IŞIK ELÇİ İLE SÖYLEŞİ

En son güncellendiği tarih: 8 Ara 2019


-Işık Elçi'yi sizin cümlelerinizle tanıyalım.



-Çocukluktan beri hayali yazar olmak olan biriydim. İktisat eğitimini yarım bırakarak yazarlık eğitimi aldım. 16 yıldır roman, tasavvuf ve kişisel gelişim alanlarında yazıyorum. Ayrıca psikoloji lisans mezunuyum. 


-Neden iktisat eğitimini bırakıp dramatik yazarlık eğitimi aldınız?


-Kalbimin sesini dinledim. Beni gerçekten mutlu edecek şeyi yapmaya karar verdim. Çok şükür 16 yıldır bir kez bile bu kararımdan pişman olmadım, daim olsun inşallah.





-Ben biliyorum ama bilmeyen okurlarımız için NLP nedir? Yeterince önem verilmediğini düşünüyorum siz ne dersiniz?


-Nlp gerçekten muazzam bir bilgidir. Bilinçaltı düzlemde pek çok sistemden modelleme çalışması yapılarak oluşturulmuştur. Kısaca ifade etmek gerekirse ; Nlp hayatı nasıl algıladığımız ya da nasıl düşündüğümüz ile ilgilidir. Nlp, sinir dili programıdır. Açılımına bakacak olursak tanımı daha da net olacaktır.


Neuro; nörolojik sistem, vücudumuzun fiziksel fonksiyonlarını nasıl yerine getirdiği ve beş duyu organımızdan gelen bilgileri nasıl işlediğimiz ile ilgilidir.


Linguistic ; kendimizle ve çevremizle nasıl iletişim kuruyoruz, kullandığımız dile bağlı olarak oluşan etkileri ele alır. 


Programming ise arzu edilen değişikleri gerçekleştirmek için, dil, duygu, düşünce ve davranışlarımız üzerinde, bilinçaltı düzlemde yeniden verilerin düzenlemesidir. Deneyimi yaşayan kişi bu deneyimi beş duyu ile algılar, baskın duyusuna göre filtreler ve dille anlamlandırır. Bu bir program halinde bilinçaltına yerleşir. Her deneyimin bir barkodu olduğunu düşünebilirsiniz. Hani aldığımız ürünlerin üzerinde siyah çizgiler ve numaralardan oluşan, işte her anı bilinçaltımızda kendine özgü barkodu ile kodlanır. İşte bu yanlış kodları değiştirmek üzerine etkili teknikleri içerir. 

-Gelelim rüyalara, rüya nedir?


Rüya, uykunun REM evresi denilen hızlı göz hareketi evresi ile bağlantılı hem işitsel, hem görsel  hem de duygular bütünüdür.

 Rüyaların tam olarak hala gizemi çözülebilmiş değil. Rüyalara bütüncül bakmak lazım. Bilinçaltından gelen rüyaları , kişiye özel semboller dilini değerlendirirken, kişinin geçmiş deneyimleri, hedefleri, korkuları, inançları yaşadığı çevre ve aile hayatı düzleminde

yaklaşılmalı. Daha güçlü, daha mutlu , daha başarılı olmak mümkün. Bunlara engel durumlarda en etkili ve doğru bir şekilde rüyalarımızda ortaya çıkıyor. 


Bana göre rüyalar kişi hatırlasın ya da hatırlamasın, bilinçaltı düzlemde blokaj  haline gelmiş duyguları şifalandırırken, kişinin yaşamda başarılı bir şekilde ilerlemesini sağlayan, yol haritasını hatırlatan en değerli araçlardan biri. Elbette, doğru bir yorum ile.  


- İnternete baktığınızda birçok rüya tabiri yapan site var; bunlar ne kadar doğru? Bu konuda yanlış yorum yapıp, rüya gören kişiyi negatif yönlendirmek doğru mu?


-Kesinlikle her rüya kişiye özeldir. Rüya hatırlayan kişinin rüyasındaki semboller tamamen kişiye göre değerlendirilir. Her sembolün anlamı hepimiz için aynı olsaydı, bir kişinin rüya hatırlaması o sembolü bir kişinin görmesi yeterli olurdu. Bir ağaç sembolü beş ayrı kişinin rüyası için beş ayrı anlama gelecektir. Bu yüzden genellikle de olumsuz anlamlar içeren sembollerin bulunduğu siteleri de yayınları da ruh sağlığımız için zihin sağlığımız için ciddi anlamda sakıncalı görüyorum .

- Siz görülen bir rüyayı yorumlarken negatif bir şey olsa bunu olduğu gibi belirtir misiniz yoksa karşı tarafı etkilememek için yumuşatır mısınız?


-Hayır, asla. İnsanın iradesi, seçimleri her an değişebilir ve o kişi bir karar ile hayatında pozitif yönde adımlar atmaya başlayabilir. Ben genellikle böyle durumlarda pozitif yaklaşmayı ya da en doğru şekilde ifade etmeyi seçiyorum. Örneğin kavga vs varsa "önümüzdeki günlerde sakin olmak sana çok şey kazandıracak" derim. 


-Sıradan rüya ile haberci rüya arasında ki fark nedir? Bunları nasıl ayırabiliriz?


-Her rüya özeldir. Çünkü bilinçaltı düzlemde bir duygusal blokajın çözülmesini sağlar ve kişiyi ruhsal ve zihinsel hatta fiziksel dahi şifalandırır. Bununla birlikte 

tekrar eden rüyalarımızı, merak ettiğimiz, unutmadığımız rüyalarımızı mutlaka bir uzmana danışmalıyız.

- Sizce rüyalarımızı etkileyen nedir? Geçmişte yaşananlar mı, günlük problemler mi, gelecek kaygısı ya da gelecek için isteklerimiz mi?


- Deneyimler, çocukluk döneminde yaşananlar, korkular, beklentiler, hayata bakış açımız hatta yaşamda sorumluluk alan biri ile almayan biri arasında rüyalarında inanılmaz farklılıklar olduğunu görüyoruz. Yaşam şeklimiz geç yatmak, alkol vs. hepsi bu süreci etkiler. Bu yüzden rüyalar kişiye özeldir. 

- Eğitimci olmanın, yetişkinlere eğitim vermenin zor yanları ne?


-Meslek hayatımda her zaman kendimi geliştirdim. Hiçlik felsefesi ile hareket edince bardağı sürekli doldurmak öğrenmek, araştırmak işimi geliştirdi. Birbirinden özgün kitaplara ve eğitimlere vesile oldu. Açıkçası zorluk yaşadım diyemem. Belki de severek yaptığım ve kendimi adadığım şeyin "herkesin hayrına olması dileğim" bunu kolay kılmış oldu. Bir de çok değerli büyüklerimin bana desteği de bu yolu kolaylaştırdı.


-Televizyon programları da yapmışsınız, konuk olmuşsunuz. Bilgilerinizi daha geniş kitlelere aktarmak için televizyon iyi bir araç ama bire bir canlı eğitim, sınıf kadar verimli mi? Ne de olsa TV tek taraflı geri dönüşüm alamıyorsunuz.


-Televizyon çok şey kattı. Bence kendimizi doğru bir şekilde anlattığımız her mecra bizler için gerekli. Bir kişi yerine binlerce kişiye ulaşmak, onlarla bir araya gelmeden onların hayatında kelebek dokunuşlarına aracı olmak. Harika bir deneyim ve süreçti benim için. 

Televizyon ve eğitimler içerik olarak birbirinden  farklı. Hepsi kendi çizgisinde olumlu. 

- 2010 yılında 40 Altın Başarı ve Hizmet Kalite Ödülünü aldığınızda ne hissettiniz?


-Çok mutlu oldum. Zamanında çok sıkıntı yaşamış bu toplumun genciydim. Meslek hayatımda geldiğim noktada gençlere dokunabilmek, eğitime katkı sağlamak yaşadığımız en tarifsiz sevinçti açıkçası. Hala da sosyal sorumluluk projelerimiz devam ediyor.

- Bilgilerinizi kitap olarak yazmaya ne zaman karar verdiniz?


-İlk kitabım 2003 yılında çıktı. Yazmaya lise yıllarında karar vermiştim. Çünkü düşündüğümde beni tek mutlu eden şey yazmaktı. Sonuca odaklı değil yazmaya odaklı oldum. Öyle olunca ortaya sevgi ile yapılmış güzel eserler çıkıyor ulaşması gereken okuyucuya ulaşıyor. Yani yazarken maddi ya da başka kaygılar içinde olmadım. 


- Sizin için "Hayat" nedir?


Benim için yaşam değiştiremeyeceğin şeyleri ( mutlak kader ) kabul edip, o malzemeyi  en güzel şekilde kullanmak, dönüştürmek, kendi yaşamına verdiğin emeğin hayata ve bütüne de katkı sağlaması. Yani, üretmek, katkı sağlamak ve sevdiklerimle olmak.

-Gerçekten ruh eşimiz var mı? Doğru kişi olduğunu nasıl anlayacağız?


Doğru kişiyi bulmadan önce hayatımıza gelecek kişi için biz doğru kişi miyiz kendimize bunu sormamız gerekiyor. Kendimizi geliştirdikçe, keşfettikçe başkasına hayatımızda yer açabiliriz. Bir insan kendini sevmeden, insanı, hayvanı doğayı sevmeden bire bir bir ilişkide gerçek anlamda sevgiyi yaşayamaz diye düşünüyorum. Ancak kendimizde olanı verebiliriz, kendimizde olanı hayatımıza alabiliriz. Yoksa beklentiye dayalı sonuçta da hayal kırıklığı yaşanan ilişkiler içinde oluruz.

- 2005 yılında yazdığınız "Eş Ruhumun Eş Zamanı" kitabınızın 2012'de film uyarlamasını yapmışsınız. Film uyarlamasına nasıl karar verdiniz? Kitapla bire bir aynı mı? ( çoğu zaman uyarlamalar kitaptan farklı oluyor)  


Elbette birebir olmadı. Kitap çok daha güzeldi. Film olması baştan düşünülen bir şey değildi. Süreç belirledi diyebiliriz.


-Oyunculuk, yazarlık eğitimi aldınız ama senaryo yazmak, film çekmek farklı; hiç başarısız olmaktan korkmadınız mı?


-Senaryo yazarlığı eğitimi de aldım. Dediğim gibi  her zaman bardağı doldurmak mesele; oldum dersek olduğumuz yerde kalırız. Bilgi, sezgi, akıl ve yetenek bir arada olmalı ki kişi kendini yenilesin. Yaptığı şey orijinal olsun.  Elbette, benim korkularım oldu. Ama asla geri adım atmadım. Sonuca odaklı yaşamıyorum, benim için başarı ya da başarısızlık diye bir şey yok, deneyim var. Mesela film çok gişe getirmedi. Ama benim için onun hayata geçmesi o süreç güzel bir deneyimdi. "Başarısız oldum" demedim. Bu deneyim bir daha böyle bir süreç içerisinde olursam bana neyi yapıp yapmayacağımı gösterdi. 


- Fragmanda "Kendiniz olmak için nelerden vazgeçersiniz?" diyor. Kendiniz olmak için, ruh eşiniz için bir şeylerden vazgeçmek ne kadar doğru? Vazgeçtiklerimiz olmadan biz gene aynı biz olur muyuz?


-Burada biri için kendinden geçmekten bahsedilmiyor. Tam tersi kendin olmanı engelleyen nelerden vazgeçebilirsin? Mesela korkularına rağmen yürümeye devam edebilir misin ? Kanayan bir parmağın varsa ve bu acı veriyorsa kesip atabilir misin? Çoğu insan kendine putlar yaratmış. Bu putlara bağımlı yaşıyorlar. Bunlardan vazgeçebilmek gerçek güç. 


-Sizce önce ne; iş, aile, ruh eşiniz vb.?


Ben önce insanım ( kulum ), sonra kadın, sonra anneyim. Önceliğim kul olarak sorumluluklarım.

-Eğitimler, seminerler, geziler, yazarlık derken aynı zamanda anne olmak zor değil mi?


-Çok keyifli. Ama bunu bir de çocuklara sormak lazım. Her şeyin başı sevgi. Tekrar gibi olacak ama işimi seviyorum işim hayatımın bir parçası beni besliyor durum böyle olunca da zorluk hayır yaşamıyorum. Ama bana ütü demeyin :-)

- Bu konularda eşiniz de size destek oluyor mu?


-Eşim yok... İki çocuğum var ve inanılmaz destek oluyorlar. Allah ikisinden de razı olsun.

- Bu kadar yoğunken birde gazete- dergi- internet yazarlığına nasıl vakit ayırıyorsunuz?

- Hobileriniz neler, bu koşturmaca içinde hobilerinize zaman ayırabiliyor musunuz?


-Doğa aşığıyım mutlaka seyahat eder yeni yerler keşfederim Okurum, eksik gördüğüm şeyler varsa kendimde eğitim alırım. Ailemle birlikte olurum.

- Ne tür filmler izliyorsunuz? En son izlediğiniz film hangisi?


-Biyografi. En son Laurel ile Hardy filmini izledim.

- Okuduğunuz kitaplar ne tür, sevdiğiniz yazarlar kimler?


-Wirginia Woolf  en sevdiğim yazar. Tür ayırmam, kısıtlamak hoşuma gitmez. Yazar ayrımı da yapmam. Konu, hikaye beni cezbeder. 


-Hiç kitabınızı okumamış bir okura hangi kitabınızı okumasını tavsiye edesiniz?  


-Aşk Yanılgısı, ve Tanrı'dan geleni söyle.

-Yeni projeleriniz var mı?


-Evet, "Kişisel Gelişim mi Kişisel Gerilim mi?" tek kişilik gösterim ve 2020 şubat ayında çıkacak olan ergen anne ve babalar kitabım var.

-Facebook’ta ki kitap grupları hakkında ne düşünüyorsunuz? Okuma oranının artmasına katkıları var mı? Yoksa boşa zaman kaybı mı?


-Ben çok şey öğrendim. Çok güzel ve değerli bir oluşum. Her grubun kendi kimyası var. Kitapla ilgili olan hiçbir şey boş olmaz bence.

-Okurlarımıza iletmek istediğiniz son söz:


-Bence artık tanışmalıyız, sen ne dersin?


Hazırlayan: Özgün Onat

© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube