KÖR BAYKUŞ



Yazar Adı: SADIK HİDAYET

Kitap Adı: KÖR BAYKUŞ

Çeviri: AYDIN EKİM SAVRAN

Yayın evi: PARODİ YAYINLARI

Basım Yılı: EKİM 2019 (1. BASIM)

Türü: ROMAN

Sayfa Sayısı: 104


📚 Her yazardan en az bir kitap okumak için, tüm kitap guruplarında okunan Sadık Hidayet'in Kör Baykuş adlı eserini okudum.


📚 Sadık Hidayet (17 Şubat 1903, Tahran - 9 Nisan 1951, Paris) modern İran edebiyatının önde gelen düz yazı ve kısa hikâye yazarı. Fransız Lisesi’nden mezun olduktan sonra Avrupa’ya gitmiştir. Fransa ve Belçika’da dört yıl yaşayan; İran modern öykücülüğün öncüsü olan Sadık Hidayet Doğunun Kafka’sı olarak adlandırılır. Hidayet; bir dönem Budizm’e merakından dolayı Hindistan’a gitti ve Budizm konusunda incelemelerini Kör Baykuş isimli kitabında işledi. Kör Baykuş kitabı Bambay’da basıldı. Bu dönemde Buda’nın bazı yazılarını da Farsça’ya çevirdi ve yayınlattı. Kitaplarında Batı üslubunu benimseyerek Fars kültüründen de yararlanmıştır. Bu şekilde Farsçayı Çağdaş Edebiyat alanına sokan ilk isim olmuştur. Hidayet İran’ın gittikçe dindarlaşan bir toplum olmasından rahatsız oldu ruhban sınıfının yaygınlaşmasına karşı gelen yazar Hacı Ağa isimli eserinde bunu vurgulamıştır. Kör Baykuş ve Hacı Ağa isimli eserleri İran’da ilk yasaklanan kitapları olup günümüzde İran’da Sadık Hidayet’in tüm eserleri yasaklıdır.


📚 Aydın Ekim Savran, 1982 yılında İzmir'de doğdu. Bornova Anadolu Lisesinden ve Galatasaray Üniversitesi Felsefe Bölümünden mezun oldu. Öğrenimi boyunca çeşitli alanlarla ilgilendi. Bir süre Romanya'da yaşadı. Memurluk ve işçilik geçmişinin yanında yayıncılıkla da uğraşarak redaktörlük, editörlük ve çevirmenlik yaptı. İlk çevirisi yayınlandığında o dönem içerisinde Türkiye'nin en genç çevirmeni unvanını aldı. Felsefeyle tarihle politikayla sinemayla ve edebiyatla ilgilenen çevirmenin edebi eserler dışında makale, belgesel, film ve katalog tercümeleri de bulunmaktadır.


📚 Bir kalemdan ressamının mektubudur bu satırlar; gölgesiyle dertleşmeye çabalar. Yalnızdır, yorgundur, herkesten ve her şeyden uzaktadır. Sevdalıdır ama karısına mı kalemdanlar üzerine çizdiği latife mi? Yoksa ikisi de aynı kişi mi? Nefret eder ama karısının aşıklarından mı amcasından mı? Ya da belki hepsi tek bir kişi... Kim kimdir bilemez ne gerçektir ne hayaldir akıl sır erdiremez. Emin olduğu tek şey içine düştüğü ıstırap kuyusudur, oradan da bir türlü kurtulamaz. Esaslı sanatçılar da böyledir işte, kendi bağrından yaratırlar şaheserlerini, der; Sadık Hidayet Kör Baykuş'ta ve gerçekten kendi bağrından yaratır bu eserini. Bunalımları, ölüme duyduğu merakı ve meyli, korkuları, hayata ve insanlara bakışı bir kalemdan ressamının yüreğinden çıkıp gelir de bulur okuyucuyu. Yalnızca bir aşk değildir anlatılan; hayatı, ölümü ve maneviyatı da sorgulatır usta sanatçı bu kitabında. ( Arka Kapak)


📚 Bir süre önce ( her yazardan okuyacağım diye ) Halil Cibran'dan 'Kırık Kanatlar' adlı kitabı okumuştum. Kör Baykuş'u okumaya başlayınca; tarz, kurgu olarak Cibran'a çok benzettim.


📚 Bir bölümde; raftaki zehirli şaraptan, onu içip intihar etmekten bahsediyor ama o zehirli şarabı rahatsız eden misafirlere ikram ediyor. Bu da bana çocukken çok sevdiğim, keyifle izlediğim herkesin "Ahududu Likörü" dediği ama esas adı " Arsenik Kurbanları" olan Cary Grant, Josephine Hull ve Jean Adair' in rol aldığı 1944 yapımı komedi filmini hatırlattı.


📚 Hikâyenin ortalarında karısı ile olan ilişkisini okurken kendimi Kuyucaklı Yusuf'u okuyor gibi hissettim. Bu kadar benzerlik olur. Sonra araştırdım; Kör Baykuş 1936 yılında, Kuyucaklı Yusuf 1937 yılında basılmış. Aynı dönem eserleri olduğu için yaşananların, anlatımın benzer olması doğal herhalde.


📚 Bir bölümde: “Şu hayat var ya herkesin maskesini çeker alır zamanla hiç umursamadan kayıtsızca. O maskeler ki sürüsüne bereket, herkeste birkaç tane! Gel gör ki bazıları hep aynısını takar; işte onlar tutumlu insanlardır, zamanla yıpranır maskeleri." diyor. Haklı tabii sözümüz yok ama bu bana sevdiğim Murathan Mungan dizelerini hatırlattı; "MASKELİ BALO", Derya Köroğlu'nun bestelediği, Yeni Türkü'nün seslendirdiği şarkı eşliğinde okudum bu bölümü.


📚 Hem Sadık Hidayet'i hem İran ve Doğu edebiyatını tanımak için okunması gereken eserlerden. Çeviri iyiyse keyifle okuyacağınız bir kitap.


Kör Baykuş'un gözüme soktukları:

📌 Yaralar vardır hayatta, öyle yaralardır ki ruhu o tenhalığında cüzam gibi yavaş yavaş kemirip bitirir.

📌 Bu cennetten inme meleğin, bu uhrevi kızın tek bir bakışı insanoğlunun anlamaktan aciz kaldığı kadar derinlerine işlemişti ruhumun.

📌 Ayyaş içer, edebiyatçı yazar, yontucu taş oyar. Dinsin diye acıları en kuvvetli içgüdüleri neyse ondan yardım dilenir hepsi; esaslı sanatçılar da böyledir işte kendi bağırlarından yaratırlar şaheserlerini.

📌 Nasıl bir duyguysa herkes terk etmiş beni, ben de sığınmışım cansız evrene. Doğayla ruhumda palazlanmış gölgelerle bir bağ vardı aramda. Ölümlüler anlayamaz bu lisanı.

📌 Yazmak zaruriydi artık; çıkması lazımdı içimden ruhuma eziyet edip duran zebaninin. Söylemek isteyip de söylemeye çekindiğim her şeyi yazmak istiyordum.

📌 Her hikâye anlatan kişinin zihnine, kalıtsal özelliklerine göre kurguladığı şeyler ve erişemediği arzularından bir kaçış değil midir?

Editör: Damla Güler Öztürk


© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube