© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube

En son güncellendiği tarih: 7 Nis 2019


Hayatın içinde yeterince var olma savaşı vermiyor muyuz sizce? Kim diyor peki kadın susmalı diye? Kadın gülmemeli, kadın çalışmamalı, kadın hamileyken sokağa çıkmamalı, kadın saçını kapatmalı, kadın saçını açmalı, kadın dediğin şöyle giyinir, yolda böyle yürür... Kim? Kimler? Sürekli kadın üzerinden oluşturulan algıdan bıkmadınız mı? Kadının gücünden korkan büyük bir kesim var. Toplumda var olmasını istemeyen. Kadının sesini kesmek için ellerinde imkân olsa belki her şeyi yapabilecek...


Kadın dediğin varlık hayatın içinde varlığıyla bir toplumun gücünü temsil eder. Dışa açılan yüzüdür hayatın. Korkulacak değil birlikte bir yolda yürünecek yol arkadaşıdır. Okutulup her alanda sesinin yükseldiğini gururla izlemelidir aklı başında bir toplum. Küçücük yaşta kız çocuklarının evlendirildiğine şahit oluyoruz hala ne üzücüdür ki. Gün geçmiyor bir tecavüz haberi gelmesin. Tecavüzcülerin serbest bırakılma haberleri can yakıyor. Bu yüzyılda maalesef hala bir suçlu kravat taktığı için iyi halden ceza indirimine gidilebiliyor. Yine ne üzücüdür ki kanunlar yetersiz kalmaktadır. Kadın cinayetlerinin ardı arkası kesilmiyor. Bazen haber izlemek insanı insanlığından utandırıyor. Evet, farkındayım çok kara bir tablo çizdim. Aslında az bile yazdım. Kıyısından köşesinden geçtim. Ayrıntıya girmedim. Yazılacak onca başlık varken bir ikisini seçtim. Bu bile insanın vicdan terazisini darma duman etmeye yetiyor. Tüm ahlakı değerleri yerle bir ediyor. Ahlaktan ahkâm kesebilmemiz, göğsümüzü gere gere konuşabilmemiz için toplumda önü kesilebilecek suçları kanunlarla destekleyebilmeliyiz. Toplumun kendi çarkındaki işleyişinde tüm bireylere görev düştüğü kadar o toplumdaki kadınlara, annelere de büyük görev düşüyor. Unutmayın bizler doğuruyor, bizler büyütüyoruz. Hamur bizlerin elinde şekil alıyor. Kız erkek ayrımı yapmamayı önce dört duvar arasında bizler başarmalıyız.


Ahlakı bir bütün olarak görebilmeliyiz. Ahlak tek başına hiç bir şey ifade etmez kelime anlamı dışında. Bireye bu bilinci doğru aşılamak gerekir. Ahlaklı bir insan olmak için dine gerek yoktur. Dinin bizlere mecbur kıldıkları ve Allah korkusuyla beslenmiş bir düşünce yapısının bir insana kazandırdığı şey ahlaklı olmak değildir. Cehennem korkusuyla bir suç işlemiyorsanız bu sizin ahlaklı değil korkaklığınızın göstergesidir. Korkularından, dininden, çevreden çekindiğinden, inanışından dolayı yapabileceklerinizi yapmıyor, ceza alabilme tedirginliğiyle kendinizi frenliyorsanız korkarım ki siz ahlaklı insan tanımına girmezsiniz. Ahlak tek bir başlık altında açıklanamaz. Doğduktan itibaren ailemizden gördüklerimiz, bize aşılananlar, çevremizin bize kattıkları ve kendi beyin süzgecimizden geçirdiklerimiz, dış etkenli olmasından öte içsel bir kazanım olduğuna inanıyorum. Ahlakın felsefi boyutu ise şu şekilde özetlenebilir; Ahlak Arapça'dan Türkçe'ye geçen ve Türkçe'deki, bir toplum içinde kişilerin uymak zorunda oldukları davranış biçimleri ve kuralları anlamına gelen bir kavramdır. Buna ek olarak zorundalığın mecburiyetin olmadığı bir yerde de kişi kendi içsel gücüyle kendine sınırlamalar getiriyorsa, belli bir bilinç düzeyinde tek başınayken bile o sağlıklı duruşunu, içsel adalet terazisini doğru tutuyorsa sistemsel o yapının dışında bir birey olarak duruşunu koruyorsa ahlaklı insan olma yolunda çok büyük bir adım atmıştır. Ya da ahlaklı insan tanımına karşılık gelmiştir diyebiliriz. Bir camide tabelada yazılan şu yazı çok güzel bir özettir; Çocuklarımıza ibadetleri öğretmeden önce ahlaklı olmayı öğretelim yoksa çocuklarımız ;


Namaz kılan bir hırsız, oruç tutan bir sapık, hacca giden bir yalancı, kurban kesen bir tefeci , şehadet getiren bir terörist olabilir. Ahlaklı bireyler yetiştirmek geleceğimizi ışıklandırmak, daha sağlıklı bir ruh hali ve toplum demektir. Kadın tecavüze uğradığında ne giydiğiyle ilgilenmek yerine suçun kendisiyle ilgilenen ahlaki yapısı güçlenmiş bireyler oluşmuş olur. Kısa yoldan zengin olmanın yolunu aramak yerine topluma faydalı bir bilim insanı olmayı tercih eden gençlerin sayısı çoğalır umarım... Sevdiğim bir sözle yazımı noktalamak istiyorum.” İnsan olmak ne din işidir, ne eğitim, ne para. İnsan olmak VİCDAN işidir .”


Editör: Kemal Albayrak