İNSANLIK DERS ALDI MI?


Son günlerde yaşananlarla tarihten ders almadığımız ortaya çıktı. Eğer insanlık deneyimlerinden ders almış olsaydı geçmişte yaşanan salgın olaylarındaki hatalar tekrarlanmaz ve Covid- 19 karşısında daha bilinçli olunurdu. Geçtiğimiz 100 yıl içinde birçok salgın oldu. Bunların en çok hasar verenleri: İspanyol Gribi (1918-1920 dünya çapında 50- 100 milyon kişi), Asya Gribi (1957- 1958 dünya çapında 2 milyon kişi), Hong Kong Gribi (1968- 1969 dünya çapında 1 milyon kişi), HIV/ AIDS (1960- günümüz 30 milyon üzeri). En çok hasar veren ve Covid-19’a en benzer olan, ekranlarda tıp uzmanlarının da sözünü ettiği İspanyol Gribine bakalım. İspanyol Gribi İspanyol gribi, 1918- 1920 yılları arasında H1N1 virüsünün ölümcül bir alt türünün yol açtığı grip salgınıdır. 500 Milyondan fazla kişiye bulaşması sonucu 18 ay içinde 50 ile 100-140 milyon arası insanın (o dönemde yaşayan dünya nüfusun %15’i) ölümüne sebep olarak insanlık tarihinde bilinen en büyük salgın olmuştur. Birinci Dünya Savaşı’nın son aylarında tüm dünyayı etkisi altına almış, hatta kimi tarihçilere göre dört yıl süren savaşın sona ermesinde önemli bir etken olmuştur. Veriler, 1918 yılının mart ayında baş gösteren salgının ilk altı ay içinde ciddiyetinin tam anlaşılamamasına ve dünyanın dört bir yanına yayılmasına rağmen, ağustos ayından itibaren uygulanan önlemlerle aralık ayı civarında kontrol altına alındığını gösteriyor ancak önlemlerin zamansız gevşetildiği ülkelerde virüs üçüncü bir dalga halinde yeniden yayılarak binlerce insanın daha ölümüne sebep oluyor ve 1920 yılına kadar devam ediyor. Birinci, ikinci ve üçüncü dalga: Nasıl başladı? İspanyol Gribi adıyla anılmasına rağmen tarihte kayıt altına alınmış ilk vaka, 1918 yılı 4 Mart günü ABD’de Kansas’da ortaya çıkıyor. Fuston kampında aşçı Albert Gitchel ateş, baş ağrısı ve öksürük şikayetiyle revire çıkıyor. Takip eden üç hafta içinde bu kamptaki 1.100 asker hastaneye kaldırılıyor ve daha binlercesi hastalığı ayakta geçiriyor. Hastalık Avrupa’da savaşın devam ettiği Fransa, İngiltere, İtalya ve savaşa girmese de İspanya’da hızla yayılıyor. Mayıs ayında Kuzey Afrika’da, daha sonra Hindistan’ın Bombay kentinde görülüyor, haziran ayında Çin, temmuzda Avustralya’daki ilk vakalar bildiriliyor. Ayrıca ilk dalga diye nitelenen bu dönemde hastalığın belirtileri hafif ve süresi kısa olduğu gibi öldürücülük oranı da normal mevsim griplerinden çok farklı değil. Bu yüzden hiçbir ülkede ciddi önlemler alınmıyor. Ağustos ayına gelindiğinde İspanyol Gribi ölümcül bir ikinci dalga olarak yeniden şahlanıyor. ABD, Avrupa ve Afrika limanları ve daha sonra Avrupa içindeki askeri hareketlilikler üzerinden yeniden yayılıyor. Altı haftaya yakın devam eden bu ikinci dalga Kuzey Amerika, Orta ve Güney Amerika’ya, eylülde Batı ve Güney Afrika’ya ve Avrupa’nın önemli bir kısmına yayılıyor. Buradan Rusya’ya ve onun üzerinden Asya’nın kuzeyine ulaşıyor ve kasım ayında Çin’de ikinci dalgaya yol açıyor. Hastalığın çok sayıda ölüme yol açması bir çok ülkede sıkı karantina, hijyen ve izleme önlemlerinin alınmasını beraberinde getiriyor ve 1918’in aralık ayına gelindiğinde dünyanın hemen hemen tamamında grip salgını durdurulmuş görünüyor. Ta ki Avustralya 1919 yılında güney yarım küre yaz mevsimini sürerken karantina önlemlerini kaldırıncaya kadar. Salgın yeniden canlanıyor ve buradan yine dünyaya yayılmaya başlıyor. Ocak sonunda savaş sonrası görüşmelerin sürdürüldüğü New York ve Paris, yeniden salgınla boğuşmaya başlıyor. Bu son dalga sırasında daha az sayıda kişi hastalansa da hastalığın aynı derecede öldürücü olduğu gözleniyor. 1919 Mayıs ayında tam pandeminin son bulduğu ilan edilmişken önlemlerin gevşemesiyle birlikte Japonya’da salgın yeniden baş gösteriyor ve 1920 yılına kadar sürüyor. Savaş zamanı birçok ülkede hükumetlerin ölüm ve vaka sayılarını açıklamayı reddetmesi nedeniyle hastalığın yaygınlığı ve öldürücülüğünün boyutları tam olarak anlaşılamadı. Koronavirüs salgınında olduğu gibi İspanyol Gribi pandemisinde de aşının ve bilinen bir tedavinin olmadığı ortamda salgını durdurmanın anahtarı önleyici tedbirlerin sıkı bir şekilde uygulanmasında idi. Pandemiye karşı ilk resmi önlemler hastalığın ilk ortaya çıkışından 6 ay sonra 1918 yılı ağustos ayında uygulanmaya başlandı. Birçok Avrupa ülkesinde şüpheli vakaların bildirilmesi zorunluluğu getirildi, okullar, yatılı okullar ve kışlalar gözlem altına alındı. İnsanların toplu bulunduğu mekanlar kapatılıyor, toplantılar yasaklanıyordu. Birçok ülkede kiliselerdeki Pazar ayinleri ya yasaklandı ya da çok kısa sürelerle sınırlandırıldı. Taşıma araçları, dükkanlar ve çevresinde toplanan kalabalıklara müdahale edildi. Sokaklar ile atölyeler, tiyatro ve sinemalar, kiliseler gibi kamusal alanların dezenfekte edilmesine başlandı. Sağlık yetkilileri ekonomik durumu daha kötü olanlara bedava sabun ve temiz su dağıtımına giriştiler, insan atıkları ve çöplerin temizlenmesi konusuna titizlik gösterildi, gıda ürünleri denetime tabi tutuldu, sokaklara tükürmek yasaklandı, suyun iyileştirici etkilerini anlatan bildiriler dağıtıldı. En çok etkilenen yerlerde cenaze törenleri iptal edildi. İki yıla yakın bir süreyle dünyanın dört bir yanında milyonlarca insanın ölümüne yol açan bir pandemi, yeni virüslerle karşı karşıya gelinen bugünün dünyasına birçok kıymetli ders bıraktı. Sağlık eğitimi, izolasyon, hijyen, vakaların izlenmesi gibi stratejilerin grip türlerinin yayılmasını engelleme konusundaki etkileri hep bu dersler arasında. İspanyol gribinin dalgalar halinde iki yıl devam edebilmesi ise bu önlemlerin zamanından önce gevşetilmesinin ağır maliyetini gösteriyor. İspanyol gribi ile ilgili notlar: *İspanyol gribinden Nazım Hikmet’in “Kuvayı Milliye Destanı” ve Metin Eloğlu’nun, “Lokman Hekimin Sev Dediği” şiirlerinde bahsedilir. *Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın “Hakka Sığındık” romanı, İspanyol nezlesi salgınının anlatılmasıyla başlar. *İlk başlarda hayvanlardan insanlara bulaştığı düşünülen hastalığın daha sonraları hava yolu ile bulaştığı fark edilmiş ve korunmak için maske takmanın önemi anlaşılmıştır. *Ünlü düşünür Max Weber de 1920 yılında bu hastalık nedeniyle hayatını kaybetmiştir. *Avusturyalı dışa vurumcu ressam Egon Schiele, 31 Ekim 1918 tarihinde 28 yaşında bu hastalık sebebiyle eşiyle beraber hayatını kaybetmiştir. *Fenerbahçe Spor Kulübü’nün 2 numaralı kurucu üyesi Şevkipaşazade Ayetullah Bey, 1919 yılının eylül ayında 31 yaşındayken bu hastalık sonucu hayatını kaybetmiştir. Hazırlayanlar: Melda Meriç- Özgün Onat

Editör: Demet Yener

© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube