HUYSUZ VE TATLI VİRJİN



Kadın cinayetleri ile anılan bir ülke olma yolunda ilerlerken ve bunun bir türlü çözümü, cezası bulunamazken, bir kadın geçti bu dünyadan. O öyle bir kadındı ki sivri dilli, hafif meşrep hali kadınlara düşman, erkeklere dost. Eteğini savurması yeterdi dişiliğini göstermeye ve iki saç savuruşu yeterdi sözünü dinletmeye. Özü sözü bir Rum kadını “Huysuz Virjin”di o.


Huysuz Virjin, Seyfi'nin "Kadın" tarafıydı. Ekmeğini kadın olmakla çıkaran, sanatını kadın rolüne girerek icra eden bir erkekti aslında. Yıllarca eleştirildi sansürlendi. Ağız dolusu küfürler edildi adına. Çünkü toplum buna hazır değildi. Toplum hazır değildi bir erkeğin kadın kılığında şov yapmasına. Toplum hazır değildi bir erkeğin kadın kılığında dans etmesine. Ve toplum hazır değildi bir erkeğin kadın gibi giyinip süslenmesine. Ve toplum buna hiç bir zaman da hazır olmadı. Olamadı da... Çünkü toplum bir erkeği elinde sopa, belinde silahla görmeye alışkındı. Çünkü toplum, kadını erkeğin arkasından giden karnında sıpası, belinde sopası olan bir meta olarak görmeye alışkındı. Bir erkeğin sahnede şuh bir kadını canlandırması erkeğin onuruna dokunuyordu. Oysa Huysuz Virjin'in erkek olduğunu bilenler bile onun özel hayatına sızmak ve onunla cinselllik yaşamak istediler. Huysuz’u hem ayıpladılar, hem de peşinden koştular. Huysuz Virjin bir roldü aslında. Var olan ve kabul edilmeyen dişi enerjinin bir erkek tarafından bürünülen rolüydü. Çok acayip değil mi?


Eril kimlikler tarafından kabul görmeyen kadının en doğal tarafıydı Huysuz Virjin. Ama sahne de onu en çok izleyenler de yine erkeklerdi. Sahnede izlediği ele avuca sığmayan, frapan ve arsız bu kadın kendi ailesinden biri olsaydı neler yaşanırdı kim bilir?


Her gün şiddet, hakaret ve sonu elbette ki ölüm. Ama böyle bir kadını sahnede izlemek, gülmek, eğlenmek ve sonrasında ardından küfür edip aşağılamak normal(!) Seyfi Dursunoğlu sanat yapayım derken aslında çok başka bir şey daha yaptı. Bir kadının en derinlerinde yatan kendi doğasını dışarı çıkarttı. Onu gözler önüne serdi. Her kadının içinde sakladığı güzelliği, cilveyi, işveyi, oryantal tavrını; bazen kavgacı ve çirkefliği, öfkeyi, mahareti, dişiliği sergiledi. Yanlış da değildi aslında. Her kadının içinde bir huysuz yatar. Ve her kadın cesaret edip içindeki “Katina”ları Huysuz Virjin'leri dışarı çıkaramaz. İşte belki de bu yüzden çok severiz, kendimize yakın buluruz bu karakteri.


Kimisi sanat der, kimisi para der Seyfi Dursunoğlu'nun yaptığı işe. Ama bana kalırsa da kadına övgü yapar sergilediği karakterle. Kadınların erkek olmak istediği bir dönemden geçiyoruz. Kadınlar kadın gibi yaşayamıyor artık toplumda ve örneklerini de sık sık görür olduk cinsiyet değişimlerinin. Maalesef Huysuz Virjin "Kadınlığın" en son örneğiydi belki de. Huysuz Virjin anılarımızda her zaman yaşayacak.


Seyfi Dursunoğlu, Huysuz Virjin ve Katina'sı ile bizlerin yüzünü güldürmek ve eğlendirmekle kalmadı, büyük bir farkındalık yarattı. Süslü, bakımlı; özgüvenli, özgür, kendini ezdirmeyen; dans etmeyi seven her zaman dimdik duran bir kadını bizlere miras olarak bıraktı…


Elleri öpülesi büyük ustayı, saygı sevgi ve rahmetle anıyorum. Onu hiç unutmayacağız…



Editör: Uğurcan UYGUN


© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube