HEYKEL NEREDEN DOĞDU?

En son güncellendiği tarih: Nis 18



Bu sefer değişik bir sanata el atalım dedik ve okuduğumuz; çok sevilen bir öykü veya masaldan yola çıkarak heykel sanatını sizin için araştırdık. Heykel veya heykelcilik sanatı yüzyıllar önce ortaya çıkan, çeşitli maddeleri estetik bir görüntü oluşturacak biçimde şekillendirerek duygu veya düşünceleri ifade etme sanatıdır. Maddelerin şekillendirilmesiyle ortaya çıkan bu sanat eserine heykel denir. Heykeller mermer, demir, tunç ve kil gibi maddelerden yapılabilir. Heykel sanatıyla uğraşan kişilere, bir veya daha fazla heykel oluşturmuş kişilere heykeltıraş denir. Heykel sanatı dünyanın en eski sanatlarından biridir ancak bu sanatın ne kadar eskiye dayandığı tam olarak bilinmemektedir. Çeşitli arkeolojik bulgularda mağara döneminde bile heykel sanatına dair izlere rastlanmıştır. Tarihi araştırmalara göre heykel sanatını dünyaya getiren asıl unsur inanç faktörüdür. Tarihteki ilk heykellerin ibadet amaçlı yapılan put gibi nesneler olduğu düşünülmektedir. Tarihteki ilk heykeller ağaç ve taştan yapılmıştır. Tarihte heykel sanatını şekillendiren ve günümüzdeki halini almasına yön veren 3 büyük heykel sanatı kültürü vardır: Mısır heykelciliği, Yunan heykelciliği ve Roma heykelciliği.


*Mısır’da Heykel Sanatı: Mezar anıtları ve çeşitli dini figürler ile başlayan Mısır heykelciliği en köklü heykel tarihlerinden birine sahiptir. Dünyanın en büyük heykellerinden biri olan Sfenks heykeli yüzyıllar önce Mısır’da yapılmıştır. *Yunan Heykel Sanatı: Yunan heykel sanatı kendi içinde üç bölüme ayrılmaktadır: Antik çağ, klasik çağ ve Helenistik çağ. -Antik çağda kil, taş ve kemik kullanılarak yapılan üç boyutlu estetik nesnelerin temelinde inanç faktörü yer almaktadır. Bu heykeller çoğunlukla Yunan tanrılarıdır. -Klasik çağda ise tanrı heykellerinin arttığı gözlemlenmiştir. Bu dönemin en ünlü heykeli fildişinden yapılan Athena heykelidir. -Helenistik çağda birçok sanat keskin hatlarla şekillenmeye başlamıştır ve bu dönemin en ünlü sanatı heykeldir. Helenistik çağda dış görünüşe ve gerçekçiliğe önem verilen, tanrıları, hükümdarları ve savaş kahramanlarını temsil eden çeşitli heykeller yapılmıştır. Bu dönemin ünlü eserleri arasında Venus de Milo ve Menelaos ile Patroklos gibi isimler yer almaktadır. Roma’da Heykel Sanatı: Romalılar heykel sanatında Yunan heykelciliğini taklit etmişlerdir. Özgün bir sanat anlayışına sahip olamamalarına rağmen bu alanda çeşitli eserler vermişlerdir. İstanbul’da Theodosius Dikilitaşı, bu eserlerden biridir ve Bizans döneminden kalmadır. Bu araştırmayı yapmamıza sebep olan hikâye:


ÜÇ HEYKEL HİKÂYESİ

İki komşu ülkenin hükümdarları birbirleriyle savaşmazlar, ama her fırsatta birbirlerini rahatsız ederlerdi. Doğum günleri, bayramlar da ilginç armağanlar göndererek karşıdakine zekâ gösterisi yapma fırsatlarıydı. Hükümdarlardan biri günün birinde ülkesinin en önemli heykeltıraşını huzuruna çağırdı. İstediği birer karış yüksekliğinde altından birbirlerine tıpatıp aynısı 3 insan heykeli yapmasıydı. Aralarında bir fark olacak ama bu farkı sadece İkisi bilecekti. Heykeller hazırlandı ve doğum gününde komşu ülke hükümdarına gönderildi. Heykellerin yanına bir mektup konmuştu. Heykelleri yaptıran hükümdar şöyle diyordu:


"Doğum gününü bu üç altın heykelle kutluyorum, bu üç heykel birbirine tıpatıp aynısı gibi görünebilir ama İçlerinden biri diğer ikisinden çok daha değerlidir. O heykeli bulunca bana haber ver. "Heykeli alan hükümdar önce heykelleri tarttırdı, üç altın heykelde gramına kadar eşitti. Ülkesinde sanattan anlayan ne kadar insan varsa çağırttı, hepsi de heykelleri büyük bir dikkatle incelediler. Ama aralarında bir fark göremediler. Günler geçti bütün ülke hükümdarın sıkıntısını duymuştu ve kimse çözüm bulamıyordu.


Sonunda hükümdarın fazla isyankâr olduğu için zindana attırdığı bir genç haber gönderdi. İyi okumuş akıllı ve zeki olan bu genç, hükümdarın bazı isteklerine karşı çıktığı için zindana atılmıştı. Başka çaresi olmayan hükümdar bu genci çağırttı. Genç önce heykelleri sıkı sıkıya inceledi, sonra çok ince bir tel getirilmesini istedi. Önce teli ilk heykelin kulağından soktu tel heykelin ağzından çıktı. Sonra ikinci heykele de aynı işlemi yaptı, tel bu kez diğer kulaktan çıktı. Son olarak üçüncü heykelde tel kulaktan girdi ama bir yerden dışarı çıkmadan ancak telin sığabileceği bir kanaldan kalp hizasına kadar iniyor oradan öteye gitmiyordu. Hükümdar heykelleri gönderen komşu hükümdara cevabı yazdı.

"1-Kulağından gireni ağzından çıkartan insan makbul değildir.

2- Bir kulağından giren diğer kulağından çıkıyorsa O insan da makbul değildir.

3- En değerli insan kulağından gireni yüreğine gömen insandır. Kulağından gireni yüreğine gömen tüm güzel insanlara selam olsun. Bu değerli hediyen için çok teşekkür ederim.”

© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube