HER SONBAHAR GELİŞİNDE…

En son güncellendiği tarih: Nis 20


Ediz Onay 1970 tarihli şarkısında “Eylülü hiç sevmem, gelsin de istemem” der. Çünkü sevgilisinden bir eylül ayında ayrılmıştır ve her eylül bunu anımsamaktadır. Hatta eylülü o kadar gözden çıkartmıştır ki, yıl onbir aya inmiştir. O dönem çok sevilen “Puerto montt”a Fecri Ebcioğlu tarafından yazılmıştır bu sözler. Ebcioğlu benzer konuyu işlediği “Sonbaharda gitme” şarkısında ise sevgiliye güneşsiz bir günde kendisini terk ettiği için sitem eder. Şarkı 1969 yılında Cantekin tarafından plâk yapılmıştı ve yayımlanan ilk plâğıydı. Yıldırım Gürses de 1969 yılında yayımlanmış plâğında aynı derdi çektiğini itiraf eder; “Her sonbahar gelişinde, sarı sarı yapraklarla kuru dallar arasında sen gelirsin aklıma” der. Gürses’in “Sonbahar rüzgârları” isimli şarkısı o kadar sevilmişti ki, pek çok şarkıcı plâk yapmıştı. Şarkının sevilmesi üzerine çekilen 1969 yapımı aynı isimli filmde sesi kullanılan ve son yıllarda tekrar keşfedilip iâde-i itibar gören Handan Kara’nın yanı sıra Ayten Candan versiyonlarını da severek dinlesem de, en sevdiğim hâli bestecisinin 45lik versiyonundaki aranjmanıdır. “Sonbahar rüzgârları” filmini izlediğimde 6-7 yaşlarında olmalıyım ve muhtemelen sinemanın en güzel kadınlarından Çolpan İlhan’la ilk karşılaştığım filmdi bu. Yarattığı nevrotik karakterden ne kadar ürktüğümü ama aynı zamanda bu çok güzel ve zarif kadına nasıl hayran olduğumu hâlâ çok net anımsıyorum. Sinemadan çıkarken, Çolpan İlhan’ı kalbimde Filiz Akın’ın yanına koymuştum bile. Şarkı ise yıllar içinde etkisinden hiçbir şey yitirmedi, hâlâ çok sevilen ve söylenen bir şarkıdır. En güzel versiyonlarından biri de, 1981 yılı “Sen mutlu ol” albümündeki Garo Mafyan’a ait caz tınılı aranjmanıyla Ajda Pekkan yorumudur. Gerçi bu albümün B yüzü bir bütün olarak muhteşemdir. Keşke sadece caz söylediği bir albüm yapsa…


Yazın uzun sıcak günlerinin ve insana mutluluk veren güneşin parlak ışınlarının yerini, Sezen Cumhur gibi söylersek, sararmış kuru yaprakların dallara veda ettiği serin günlerin almaya başladığı zamandır sonbahar. Çadırlar sökülmüş, pansiyonlar boşalmış, gökyüzü bulutlanmıştır. Yürekler ağırlaşmıştır çünkü bir yaz daha bitmektedir. Gündoğarken ismini ilk duyduğumuz 1986 yılı albümünden “Bir yaz daha bitiyor” bu duyguyu işte böyle anlatır. 1992 yılı Eurovision Şarkı Yarışması’nda Türkiye’yi temsil eden Aylin Vatankoş da, şarkısı “Yaz bitti”de “ister günahlarınla gel” dediği sevgilisini beklerken yazın geçiverdiğini anlatır. Yaz bitmiş, eylül gelmiştir artık. Eylüle dair belki de en ünlü şarkılardan biridir, “Eylülde gel”. Fecri Ebcioğlu bu kez, yaz tatilinin başlamasıyla ayrı düşen iki sevgilinin, eylül gelip de okullar açılınca yaşayacağı kavuşma sevincini anlatmaktadır. Alpay 1977 yılında plâk yaptığı bu şarkı için anılarında, şarkıyı sevmediğini ve söylemek istemediğini fakat Fecri Ebcioğlu çok ısrar edince kırmamak için kaydettiğini anlatır. Bu yüzden şarkı plâğın B yüzüne konmuştur. Ama piyasaya çıkınca o kadar çok sevilir ki, zamanla Alpay’ın en büyük hitlerinden biri hâline gelir.


Sonbahar şarkıları dendiğinde hemen aklıma gelen bir Bora Ayanoğlu şarkısı vardır. Üniversiteye başladığım 1980 yılında çıkan, Zerrin Özer’in “Sevgiler” albümü o yıl en sevdiğim albümlerdendi. Kapağı bir Aznavour albümünden neredeyse birebir kopyalanmış olan bu muhteşem bir albümde hiç boş şarkı yoktur. O albümdeki hit şarkılar sayılırken pek kimsenin aklına gelmez ama “Her sonbahar” benim çok sevdiklerimdendir.


“Havada yağmur, gözlerde yaşlar olsa da zordur ayrılmak.


Düşecek senden, düşecek benden her sonbahar bir yaprak.”


der, Zerrin Özer. Sonbahar şarkıları hep ayrılığa, tek başınalığa, hüzne uzanır. Bu duygularla harmanlanmış başka bir Bora Ayanoğlu bestesini de, çağlayan sesiyle efsanevi Nesrin Sipahi 1972 yılında plâk yapmıştı.


“Kararıyor gökyüzü, binalar, bulutlar.

Yerlerde sürünüyor tekrar umutlar.

Eski bir şarkı söylüyor yağmur,

Yine tek başına dans ediyor sonbahar.”


Bora Ayanoğlu’nun “Sonbahar dansı” isimli bu şarkısı bende hiç eskimeyenlerdendir. Tabii Nesrin Sipahi dinlemeye başlayınca, öyle bir şarkıyla geçmek olmaz. Yusuf Nalkesen’in hicâz şarkısı “Seninle bir sonbahar” da mevsime uygun şarkılardandır. Bu şarkıdaki sevgililerin ayrıldıkları mevsimi bilmiyor olsak da, sonbaharda tanışmışlardır. Bir dönem çok sevilmiş bu şarkı da pek çok şarkıcı tarafından söylenmiştir; Nesrin Sipahi, Bülent Ersoy gibi Türk müziği yorumcularının yanında Kent Yedilisi’nin 1966 yılında plâk yaptığı versiyon da güzeldir. 90’lara kadar çok severek dinlediğim, sesini ve yorumunu çok beğendiğim Muazzez Abacı’nın 1985 albümünde güzel bir muhayyer kürdî şarkısı vardır. Düşen sarı yapraklara, yağan deli yağmurlara, hırçın esen rüzgârlara sevgilisini sorar, onlar da “yok” derler. Üniversiteyi bitirip asistanlığa başladığım yıldı ve “Şakayık” isimli kasette sürekli dinlediğim üç şarkıdan biriydi bu. Yine çok sevdiğim bir başka sonbahar şarkısı da “Sonbahar vurgunu”dur. İlk kez Ahmet Özhan’ın 1988 yılı albümü “Gel…”de duyduğum bu nefis kürdî şarkının sözleri Cansın Erol’a, bestesi Selâhattin İçli’ye aittir. Türk müziğine âşina olanlar bu iki ismin yan yana gelmesinin sonuçlarını tahmin ediyorlardır zaten, bu şarkı da bir kez dinlenerek geçilemeyecek kadar güzeldir. Her seferinde peş peşe birkaç kez dinlerim.


İçinde sonbahar sözcüğü geçmemesine karşın bence tam bir sonbahar şarkısıdır, “Güneş yorgun”. Ajda’nın “Süperstar ‘83” albümündeki bu etkileyici şarkının sözleri isminin önüne hangi sıfat eklense az gelecek Fikret Şeneş’e aittir.


“Günler kısa, gece uzun

Uzat ellerini karanlığa dokun

Bana yalnızlığımda kalan son dostum

Gönlüm gibi güneş yorgun”


Albümü ilk dinlediğimden bu yana bende çok ayrı yeri olan bir şarkıdır. Arif Serdengeçti’nin bestesi de sözler kadar nefes kesicidir. Ajda’nın yorumu üzerine söz söylemek ise, her daim olduğu gibi, abesle iştigâldir.


İnsan yaşadıkça öğreniyor; bir gün geliyor, güneşin yorgun olduğu günler de geçiyor. Ama yine de günlerin kısaldığı, güneşin yorulduğu bu günler insanı etkiliyor. Sonbaharın şarkılara yansıyan hüznü bundan olsa gerek. Neyse ki içinde umudu taşıyan sonbahar şarkıları da var. Mamak’a sonbahar gelmiş olsa bile,


“Güneş altında tutsaklar geçen sonbahara bakıyorlar

Şirin mi şirin gecekondu evleri, Samsun asfaltında otomobiller

Ne güzeldir yollarda olmak şimdi”


Selim Atakan tarafından müziklenen Kemal Burkay dizeleri, Yeni Türkü’nün 1979 tarihli ilk albümünden. Eylülün de, hüznün de, karanlığın da gün gelip bittiğini anlatır. Ve sonra gün yine aydınlanır, güneş ısıtır. Hatta kim bilir, belki gidenler döner. Kim bilir?...


© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube