabilmek için seni, o sabah kızımla koştum okula. Önce 'Polyanna' oku istedim. Küçük yüreğine umut tohumları ekmek için. Paket yapıp süsledim bir güzel. Bir de not yazdım; anne yüreğimden dökülen. İstedim ki sen nasıl bana ulaştıysan o gün, -ve bu öylesine bir konuşmak değildi- ben de senin kalbine ulaşayım, hayatına güzel ve anlamlı bir dokunuş yapabileyim.


Sınıfta sıran boştu. Gitmiştin. Yetişememiştim.

Annesine ulaşmaya çalıştım o gün. Açılmadı telefon. Bir küçük kız daha işte böyle terkedilmişti. Anneanneye, kendi hâline, kendi kendine, kendi kaderine işte... Biliyordum ki hızlı büyüyecekti. Biliyorum ki nazlanamayacak, şımaramayacaktı kimseye. Okul çıkışlarında annesine koştukça diğerleri, o hep kanayacaktı...

Bugün olmasa yarın her şeyin farkına varacaktı.

Sana ulaşmaya çalıştım küçüğüm ama başaramadım. Kitap, yaptığım o pakette, kalbim sende kaldı.



Düzeltmen: Tolga Ziyagil

© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube