İRLANDALI'DAN TETİKÇİ OLURSA / THE IRISHMAN

En son güncellendiği tarih: Nis 18



Tesadüfe inanır mısınız? Çağdaş Bey ile konuşurken bana: "Herkes The Irishman'den bahsediyor, seyrettiniz mi?" dedi. Bende: "Hayır" dedim. Aradan bir saat geçmedi, eşim: "Yeni bir film buldum, seyredelim mi? Kadro güzel" dedi. "Adı ne?" diye sordum. Gelen yanıt ile şok!!!! "The Irishman" cevabını duyunca heyecanla "Eveeettt" dedim ve filmi izledik.


Netflix için çekilen The Irisman'in yönetmen koltuğuna Oscar dahil ödüle doymayan Martin Scorsese oturmuş. Senaryosu ise Steven Zaillian imzası taşıyor ancak senaryo baştan aşağı ona ait değil. Filmin senaryosu 2004’te Charles Brandt’in yazdığı “I Heard You Painted Houses” adlı kitabından esinlenerek yazıldı. Kitabın Türkçesi, “Evleri Boyadığını Duydum”. “Evleri boyadığını duydum", mafyanın sıkça kullandığı bir ifade. Anlamı ise, vurulan kişinin vücudundan sıçrayan kanın duvarları ve zemini kana boyamasından ileri geliyor. Kadro ise tam seyirlik; Robert De Niro, Al Pacino, Joe Pesci, Harvey Keitel, Bobby Cannavale ve Anna Paquin gibi isimler. Hep yönetmenin ödülünden bahsediliyor ama baş roldeki 3 oyuncuda ödül konusunda yönetmenden aşağı kalmıyorlar. Ayrıca Harvey Keitel'ın Oscar'ı olmasa da Altın Portakal, Gotham gibi farklı ödüllere sahip.


Neredeyse 10 yıldır üzerinde çalışılan filmde zaman zaman birçok değişiklik yapılmış. İsmi bile çok defa değişmiş! 2017’de çekimleri başlayan filmin çekimleri 2018’de bitti. Toplam 319 sahnede çekilen film, 117 farklı mekanda geçiyor. Salisbury Mills, Hudson Vadisi, Suffern ve Mineola bunlardan yalnızca birkaçı. Film 3 saat 29 dakika sürüyor ama ben hiç fark etmedim. Bunun yanında film için ayrılan bütçeyi duyunca dudağınız uçuklayabilir. Filme ayrılan bütçe 159 milyon dolar. The Irishman, Scorsese’nin kariyerindeki en pahalı film oldu şüphesiz. Aynı zamanda yönettiği en uzun film. Ayrıca filmde genç bir rolü oynayan yaşlı oyuncular Robert De Niro, Al Pacino ve Joe Pesci’ye çekimler boyunca daha genç davranmaları için bir koç eşlik etti. ( genelde tersi olur ama gençliklerinin üzerinden çok geçti diye hatırlattılar herhalde) Şu an yaşları geçmiş olan bu başarılı oyuncuların genç görünüme sahip olması için ağır makyajlar yerine ‘computer-generated imagery’ (CGI) teknolojisi kullanıldı.


Konusuna gelirsek; biyografik suç türünde olan ABD yapımı The Irishman, bir mafya tetikçisi olan Frank Sheeran’ın hayatına odaklanıyor. II. Dünya Savaşında görev almış eski bir asker olan Frank Sheeran, yıllar boyu Bufalino suç örgütü için çalışmıştır. Birçok ünlü isim için dolandırıcılık, tetikçilik yapan ve ‘İrlandalı’ lakabı ile anılan Sheeran, aynı zamanda Internatinol Brotherhood of Teamsters işçi sendikası memurudur. Frank Sheeran’ın hayatından kesitlerin sunulduğu filmde, Amerikan tarihinin en gizemli suç olaylarından biri olan işçi lideri Jimmy Hoffa'nın ortadan kayboluşuna da değiniliyor. Ölüm haberinin kesinleşmesinden önce uzun bir süre kayıp olarak kalan ABD’nin en büyük sendikacılarından biri olan Jimmy Hoffa’nın hayatıyla ilgili sayısız komplo teorisi üretilmiştir. İsmi uzun süre gündemden düşmeyen sendikacının hayatı daha önce 1992 yapımı Hoffa ile beyaz perdeye aktarılmıştı. Danny DeVito’nun yönetmenliğinde çekilen filmin senaryosu David Mamet tarafından yazılmıştı. Danny DeVito, Jack Nicholson ve Armand Assante gibi oyuncuların rol aldığı film, 2 dalda Oscar adaylığı kazanmıştı. O dönemde seyretmiştim; birçok sahnesi hala aklımda. O da seyredilmesi gereken filmler arasında. Film, J.F. Kennedy suikastin den Jimmy Hoffa’nın kayboluşuna kadar hemen her şeyin bir şekilde tarihin şeffaf sayfalarına karalanıp bırakılması aslında.

Robert De Niro ve Al Pacino için diyecek bir şey yok; ama Joe Pesci uzun zamandır beğendiğim bir karakter / yardımcı oyuncu, aldığı ödüllerden de belli. Filmlerinin çoğunu beğenerek seyrettim ama en unutamadığım, Pesci denilince ilk aklıma gelen Cehennem Silahı serisindeki rolü.


Film, ABD’nin 112 yıllık tiyatrosu olan Belasco Tiyatrosunda da gösterilerek bir ilki gerçekleştirmiş oldu. Ayrıca Avrupa ülkelerinin bazılarında film sinema salonlarında da gösterildi. Filmin dağıtımını üstlenen Netflix, en büyük seyirci kitlesinin Asya’da olmasından dolayı filmi en çok Asya ülkelerinde pazarlayacağını duyurdu. Her ne olursa olsun bu internet filmi yine de yıllardır bekleniyordu, heyecanımız karşılığını buldu. Daha önce başarılı işlere imza atmış olan ekip bizi yanıltmadı. Süre uzun olunca ister istemez temponun düştüğü bölümler oluyor; zamanda geri dönüşler, geçiş sahneleri dikkat çekmiyor, akışı bozmuyor. Bu arada IMDb puanının 8,3 gibi yüksek bir puan olduğunu ve +16 yaş uyarısının bulunduğunu hatırlatmadan geçmeyelim.


Entrika, gizem, anlatı yayı açısından izleyicinin bu evreni ve atmosferi deneyimlemesini istiyor. Öyküyü yavaşlatıyor, ayrıntılara giriyor, algılama zamanı tanıyor. Bu durağan, yavaş anlatımı sürdürerek seyirciyi şartlandırıyor. İzleyici bir şey olacağını hissediyor ama ne zaman olacağını kestiremiyor. Ayrıntılar izleyicinin odaklanmasını, dikkatinin sürmesini sağlıyor. Biyografi, dönem filmi sevenler, farklı bir mafya filmi izlemek isteyenler rahatlıkla izleyebilir.


Hangi filmi seçmiş olursanız olun, keyifli seyirleriniz olsun..



Editör: Kemal Albayrak

© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube