HAYALİMDEKİ EVLİLİK BU DEĞİLDİ

En son güncellendiği tarih: Nis 17



Belli bir yaşa gelen her Türk gencinin yaşayacağı imtihan “Evlilik ne zaman?” sorusuyla başlar. Eş dost, aile, hısım akraba, konu komşu, yeni evli yakın arkadaşlar, birlik olup bekâr insanları “everme” derdine düşer. Bekâra ev vermeyen ev sahipleri, boşanana para cezası öneren köşe yazarları, evde kalma vergisi teklifi derken hep birlikte kafayı yeme aşamasına geldik. Otuz yaşını geçip de dünya evine girmediysen ‘evlenmezse ölür’ hastalığına mı yakalanıyor evlenmeyenler? Zannedersiniz ki vampir çetesiyle karşı karşıyayız, evli çiftlerde gözü kara bir sayılarını çoğaltma isteği… Herkesin “Evlen, evlen.” dediğine bakmayın. Şeyma Subaşı bile “Hayalimdeki evlilik bu değildi.” diye röportaj verdiyse hiç beklemeyin pembe panjurlu evinizde, boy boy çocuklarınızla sonsuza dek mutlu yaşamayı. Geçen bir tweet gördüm, içerden bildiren bir genç tüm açıklığıyla özetlemiş: Mesajlaşmalarınız çoğunlukla evin ihtiyaçları hakkında olacak, TV karşısındaki koltuğu kapmak için kavga edeceksiniz. Öyle sabaha kadar sarılıp uyumak falan yok. Kışsa yorgan kavgası yapacaksınız, yazsa “Öfff, git öteye, zaten çok sıcak.” kavgası. “Elinden zehir olsa yerim.” günleri çabucak geçip gidecek, yerini Yine mi bamya? ya bırakacak. Bulaşıkları makineye yerleştirme sırasını tespit etmek için takvim tutmaya başlamanız da olası. Sonra o nöbetler bebeğin altını değiştirme ya da mamasını hazırlamaya dönüşecek. Kavga ederken bir yandan gömlek ütüleyeceksiniz, geçmiş defterleri açma konusunda Dandanakan Savaşı’na kadar ilerleyeceksiniz.


Evlilikle ilgili yazılmış güzellemeleri geçip yeni neslin kendini en iyi ifade ettiği alan olan sosyal medyaya bakarsanız gülmekten katılmakla oturup ağlamak arasında kalırsınız. “Evlilik çok saçma, akraba sayısı ikiye katlanıyor,” diyen mi ararsınız yoksa “Evde bir adam düşün, hiç gitmiyor,” diyen mi? Tuttuk, eşimle en komiklerini bulalım diye yarım saat kadar dolaştık internette; onun favorisi “Sigara içmek için mutfağa gittim, eşimden gelen mesaj: Reis bizi meyvelesene.” Benim favorim, kavgalı eşe telefonu açmadığı için atılan “Nereye kadar kaçacaksın aslanım?” mesajı. Alıntılamadan edemeyeceğim bir tanesi de “Sence evleneyim mi?” diyen arkadaşına “Tabii evlen, senin benden daha mutlu olmaya hakkın yok.” tweeti. Benzer bir şeyi ikinci çocuğu yapan arkadaşımla yaşadığım için, seni çok iyi anlıyorum arkadaşım.


“Madem evlilik hayalimdeki gibi değil, o zaman bari düğünüm hayalimdeki gibi olsun,” derseniz demeyin. İnsanlık tarihi boyunca hayalindeki gibi düğün yapan olsa olsa on kişi vardır. Eksiği olur da fazlası yoktur, çok iddialıyım bu konuda. Mutlaka bir sorun

çıkacaktır. Masa ve sandalyeler yetmez, dekorasyon istediğiniz gibi olmaz, çiçekler solar, çelenkler yanlış yere gider, huysuz bir akraba her şeye karışır, müzisyenlerden biri hastalanır ya da ses düzeni kötüdür, fotoğraflar karanlık çıkar, ışıklandırma berbattır, yağmur yağar, nikâh memuru geç kalır. Huzur içinde düğün yapamazsınız. Organizasyon dört dörtlük olsa bile yerini beğenmeyen biri kesin şikâyet edecektir. Yemekli düğün yapsanız garson sayısı az olduğundan servis geç yapılır, yemekler soğur. Menüde alkollü içecek varsa kesin arkadaşlarınız sarhoş olup olay çıkarır.


Engellemek için bir veya iki kadehle sınırlasanız ya da alkolsüz menü seçseniz, bu kez de adınız pintiye çıkar. Gazozlu pastalı düğün yapsanız yine adınız cimriye çıkar ama sorun çıkmaz, diye bir şey yok. Kek bayattır ya da kreması çok ağırdır. Kısacası ağzınızın tadıyla düğün yapmak haramdır. Bunca yıldır düğünlere giderim hem yemeğin hem servisin iyi olduğu, alkolün su olup aktığı ama problemin çıkmadığı, işini bilen garsonların çalıştığı, her zevke hitap eden müziklerle bütün konukların eğlendiği tek bir düğün gördüm. Muhtemelen harcadıkları para, orta ölçekli bir ülkenin yıllık bütçesi kadardı. Eğer paşa dedenizden kalan mirası saçıp savurmanın başka yolu aklınıza gelmiyorsa durmayın hatta bana da davetiye yollayın. Ne zamandır kurtlarımı dökecek yer arıyordum. Babanızdan devralacağınız yüksek cirolu bir şirketiniz yahut imparatorluğunuz varsa yine bu işlere girilebilir. Keza maaş bordronuzdaki sıfırlar sayılamayacak kadar çoksa da… Aksi halde boş verin, ömür boyu kredi ödemeye değmez. O parayla balayına gidin, araba alın, görmediğiniz bir şehri gezin, yatırım yapın, evinizin eksiğini karşılayın ama kimseyi memnun etmeyecek ve sizi de aşırı derecede yoracak bir düğüne harcamayın. Düğün faslını sağ salim atlattıysanız da “Zıplıyor herkes, kanguru sanki mandalina ister misin Aybüke kanki?” diyen eşinizle kavga etmeyin. Kapışmak için önünüze çok daha haklı sebepler çıkacak nasılsa. Haydi, selametle… Ben kaçıyorum. "Kankimle Annemi Trenden Nasıl Atarım?" filmini kocalarımıza nasıl uyarlayacağımızı tartışmamız lazım.


Editör: Damla Güler Öztürk

© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube