© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube

İLK VE SON SOLUK



Hiç aklınıza geldi mi? Eğer ilk soluk ile son soluk alacağınız anları bilseydiniz ve size bunlar için seçme fırsatı verilseydi, ilk ve son soluğunuzu nerede alırdınız? İlk soluğunuzu deniz kenarında, gün batımında, varlıklı bir ailede, düşlerinizdeki gibi bir evde… Ya da son soluğunuzu sevgilinizin, ailenizin, en yakın arkadaşınızın, eşinizin, çocuğunuzun yanında veya tek başınıza iken… Belki de bir yanıtınız yok çünkü her şey yolundadır sizin için. Umarım hep böyle de sürer.


Peki size ilk ve son soluğunuzu "o istediğiniz anda" almanızı isteten ne olabilir? Duygular mı? Yaşadıklarınız mı yaşamak istedikleriniz mi? Yoksa yalnızca bir dilek olarak mı kalır? En mutlu, en huzurlu, en güçlü olduğunuzu düşündüğünüz, yaşadığınız an mı ya d?

Şimdi diyeceksiniz ki, "çok ütopik bir düş bu. Olması çok istenen bir durum." Evet, haklısınız. Ama yine de %50 şanısınız var biliyor musunuz? Ve bu oran hiç de azımsanacak bir oran değil. Yaşamda hangi olasılık bu orana sahip ki? Evet, onaylıyorum; ilk soluk için bu şans gitmiş olabilir ama ya son soluk için? Geçmedi. Süregelen durumda her şeyin daha iyisi için fırsatınız var. Önünüze çıkan fırsatları göz ardı etmeyerek, değerlendirerek, yönünüzü çevirerek çok başka son soluklara doğru yol alabilirsiniz. Neler yaşadığınızı, yaptığınızı, düşündüğünüzü şöyle bir durup değerlendirin ve de ne yaşamak, yapmak istediğinizi de. Önünüzdeki en büyük engel ne peki? Kendiniz. Kişinin en büyük düşmanının kendisi olacağı hiç usuna gelmez. Çevresindeki duvarların tuğlalarını kendisinin ördüğü, harcını karıp üzerine sıvadığını ve kimsenin aşmasına izin vermeyecek tuzaklarla, uzaklıklarla doldurduğunu düşünmez. Düşünemez de çoğu süre. Çünkü "çevrem ne der? Bu yaşta olur mu? Aman benden geçti. Dayımız yok. Paramız yok." sözleri, sizi düşlerinizden, umutlarınızdan alıkoyar, enerjinizi boşa tüketmenize ve herkesin istemediği ama herkesin öyle olması için birbirine baskı uyguladığı bir yaşamı yaşarken bulur kişi kendini. Sonuç? Geri kalan o %50 de böylelikle gitmiş oldu. Buna dur demek için neden geç olsun ki? Bu yazıyı okuduğunuza göre yaşıyorsunuz demektir. Çevrenizdeki kişilerin sizin gerçek kişiliğinizi kaldıramayacağını düşündüren nedir? Önyargılar, kınama, toplumsal baskı, aile baskısı, eş dost yitirme korkusu? Peki ama neden olumsuz sorular hep? Neden kendinizin daha iyisi olabileceğinize inanmamak? Çevrenizdekilerin sizi alkışlayacağını, size beğeni ile bakacağını, sizi örnek göstereceğini, kutlayacağını düşünmez de kendinize acı çektirirsiniz? Neden?


Ne için geç kalmış olabilirsiniz bir düşünelim. Yeni bir beceri öğrenmek? Yurtiçi veya yurtdışı gezileri? Yeni arkadaşlar, sosyal bir yaşam? Attığınız adımları artık düşünerek atmak ve yalansız dolansız bir yaşam yaşamak? Spora başlamak? Yemek yapmayı öğrenmek? Betik yazmak? Daha iyi bir yere taşınmak? İyi bir işe girmek? Çocuğunla daha iyi ilişkiler kurmak? Gururu, büyüklenmeyi bırakmak? Kişilere içtenlikle yaklaşmak, yardım etmek, konuşmak? Kısacası hangi durum için geç kalmış olabilirsiniz? Sizi, son soluğunuzu vermeyi düşlediğiniz, istediğiniz herhangi bir andan alıkoyacak engeli sizden başka kim koyabilir önünüze? Hiç kimse. Çok uç noktada örnekler doğal olarak var. Ancak öyle bir durumda olmayanlar için aşman gereken tek engel;


Sensin.

Senin takıntıların.

Senin düşüncelerin.

Senin ördüğün duvarlar.

Senin geçmişte kaçmasına izin verdiğin fırsatlar ve dahası.


Evren, kişioğlunun buyruğuna sunulmuştur. Ondan nasıl iyi ya da kötü işler çıkaracağınız ise tümüyle size bağlı. Engel üretmek yerine, etkili çözümler üretin. Sizin için neyin iyi olduğunu en iyi siz bilebilirsiniz çünkü kimse kimseyi %100 tanıyamaz, bilemez, anlayamaz, çözümleyemez. Son soluğunuzun bir sonraki saniye olmayacağını kimse bilemez. Siz de içinde olmak üzere.


Sizden daha iyi olacak biri varsa, bu yine sizsiniz. Çünkü herkesin yetisi, bakışı, kavrayışı, haz alışı, olaylara yaklaşım tarzı başkadır. Lütfen, kendinizin daha iyisi olma yürekliliğini gösterin. Bunu kendinize borçlusunuz.