İNSAN ELİYLE FACİA NASIL OLUR?


İnsan eliyle gerçekleştirilmiş en büyük felaket / facia: Çernobil Faciası.


26 Nisan 1986 tarihinde Sovyetler Birliği'ne bağlı Ukrayna Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'nin Pripyat şehri yakınlarındaki Çernobil Nükleer Santrali'nin 4 numaralı reaktöründe gerçekleşen nükleer kaza. Uluslararası Nükleer Olay Ölçeğinde en yüksek sınıflandırma oranı olan 7 ile ölçeklendirilmiştir. Bu sınıfta ölçeklendirilen yalnızca iki nükleer felaket bulunmaktadır. Bunlardan birisi Çernobil felaketi, diğeri ise 2011 yılında meydana gelen Fukuşima I Nükleer Santrali kazalarıdır.



20. yüzyılın en büyük nükleer kazası olarak da bilinen Çernobil faciasının üzerinden otuz dört yıl geçmiş ama bu felaketin izleri hala silinmemiştir. Kazadan sonra aşırı radyasyona maruz kalan binlerce insan hayatını kaybetmiş, etrafa ölüm saçan parçacıklar yüzünden sakat bebekler dünyaya gelmiş, bir tek SSCB değil, radyoaktif bulutlardan nasibini alan diğer ülkelerde de Çernobil’in etkileri açıkça görülmüştür.

Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan atom bombalarından 400 kat daha etkili olan faciadan sonra bölge boşaltılmış, 1970 yılında Çernobil Nükleer Santrali çalışanları için kurulmuş Pripyat kenti, kısa sürede hayalet şehre dönmüştür. Peki, sayısız insanın hayatını kabusa çeviren ve dünyanın en büyük felaketlerinden biri olan Çernobil nükleer kazası nasıl meydana gelmiştir? Bu kazanın ayrıntıları, insanlar üzerindeki etkileri nelerdir?

Kaza nükleer santralin 4 numaralı ünitesinde meydana geldi. Santralın 4. ünitesi rutin bakıma alınacağı zaman, durdurma işlemleri sırasında güvenlik yönünden önemli olan elektrik kesilmesi ile ilgili özel bir deneyin yapılmak istenmesi nedeniyle kaza olmuştur. Kaza, operatörlerin tesis prosedürlerine aykırı hareket etmelerinin sonucu gerçekleşti. Acil soğutma sistemi devreden çıkarıldı. Operatörler, tesisi yeterli güvenlik önlemleri alınmadan ve prosedürü güvenlik personeli ile uygun şekilde koordine etmeden veya iletmeden, çok düşük güçte çalıştırdılar. Enerjinin yavaş yavaş kesilmesi gerekirken beklenmeyen bir enerjiyle karşılaşıldı. Güvenlik sistemleri de kapatıldığı için reaktörün acil durum sistemi çalışmadı ve sonunda büyük patlama meydana geldi. Bu enerji o kadar büyüktü ki reaktörün üzerindeki 1000 tonluk kapak havaya uçmuş ve ardından yine santralin üzerine düşmüştü. 31 kişinin orada, binlercesinin de daha sonra hayatını kaybedeceği kaza, işte böyle bir ihmalkarlık yüzünden meydana geldi.  Nükleer patlama sonrasında çevredeki yerleşim bölgeleri boşaltılmış, yiyecek-içecek temini başka bölgelerden sağlanmış ve insanlar evlerini bırakarak otobüslerle radyasyon alanından uzaklaştırılmıştı. Bütün bunlar, patlamanın etkilerini silmeye yetmemiş, binlerce insan kansere yakalanmıştı. Ayrıca Rusya ormanlarının büyük bölümü ve Ukrayna’daki tarım toprakları büyük ölçüde kirlenmişti.

Çernobil faciasından bir yıl sonra Marmara Bölgesi’ndeki kanser olayları iki katına çıkmış, Karadeniz Bölgesi’nde ise bu oran 1995 yılından sonra 3 katına ulaşmıştı.

Ukrayna’nın kuzeyinde Kiev’de yer alan terk edilmiş şehre bugün hala girmek yasaktır. Ayrıca radyasyon oranı normalden çok daha yüksek olan Çernobil’de binlerce yıl daha yaşanamayacağı bilinmektedir.

Bugün Çernobil’i görmek isteyenler, bölgeye düzenlenen turlarla hayalet şehri gezebiliyor. Tabii sadece 18 yaşını geçmiş kişilerin katılabildiği turlarda, uymanız gereken bazı kurallar bulunuyor. Mesela; şehirdeki hiçbir şeye dokunamıyor veya açık havada yeyip, içemiyorsunuz. Elinizdeki cihaz, radyasyon seviyesinin yüksek olduğunu gösterdiğinde ise oradan hemen uzaklaşmanız gerekiyor. Çünkü bölgedeki radyasyon, normalden çok daha yüksek ve sağlığınızı tehlikeye sokabiliyor.

Çernobil faciasını uzaktan izleyen bizler bile bu kazaya, nükleer santrallere ve yetkililere lanet okurken, felaketi yaşamış insanların acısını düşünmek bile imkansız geliyor. Ama Çernobil kazasının kurbanlarının hikayelerini öğrenmek ve bir nükleer santralin nasıl sonuçlara ulaşabileceğini daha iyi anlamak istiyorsanız, 2015 yılında Nobel Edebiyat Ödülü kazanmış, Svetlana Aleksiyeviç’in Çernobil’den Sesler: Bir Nükleer Felaketin Sözlü Tarihi isimli kitabını okumanızı öneririz. Yazarın Çernobillilerle yaptığı görüşmelerden derlediği bu kitap, insanların kazadan sonra yaşadıklarını açıkça gözler önüne seriyor. Küçücük çocuklarının ölümünü izlemek zorunda kalan anne-babaları, santrali kapatma çalışmalarında yer almış adamların gözü yaşlı eşlerini ve hayatları aniden allak bullak olmuş binlerce insanın felaketlerini, tanıkların gerçek hikayeleriyle gözler önüne seriyor.

Diğer Çernobil hakkındaki kitaplardan bazıları:

*Çernobil Duası-Geleceğin Tarihi / Svetlana Aleksiyeviç: Aleksiyeviç uzun bireysel monologları farklı seslerin duyulduğu bir kolaja dönüştüren özgün dokümanter tarzıyla, kendilerine nadiren konuşma fırsatı verilen, yaşantıları da çoğu zaman ülkenin resmi tarihine karışarak yitip giden sokaktaki insanların hikayelerini kayıt altına alıyor. Çernobil Duası’nda Aleksiyeviç, 26 Nisan 1986’da meydana gelen tarihin en feci nükleer reaktör kazasını odağına yerleştirerek trajediyi yaşamış insanların bireysel tanıklıklarını aktarıyor.  

*Çernobil - 01:23:40 / Andrew Leatherbarrow: Tam beş yıl süren bu araştırma, günümüzde hala terk edilmiş olan Pripyat şehri ve Çernobil bölgesinde yaşananları anlatırken, yazarın çektiği fotoğraflar ve santralin teknik şemalarıyla derinlik kazanıyor.

*Yağmur "Kıyamet Çiçeği" / Onur Aydın: Tarihin en büyük felaketlerinden biri; Çernobil Faciası! Çernobil'in kahramanları ve kurbanları... Destansı bir aşk hikayesi... Trabzonspor ve unutulmaz bir futbol sezonu 1996... Ve Kazım Koyuncu... Farklı yaşamlar, ortak kader, tek bir öykü... Aşk, fedakarlık, acılar, mutluluklar, umutlar ve ölümler... Etkisinden uzun süre kurtulunamayacak bir kitap...

© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube