HAYALLER ÜLKESİ İTALYA ROMA –VENEDİK

En son güncellendiği tarih: May 6



Ti amo Italia diyerek başlamak istiyorum. Çünkü çook seviyorum bu ülkeyi. Geçtiğimiz günlerde bir arkadaşımın önerisi üzerine, belki birçoğunuzun da izlediği “La Vita E Bella” filmini izledim. Yaşanmış bir hikâyeye dayanan film Almanya’nın İtalya’ya yaptığı soykırımı konu alıyor. Film bitti ve İtalya anılarımı yokladım. Üç yıl önce İtalya’ya gittiğimde neler hissettiğimi hatırlamaya çalıştım. Yüzyıllardır ayakta kalan o tarihi eserler ne tür olaylara ve trajedilere şahit olmuştu acaba! Acısıyla, tatlısıyla ne anılar birikmişti her bir yapının altında. Aklın alamayacağı hikâyelere konu olan bu eşsiz ülkeyi okuyun, araştırın ve onunla tanışın. Şehirlerin de ruhunun olduğunu göreceksiniz.


Bu ay henüz tatile gitmemişken İtalya anılarımı paylaşmak istedim. Bu canım ülke elbette sadece acılara şahitlik etmedi, adına şarkılar, şiirler yazıldı, filmler yapıldı, büyük aşklar yaşandı. Vakit buldukça Türk asıllı İtalyan yönetmen Ferzan Özpetek’in filmlerini de izlemenizi öneririm. Hemen hemen hepsi İtalya’da geçer ve her biri İtalya’nın farklı yönünü sergiler.


İtalya, Türkiye’den gidilebilecek en uygun ülkelerin başında gelir. Uçuşlar genellikle daha hesaplı olduğundan ve uçuş süresi çoğu Avrupa ülkesine kıyasla daha kısa olduğundan yurtdışı deneyimi yaşayan birçok Türk’ün ilk durağının İtalya olduğunu gözlemleyebilirsiniz. Bununla birlikte ülke içindeki harcamalar için aynı hesaplılığın söz konusu olduğunu söyleyemem. Gitmeden önce mutlaka yapılacak harcamaların bir listesi çıkarılıp hesap kitap yapılmalı. İnternette yapacağınız kısa bir araştırmanın ardından alacağınız suya kadar giderinizi hesaplamanız mümkün. Eskiden bu kadar fazla bilgiye ulaşmak kolay değildi ancak günümüzde tüm gezileriniz için ihtiyaç olan sayısız bilginin en ince detayına kadar ulaşabilirsiniz. Birçok internet sitesinde gezeceğiniz şehirlerdeki ortalama fiyatları kendi yaşadığınız ülke veya şehirle karşılaştırabilirsiniz, ayağınızı yorganınıza göre uzatmış olursunuz.


İtalya, dünyada en çok turist alan ülkeler arasında ilk sıralarda geliyor. Özellikle Roma döneminden kalan tarihi yapılar dünyanın her yerinden birçok gezgini kendine çekiyor. Bizim ilk durağımız Bolonya üzerinden gittiğimiz Roma oldu. Müthiş bir doğa manzarası eşliğinde trenle yolculuk ederek bu ihtişamlı şehir vardık.


ROMA


Tabiri caizse bir açık hava müzesi! Salına salına sokaklarda dolanırken her an karşınıza birkaç bin yıllık onlarca yapı çıkabilir. Günler, belki haftalar yetmez bu şehrin tamamını özümseyerek gezmeye. Roma ile ilgili o kadar çok şey yazmak istiyorum ki, sayfalar yetmez. Üzerine kaç şehir görürseniz görün etkilendiğiniz şehirler arasında Roma her zaman ilk sıralarda yer alacaktır. Her yıl gezdiğimiz ülkeleri göz önünde bulundurduğumuzda bizim için hala ilk üçte yerini korur.


Roma imparatorluğunun bir zamanlar başkenti olan bu şehrin tarihi 5000 yıl öncesine dayanır. Roma İmparatorluğu döneminden kalan 2 bin yıldan daha eski tarihi yapıları sayesinde dünyada en fazla tarihi mirasa sahip şehirlerden biridir. Rönesans ve barok dönemlerinden kalan kilise ve diğer tarihi yapılarının yanı sıra Roma’nın ününe ün katmasının en önemli nedenlerinden biri de Vatikan’ın burada olması, bütün dünyadaki dini dağılımların ve 20. Yüzyıla kadar birçok savaşın ve politik ilişkilerin tarihi Roma’da, Vatikan’da şekillenmiştir. Bana soracak olursanız, Roma denildiğinde aklıma ilk Kolezyum gelir. Her bir yapısının değeri, ünü farklı ama Kolezyum kendi içinde ayrı bir dünyayı barındırır. Bu büyülü taş yığının geçmişi beni en çok etkileyen tarihi hikâyelerden biridir. O dönemin senatörlerini ve halkını eğlendirmek için binlerce gladyatörün çarpıştırıldığı bu dev yapı, sadece kanlı eğlencelerin mekânı olmakla kalmayıp Hristiyanlığın suç sayıldığı dönemde inancı yüzünden alınan canların da seyircisi olmuştur. Yani Kolezyum’un dili olsa anlatacaklarının sonu gelmez gibi. Tarihi yapıların birbirine yakınlığı herhangi bir araç kullanmaya kalmadan yürüyerek birçoğunu aynı gün içinde gezmenize olanak sağlıyor. Constantine Takı, Antik Roma, Aşk Çeşmesi, Piazza Venezia, Forum, İspanyol merdivenleri, Pantheon ve Palatino gibi adını yazamadığım birçok önemli tarihi yapıya aynı güzergâhta ulaşabilirsiniz.


Aynı zamanda 'moda'nın kalbi olan Milano'ya yakınlığı sayesinde tekstil alışverişinde de doyacağınız bir şehir burası. Her caddesinde çeşit çeşit kıyafet mağazaları ve kültürüne has kafeleriyle tipik Avrupa şehirlerinin en güzellerinden biri diyebiliriz. Yemek kültürü konusunda herkesin bildiği makarna ve pizza dışında farklı bir yemek deneme ihtiyacı hissetmedik. Pizzaları gerçekten çok lezzetli ve oldukça büyük yapıyorlar, bir pizza ile iki kişi rahatlıkla doyabilir.


Biraz klişe olacak ama Roma anlatılmaz yaşanır. Özellikle tarihi ve tarihi yapılarıyla büyüleyici bu şehri ölmeden önce mutlaka görülmesi gerekenler listenize ekleyin. Turist akınına uğradığı için rahat nefes alamayacağınızı da bir not olarak düşmek isterim ki koşturmacanın ortasına düşmeye hazırlayın kendinizi!




VENEDİK


007 James Bond ve Turist gibi filmlere, film festivallerine ve karnavallara ev sahipliği yapan Venedik kimine göre masalsı, kimine göre çok da abartılmaması gereken bir şehir. Kısıtlı ve parçalı yerleşim şekli yüzünden birçok yaşam fonksiyonunun ve ulaşımın minimalize edilişi romantik kılıyor, buna İtalyan Rönesans sanat ve mimarisini de ekleyince bazılarınca haz alınası bir masalsılık ortaya çıkıyor. Biz de bu beklentiyle gittik. Evlerin arasından geçen kanallar ve bu kanallarda yüzdürülen gondolların 16. Yüzyılda hissettiriyor. Suyun üzerinde yüzüyormuş hissi yaratan eski evler, dar sokakları ve dükkânlarının küçücük oluşu, eski yapıların orijinal haliyle hala ayakta olması da etkileyici güzellikte.

Diğer popüler İtalyan şehirlerini gezip buraya geldiyseniz, çok ihtişamlı binalar bulmayacağınız için sizin için düş kırıklığı yaratabilir. Şehir ağaçtan ve yeşilden yoksun ama ilginç bir şekilde dar kara parçası üzerinde sanki bir gemi-şehir üzerinde yüzüyormuşsunuz hissi yaratıyor ve bir ferahlık da hissettiriyor. Tabi bunların yanı sıra belli alanlarda kanal kokusundan rahatsız olmamak mümkün değil. Bu yine de ufak bir detay olarak kenarda durabilir. Sizi keyif almaktan tamamen koparacak bir detay değil.

Olumsuz bir husus konaklama ve yeme-içmenin çoğu Avrupa şehrine göre daha pahalı olmasıydı. Kent vergisi yemeklerin üzerine ciddi bir oranda fiyat bindiriyor. Şehirde konaklama kısıtlı olduğu için yakın semtlerde konaklamanız gerekebilir ve oralar da Avrupa geneline göre yüksek fiyatlara sahip.


Roma’nın ardından gezdiğimiz için diye düşünmüştük ilk başta ancak çoğu Avrupa şehrine göre adı gereğinden fazla duyulmuş, kültürel faaliyetleri olsa da insana 2-3 günde görülebilecek kısıtlı şeylere sahip bir şehir olarak göründü gözümüze. Sorun şehirde değil, gereksiz bir popülarite yükleyen yurdum insanında sanırım. Venedik gezilebilir ancak diğer İtalyan şehirleri arasında önceliğiniz olmak zorunda değil.



Editör: Kemal Albayrak

© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube