KADIN, KADIN… NE DESEM YALAN NE DESEM YARIM



Kendimi bildim bileli en çok tartışılan konular hep kadınlar üzerine. Kadınlar okusun mu, kadınlar oy kullansın mı, kadınlar çalışsın mı, kadınlar devlet yönetiminde söz alsın mı, kadınlar bilimsel çalışmalara katılsın mı diye uzar gider. Kadın beyninin kütlesi ve hacmi erkek beyninden daha küçük diye kadınların erkeklerden daha aşağı olduğuna bile inanıldı. Bütün sanat eserlerinin ve bilimsel keşiflerin erkeklerden çıktığını, bu yüzden kadınların “yetersiz” olduğunu hâlâ duyuyoruz. Ve buna ciddi ciddi inanan insanlar var. Gel de delirme…


Bu kafada birine maruz kaldığımda eğer sakinliğimi koruyabileceğime inanıyorsam ya da karşımda gevrek gevrek sırıtan kişiliğin eğitilebileceğine dair umudum varsa, en bilinen birkaç bilim insanının adını söylüyorum ve kadın oldukları anlaşılmasın diye kitaplarını erkek adıyla yayınlayan kadınları örnek veriyorum. Bu aldatmaca günümüzde bile geçerli. Bronte Kardeşler’den söz etmiyorum, o denli geriye gitmeyin. Üstelik bilim kurgu edebiyatının kraliçesi olduğu hâlde Ursula Krober Leguin’in öykülerinin bile adına sansür konularak basıldığını söyleyecek kadar bile geriye gitmeyin. 1997 ve 2011 yılından söz ediyorum. Harry Potter’ın yazarı J.K. Rowling’in kadın olduğunu kitaplar patlama yapıp sinemaya uyarlanınca öğrendik. Aynı hileyi Grinin Elli Tonu serisinde de gördük. Eğer edebiyat forumlarına meraklıysanız, bugün bile kadınların bilim kurgu ya da fantastik edebiyat yazamayacağını söyleyen insanlara denk geliyorsunuz. Türkiye’den ve dünyadan yazarları sıraladığınızda ise (Ursula teyze, Margaret Weis, Tracy Hickman, Anne Rice, Stephenie Meyer, Suzanne Colins, Nazlı Eray, Buket Uzuner, Gülten Dayıoğlu bg.) erkek yazarlardan kopya çektiklerini, ilham aldıklarını, aşırma yaptıklarını söylüyorlar utanmadan. 2020 yılına geldik, yakın dönemde mürettebatı yalnızca kadınlardan oluşan bir araç uzaya çıktı, biz Frankenstein’ı yazanın aslında kadın olmadığını söyleyen aklı evvellerle uğraşıyoruz.


Neyse, tam kadının yetenekleri ve düşünme kapasitesi üzerinden yapılan söylemleri aştık derken bu kez kadın bedeni üzerinden yapılan baskılar güzellik maskesiyle ayyuka çıktı. Tamam, Instagram kızlarının da suçu var ama herkes mi akıl tutulmasına yakalandı bir anda? İnternette dolaşan her fotoğrafı gerçek sanmak da neyin nesi? Fenomenler zaman zaman paparazilere yakalanıyor, videolarında bir içim su olan kızlar bir bakıyoruz gerçek yaşamda mahalle komşumuzdan farksız. Sonra başlasın linçler. Selüliti varmış, kalçası genişmiş, bacakları kısaymış, dipleri gelmiş… Oyuncular, mankenler ve şarkıcılar da aynı durumda. “Makyajsız hâli şaşırttı!” başlıkları insanı delirtmek için birebir. Ne bekliyordunuz ki? Yataktan takma kirpiklerle çıktıklarını mı? Bakkala giderken kontur makyajı yaptıklarını mı? Film ya da dizi çekmedikleri tatil zamanlarında kendilerini salmadıklarını mı? Pardon ama siz manyak mısınız? Ünlüler de insan, onlar da yaşlanıyor, onlar da hastalanıyor, onların da midesi bozuluyor. İnanmayacaksınız belki ama onlar da tuvalete gidiyor, onlar da terliyor, onların da çeşitli yerlerinde istenmeyen tüyler çıkıyor. Bakın şimdi tüy deyince yine sinirim tepeme çıktı. Sanki bütün kadınlar bedenlerindeki her tüyü tek tek almak zorundaymış gibi. Gencecik bir kıza kolundaki tüyler için sosyal medyada neler neler söylenmişti. Yazık ya, taktığınız şeye bak.

Hemcinslerime daha çok sinirleniyorum yine de prim verdikleri için. Okuduklarına, izlediklerine uyup aynı tornadan çıkmış gibi gezmelerine. Herkesin saçı aynı, herkesin burnu aynı, herkesin dudağı aynı, herkesin makyajı aynı, herkesin giyim tarzı aynı, herkesin kaşı aynı. Kaş ektirmemiş ya da kaş farı kullanmamış birini görünce seviniyorum, o derece. Bu yazıyı yazmadan önce Instagram’dan bol bol makyaj videosu izledim, içim daraldı resmen. Kendim zaten o işlere girişmem kesinlikle; bir güzellik uzmanı bana o makyajı yapmaya kalksa yarısında Tatar Ramazan’a bağlayıp “Ben bu işi bozarım,” diye makyaj standını falan kırarım herhâlde. Gencecik kızların yüzünü badana gibi makyajla gördüğümde kafasını musluğun altına sokup “Yazık değil mi tazecik cildine?” nidaları eşliğinde yüzünü çitilemek istiyordum. Çitilemek derken ciddiyim, çünkü suya dayanıklı makyaj malzemeleri en güçlü temizleyicilerle bile kolay kolay çıkmıyor. Makyaj videoları bitince yüzlerini çamaşır suyuna bastırıyorlar sanırım.

Bir kadın kendi isteğiyle estetik operasyon yaptırıyorsa, her gününü sahne makyajıyla geçiriyorsa, cilt ürünlerine maaşını döküyorsa, bu kendi bileceği iştir. Ancak hepimiz biliyoruz ki büyük çoğunluğu böyle olmak zorunda olduğunu sanıyor! Sürekli güzel olmazsa, genç kalmazsa, modaya uygun giyinmezse değer görmeyeceğini sanıyor. Moda kuralları insanlar üzerinde hep çok etkili olmuştur. “Moda insanın kendine yakışanı giymesidir,” görüşü halk arasında çok dile getirilse de gerçeğin böyle olmadığını biliriz. Şu an İspanyol paça pantolonlara nasıl gülünüyorsa on yıl önce yırtık Jean giyene de öyle gülünürdü. Bana çok yakışıyor mantığıyla korseli, karpuz kollu, geniş etekli elbiseleri ya da yakalıkları giyseniz giyeniz kıyafet balosunda giyersiniz artık. Doksanlı yıllarda giymeyeni dövdükleri, binici pantolonu desen değil, tayt desen hiç değil füzoları dolapta hâlâ saklıyorsanız, size ne denli yakışsa da saklamayı sürdürürsünüz, çünkü işe giderken falan giyerseniz samimi olduğunuz insanlar “Kafayı mı yedin?” derken diğerleri açık açık gülecektir. Saçınızı seksenli yıllardaki gibi aslan yelesi modeli kestirip perma yaptırırsanız ya da Serpil Çakmaklı gibi toplarsanız alay konusu olacağınız kesin. Ama giyene “pavyon kadını” havası veren neon tişörtleriniz duruyorsa, sandıktan çıkarabilirsiniz. Son birkaç yazdır yine görüyorum vitrinlerde.


Uzun lafın kısası, kadın olmak hiçbir zaman kolay olmadı, yakın gelecekte de olacağa benzemiyor. Büyük şeyleri değiştirmek için önümüzde yıllar, hatta yüzyıllar var. Hiç olmazsa küçük şeyleri kafanıza takmaktan vazgeçin ve sizi bedeninizle vurmaya çalışanların yüzüne kahkahayı patlatın. Siz değerlisiniz ve bunun için kimsenin onayına ihtiyacınız yok.



Düzeltmen: Tolga ZİYAGİL


© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube