İSTEDİĞİM ZAMAN ÜZERİME ÇIKMAK ZORUNDASIN




Gelin şu insanlık tarihini biraz değiştirelim. Kybele’nin Panteon’daki yerini Zeus’a kaptırdığı zamana kadar gidelim yeter. Bakmışsın Amazonlar gücünü kaybetmemiş, insanlığın bana göre en büyük düşmanı olan Asurluları ortadan kaldırmış ve anaerkil düzeni yeryüzünde sürdürmeyi başarmış. Sami gelenekleri değil de Anadolu gelenekleri tüm dünyada kültür olarak hüküm sürüyor. Mesela kadın, avret yerleri olarak görülmüyor dünyada. O hâlâ bereketin, doğurganlığın yani yaşamın simgesi dünyada.


Asurlulardan neden özellikle bahsettiğime değinmekte fayda görüyorum. Asurlulara kadar kadın toplumsal yaşamın içindeydi. Ama onlarla beraber kadının yeri evinin duvarlarından ibaret olmaya başladı. Kadın toplumdan tamamen dışlandı. Onun görevi artık bir nevi kocasının hizmetkarı olmakla sınırlandı. Burada örtünme geleneğinden de bahsetmek gerekir. Biliyorsunuz ki Sümerlerde sadece tapınak fahişeleri örtünüyordu. Çünkü onlar Tanrı adına seks yapıyorlardı ve toplumda kutsal olarak kabul görülüyordu. Ancak Asurlular örtünmeyi önce evli kadınlarla sınırlandırdılar. Böylece geçmiş dönemde Tanrı adına örtünen (ve sevişen) kadın artık kocasıyla seks yapan biri olarak karşımıza çıktı. Bu örtünme olgusu zamanla diğer Sami kavimleriyle beraber reşit olan her kadına genişletilmiştir.


Sümer ve diğer Anadolu toplumlarında kadının kutsallığıyla ilgili bir-iki noktaya değinmekte fayda var. Mesela Kybele dolgun göğüslü olarak simgeleşmiştir. Yani hayat veren, bereket veren, kısaca yaşam veren. Ayrıca beni en çok etkileyen bir başka konu da hasat zamanında tarlalara bereket versin diye adet kanının saçılmasıdır. Günümüzde “Lütfen hijyenik pedleri siyah poşete koyun,” anlayışıyla karşılaştırdığımızda fikirsel olarak bizden ne kadar ileri oldukları değindiğim konu çok daha anlaşılır olmaktadır.


Geçmişin bu bakış açısının günümüzün değerleriyle bütünleştiğini bir düşünsenize. En basitinden gerdek gecesi bakir çıkmadı diye erkeği ailesinin yanına geri gönderip kirli diye yaftalamazlardı bence. Elinin kiri diye bir tabir hiç olmazdı hele. Erkek gücünden doğan savaşlar da bu kadar olmazdı diye düşünüyorum. Olsa olsa çeneyle başımızın etini yerlerdi belki ama günümüzün kötülüklerini düşündükçe bu kadarına razı olmak çok da kötü olmazdı.


Tabi bu derece pespembe bir tablo çizmek biraz ütopik olurdu. Mutlak güce sahip olan, aciz karşısında her zaman gücünü kullanmaktan haz alır. Günümüzün erkeklerinin kadınlara erkekliklerini ispatlama derdinde oluşu gibi, anaerkil düzende de kadınlar erkeklere kadınlıklarını ispatlamaya çalışacaktır. Tabi bunu gösterecekleri en uygun mekân yataktan başka bir yer olamaz.


Geçenlerde bir arkadaşımdan duyduğum şeyi aktarmak istiyorum. Çok samimi olduğu bir kadınla konuşuyormuş. Konuşuyormuş ama kadının bakışlarından tedirgin ve korkmuş olduğu da anlaşılıyormuş. Israr etmiş sıkıntısını öğrenmek için. Kız sormuş, “İstediğim zaman altıma yatmak zorundasın, nasıl bir hakarettir?” diye. Arkadaşım afallamış. “Nereden çıktı bu soru?” demiş. Söyleyenin kim olduğu malum. Kocası elbette.


Bunu bana anlattığından beri düşünürüm bu sözü. Tamam, sürekli kadın cinayetlerini, tecavüzleri, sarkıntılıkları duyarız medyadan. Ama bunlar nedense bize uzak olan şeyler olduğu için gerçekliğini tam olarak kestiremiyoruz. Ya da kestirmek aklımıza gelmiyor gelemiyor maalesef. Erkek nasıl olur da hayatını paylaştığı birine -ki bu da yanlış bir cümle oldu- eşi olsun, kız arkadaşı olsun fark etmez, nasıl erkekliğini ispat etmeye çalışır? Biz erkekler cinsel ilişkiden kadın kadar zevk almıyoruz diye mi bir şekilde gücümüzü ispat etmeye çalışıyoruz?


Maalesef etrafımızda bu durumda olan çok kadın var. Bu cümle her aklıma geldiğinde içim irkilir. Ve düşünürüm, şu an anaerkil bir düzen olsaydı, kadın şöyle bir cümle kurar mıydı: İstediğim zaman üstüme çıkmak zorundasın.


Serdar TÜRKŞEN


Ağustos 2020

© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube