© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube

HOŞ GELDİN BAHAR, LA LA LA…


Yaşamı google üzerinden izleyenler için, geçtiğimiz günlerde bahar gündönümü doodle yapılarak, dünyanın bu yarıküresinin, bu yıl da bahara eriştiği müjdelendi. Yüzünü ekrana gömmeyen eski usûlcülerse, zaten cemreleri saya saya bu müjdeye vâkıftılar. Evet, bu yıl da, Ârif Sâmi Toker’in divan şairi Nedîm’in şiirine nihavend bir beste giydirdiği şarkısındaki gibi, “Erişti nev-bahar eyyâmı, açıldı gül-i gülşen”.


İnsan yaradılışının özelliği midir, bilmem ama pek çok şeye anlam yüklemeyi severiz. Yeni yılın gelişi, yeni bir eve veya şehre taşınma, başlangıçlar, bitişler… İlkbahar da bu anlam yüklemeden payını en yüksek oranda alanlardan. Baharla birlikte soğuktan, loş karanlıktan, uzun gecelerden kurtulup, aydınlık ve ılık günler yaşamaya başlarız.


Derdimizin, tasamızın da o loş karanlık, soğuk günlerde kalacağına inanırız. Bence baharın kıpır kıpır, ışıltılı ve sevimli görünümüne en çok uyan şarkılar 70’li yılların naif pop şarkılarıdır. Yazının başlığındaki Yeliz şarkısı “Hoş geldin bahar” benim her dönem sevdiğim, dinlemekten sıkılmadığım, eğlenceli bir plâktır. Çiğdem Talû’nun Almanca bir şarkıya yazdığı bu umut ve neşe dolu sözler, dinledikçe keyif verici bir özelliğe sahip. 1974 yılında yayımlanan bu plâk, aynı zamanda müzik dünyamıza Yeliz’in doğuşunu ilân eden ilk plâğı. Bu şarkının arkasından İlhan İrem’in 1976 yılında yayımlanan ilk albümünde yer alan enstrümantâl şarkısı “Bahara özlem” de dinlenirse, baharın o coşkulu havası iyice hissedilebilir.


Seyyal Taner’in söylediği “Bugün ilkbahar” da, tam bu coşkulu havayı yansıtanlardandır.

“İşte yeni bir gün daha, bugün ilkbahar.

Çık, dolaş biraz; sabah kadar güzel kızlar var, dışarıda”

sözleriyle, hüzzam makamındaki “Bahar geldi beyim, evde durulmaz” şarkısının 1978 versiyonu gibidir. Ancak şarkı plâk yapılmamış, Seyyal Taner tarafından sadece TRT ekranlarında seslendirilmişti. Bu şarkıda da söylendiği gibi, baharın kodlarımıza işleniş biçimi çokça da aşk üzerinden. Bahar gelince, Aysel Gürel’in yazdığı gibi “Damarlarımda yine aşk var, gözlerim yine bir mânâlı” dememiz gerekiyor sanki. Hem zaten Bülent Ortaçgil de, 1974 yılında yayımlanan ilk albümünde benzer şeyler söylememiş mi?


“Bahar geldi, kendimi seçtim

Kuşlar uçtu, kendimi aştım

Seni ben yanımda bulunca,

Değiştim, güzelleştim.”


Yani şarkılara göre, baharın gelişi aşkın da gelmesi demek; matematiksel olarak gerek ve yeter şart bu. Hatta 1971 yılında piyasaya çıkan 45liği “Bahar şarkısı”nda Yasemin Kumral, ilkbahar gelince döneceğim deyip hâlâ ortalarda görünmeyen sevgilisine sitem eder. 1971 yılından başka bir plâkta ise, Hülya, bahar gelince eski yaralarının yenilendiğini anlatır. Hülya’nın sadece sözleri Karacaoğlan’a ait “Bahar” isimli şarkısının yer aldığı bu ilk 45liği değil, tüm plâkları çok güzeldir. Keşke şarkı söylemeyi bırakmasaydı dediğim seslerdendir.


1975 yılında yaptıkları üçüncü 45likte Cici Kızlar’ın seslendirdiği Azeri türkü, “Gülebilmez gülüm, bahar sensiz” nedense çocukken çok sevdiğim bir şarkıydı. 12 yaşında aşkı ya da baharla ilişkisini çözmüş olamayacağıma göre şarkının melodisini seviyordum sanırım. Ali Rıza Binboğa’nın şarkısı “Baharı beklerim” ise, hiç lâfı dolandırmadan, sevgiliye direkt olarak “baharım sensin” der. Binboğa, 1978 yılında bu şarkıyla Eurovision Şarkı Yarışması Türkiye seçmelerine katılmış, sonra da 45lik olarak piyasaya sürmüştü.


Selahattin Pınar’ın çok sevilen hicâz şarkısı “Bir bahar akşamı” Barış Manço’nun 1974 yılında yayımlanan 45liğinin A yüzü şarkısıdır. Şarkının sözlerini yazan Fuat Edip Baksı’nın hikâyesi iç burksa da, Barış Manço çok güzel bir rock düzenlemeyle şarkıyı alışılagelenden öteye götürmüştür. Gönül Yazar’ın 45liğinden dinlediğim nihavend Yıldırım Gürses şarkısı “Aşkım bahardı, ümitler vardı”, baharda bulunan sevgililerin bahardan sonra gideceğinin de habercisi sanki. Bazen de bahar oluyor ama aşk olmuyor. Ertan Anapa’nın 1969 yılı plâğında “Yine yalnızım bu bahar” dediği gibi. Bu duruma uygun başka bir bahar şarkısı da var;


“Bak yine geçti bahar, gül neylesin, neylesin”

Gelmeyince nazlı yar, yol neylesin, neylesin”


Bu şarkıyı 1973 yılı 45liğinde Vedat Çetinkaya’dan dinledikten sonra, bir Yeliz şarkısı daha çalabilirim. Yine bahar, yine ayrılık. “Aşkımızın üzerine kümelendi bulutlar” diye başlayan şarkı Yeliz’in 1977 yılında yayımlanan plâğı “Bahar yağmuru”ndan.

Belki de bahara çok anlam yüklemeye çalışmadan, hele aşkı zorla üstüne yıkmadan güneşli, ılık günlerin keyfini çıkartmak en doğrusu. Nükhet Duru’nun 1976 yılında söylediği gibi, “Isıt yak bizi güneş, öylesine özledik ki seni” dememiz yeterli belki de. Önce biraz ısınalım, gözlerimiz aydınlığa alışsın; belki sonra aşkı da yakalarız. Belli mi olur?...