INSTAGRAM’DAN NELER ÖĞRENDİM?




Sizi bilmem ama ben ne kadar saftirik bir insan olduğumu öğrendim. Resmen mal gibi yaşıyormuşum bu hayatı! Instagram kaç yıldır var, ancak mı öğrenebildin derseniz, bu batağa daha yeni düştüm derim. Yıllar önce herkes açıyor diye bir hesap almıştım. İki-üç günde sıkıldım, telefonda boşa yer kaplıyor, şarjımı çabuk bitiriyor diye sildim. Geçtiğimiz yıllarda hâlâ duruyor mu diye hesabıma tekrar girdim. Baktım bıraktığım gibi duruyor, kullanayım dedim. Yine sarmadı. Açıkçası doğal hâlinin ne olduğunu bildiğim insanların dibine kadar fotoşoplu ve filtreli fotoğraflarına bakmanın cazip bir yanı yoktu. Ya da birbirine katlanamayan, aynı ortamda yarım saat kavga etmeden duramayan insanların “Aşkım, canım, can yoldaşım, hayat arkadaşım, bir tanem, hayatımın anlamı, evimin direği” paylaşımları hayli iticiydi. Hele de altlarına yazılan yorumların sahteliği… Baktım yıllardır sevdiğim insanlardan soğumaya başlıyorum, bıraktım telefonun köşesinde dursun. Arada birileri komik etiketler yolladığında açıp bakıyordum. Oğlum hesap istediğinde hemen “Al, senin olsun,” dedim. Bütün bildirimler bana geleceği için oğlum da olabileceği kadar güvende olacaktı. Ama tabi ki zamane veledi olduğundan bir süre sonra sıkıldı ve kendi hesabını açtı. Ben de eski hesabı geri aldım.


O zamanlar instagramı genelde hayvanlarla ilgili paylaşımlar için kullanıyordum açıkçası. Evlat edindiğim üç tane kemirgenim var ama o kadar ani oldu ki eve gelişleri, ne tavşan bakımından anlıyordum ne de ginepiglerden. Evcil hayvan sahipleri ne yedirir, nasıl temizler, nerede bakar diye sayfalarda gezindikçe kaptım bir şeyler. Açıkçası çok da faydalı oldu, petshop sahiplerinin dediklerine inansam tüylü çocuklarımı yaşatamazmışım.


Bir yazım için makyaj videoları izlerken kapıldığım hayret duygusu arttıkça arttı. Ne kadar saftirik olduğumu öğrenmem de o ana denk geliyor zaten. “Yok gibi” tip makyaj için insanlar tenine 7 (yazıyla YEDİ) farklı kozmetik sürüyordu! Ben evlenirken bile bir nemlendirici üstüne pudrayla geçiştirdik, kapatıcı bile kullanmadık. O katmanın altında insan nasıl nefes alır? Bir de cilt bakım ritüeli var, yedi kat makyajı silmek için yedi ayrı işlem yapıyorlar. Ömrünüzden ömür gider yemin ederim.


Bunlara baktıkça farklı şeyler çıkmaya başladı karşıma, göz, dudak ya da tırnak bakımı gibi. Aşırı parlak, aşırı frapan, aşırı iddialı renkleri kullanarak yaptıkları göz makyajları muhteşem duruyordu. Diyordum ki insanın böyle renkte gözleri olsa, ne sürse yakışır zaten. Sıradan siyah gözlere sahip bir insan olarak hasedimi böyle yutuyordum işte. Saftiriklik seviyemin birinci çinkosu: O gözler lensmiş. Hayatımda ilk ve son kez renkli lens kullandığım tarihin üstünden geçen on beş yılda teknoloji epey gelişmiş olmalı, bende korku filmi efekti veren lensler son derece gerçekçi ve doğal olmuş.


Bir de dudak makyajı var. Ben ruju sürüyorum ve çıkıyorum. En fazla bir de dudak kalemi kullanıyorum. Zaten üst dudağım yamuk, ne yapayım makyaj seromonisini? Ama kazın ayağı öyle değilmiş. Önce ne olduğunu çözemediğim şeffaf bir sıvı damlatıyorlar. Sonra iki farklı renkte fondöten yediriliyor. Ardından ne olduğunu anlamadığım başka bir şeffaf sıvı. Sonra dudak kalemi, sonra iç çizgiler için ayrı, dış çizgiler için ayrı ruj sürüp fırçayla karıştırılıyor. En son da üzerine sim ya da parlatıcı. Maaşın yarısını bıraktık anlayacağınız. Ben bayan saftirik, onları izlerken ikinci çinkoyu ilan ediyorum: Bende böyle dolgun ve biçimli dudak olsa ruj falan sürmem, dudağın kendisi yeter. Meğer o dudaklar dolguymuş, üstelik kalıcı makyaj zımbırtısıyla dudak çizgisi yapılabiliyormuş.


Gözler lens, dudaklar şişirme, ben “Analar ne aslanlar doğuruyor be!” modundayken geldik tombalaya… Tırnak videoları… Öyle güzel süslenmiş tırnaklar var, zannedersiniz sanat eseri. Hatta biri gerçekten öyleydi, Yıldızlı Geceler tablosunu boyadılar. Oje sürenler bilir, hızlı kuruyan cinsten de alsanız, kurutucu sprey de sıksanız o ojeler kurumak bilmez. Öylece kalırsınız, çalan telefonu falan açarken şekilden şekile girersiniz, tam kurudu zannedip yatarsınız, sabah bir bakmışsınız çarşafın deseni tırnaklarınıza geçmiş. Kaç saat harcadıklarını çok merak ediyordum. Önce primer dedikleri bir şey sürüyorlar. Sonra parlatıcı. Ardından ojenin kendisi. Sonra ince uçlu fırçalarla desen yapılıyor, bunun için de en az 3-4 renk kullanılıyor. En son da üstüne koruyucu sürülüyor. Sadece iki kat sürülen oje bir saatten önce kurumuyorsa, altı kat oje kaç saatte kurur ki? Bir de tırnaklar nasıl uzun, pençe gibi. Ne yiyor, ne içiyor, ne sürüyorlar da kırılmadan o kadar uzayabiliyor? Son saftirikliğim bu. Onlar gerçek tırnak değilmiş. Protez tırnakmış. Ojeleri de makineye tutuyormuşsun, hemen kuruyormuş. Bu gerçeği otuz dokuz yaşımdayken öğrendim. Tombala!


Çok merak ettiğim başka bir konu da tırnakların sahiplerinin nasıl hayatta kaldığı. Çalışmanız mümkün değil, bir öğretmenin tahtaya yazı yazması, bir bankacının klavyenin tuşlarına basması, bir doktor ya da hemşirenin hastayı muayene etmesi, bir veterinerin köpeğe aşı yapması, bir kuaförün fön çekmesi mümkün değil. Ev hanımı olsanız, yatılı hizmetçinizin olması lazım. O tırnaklarla değil yemek yapmak, yemek yemeniz bile zor. Çocuğunuz var diyelim, o tırnaklarla mı okşayacaksınız başını? Duşa girseniz saçınızı şampuanlayamazsınız, tırnaklarınız yoluk yoluk yolar, koparır telleri. İnce çorap giymeye kalksanız hepsini kaçırırsınız, narin kıyafetlerinizse delik deşik olur giyip çıkarırken. Gerçekten aydınlatın beni, o tırnakların amacı ne ve nasıl hayatta kalıyorsunuz?


Normalde yazılarımda hep erkeklere sövüp sayarım, bu kez hemcinslerime girişeceğim. Hemşirelerim, siz deli misiniz? Kendinize bunu niye yapıyorsunuz? Bakın, kimsenin hayatına karışmıyorum ama bana mantıklı bir sebep gösterin. Hayatınızın ve gelirinizin yabana atılmayacak bir kısmını hangi motivasyonla acımadan savuruyorsunuz? Gerçekten ama gerçekten yapacağınız daha iyi bir şey yok mu?


Her neyse, günlük sinirlenme kotamı doldurduğuma göre ben gidip biraz kitap okuyayım. Sonra da makyaj yaparım belki, oğlumla Monopoly oynayacağız, bankacı imajımın altını çizmiş olurum.

© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube