Hangi Duyguyu Hissederseniz O Duygu Olursunuz




Soğuk bir bahar akşamı en ince kıyafetlerini giy. Soğuğu hisset bedeninde, bedenin de ki bütün tüyler ürpersin gecenin soğuğuyla. Elinde iki kupa kahve. Kahvelerden biri sütsüz ve tuzlu olsun diğeri size sütlü ve şekerli. Gökyüzünü rahatlıkla görebileceğin bir yere otur, ben balkonu seçtim. Bu gece bu soğuk havada geçmişim ve hayallerimle yüzleşeceğim. Derin bir nefes al ve kendini hazırla ilk önce hayatında ki en kötü anıları zihninde serbest bırak. Ölümleri düşün terk edildiğin günleri, yalnızlık içinde bas bas bağırırken susturmaya çalıştığın zamanı düşün. İnsanların içinde ağlamamak için verdiğin savaşı hatırla. Kalbini kıran insanları hatırlıyor musun? Ya da seni küçük düşürenleri? Bırak öfke sarsın bedenini. Fiziksel olarak hissettiğin acının psikolojik olarak uyguladığı acı daha büyük değil midir? Acı en çok canını yakan neydi? Ya da bütün bedenini kaplayan öfkenin sebebi neydi? Bunları düşün tekrar o gün ya da o gece olduğu kadar yoğun hissediyor musun acı ve öfkeyi? Asla ama asla o an olduğu kadar yoğun olmaz duygular.


Şimdi lütfen bana eşlik eder misin? Kullanıyorsan bir sigara çek paketinden, iki dudağının arasına koy. Çakmak taşlarının birbirlerine çarpışını izle o ufacık kıvılcımlardan oluşan ateşe dikkatlice bak ve yak sigaranı. Derin bir soluk al sigarandan, ciğerlerine nasıl indiğini nerelere dokunduğunu hayal et dumanın. Nefesini vermeden ne kadar durabilirsin içinde o dumanla? Acı ve öfkede o kadar kısa süre dursun bedeninde. Bu gece bu soğuk balkonda acı ve öfkeyi temsilen yaptığın sütsüz ve tuzlu kahveden bir duyum al. Ne kadar da berbat bir tat değil mi? Devamlı olarak içmek ister misin bu kahveden? Kesinlikle hayır! Bak bu konuda da sanırım hem fikiriz. O hâlde neden bu öfke bu acı neden kendimizi üzüyoruz? Neden acı çekmeyi seven biriymişiz gibi devamlı olarak o berbat anıları düşünüp kendimizi bu duygular içinde boğuyoruz? Bunu kendimize yapmaktan vazgeçmeliyiz. O zaman bu gece bu saniye bundan vazgeçiyoruz. At o elinde ki sigarayı, o iğrenç tadı olan kahveyi dök gitsin ve zihnini boşalt o kötü anıları seni üzen yıpratan ne varsa hepsini ama hepsini at üstlerini defalarca karala bir daha hatırlamamak üzere hepsinden kurtul. Artık daha güçlüsün bu gücü hisset bedeninde.

Dur hiç bir şey yapmadan, düşünmeden bir kaç dakika kal öyle soğuk bedenine işlediği değil mi? Azıcık daha dayan sadece bir kaç dakika daha...


İlk olarak bedenini ısıtacak bir hırka al üzerine, soğuk rahatsız etmesin artık bedenini. Yavaş yavaş sıcaklık sarsın bedenini o mükemmel hissi hisset. Bu sefer sütlü ve şekerli kahve olan kupayı al eline en sevdiğin şekilde hazırlanmış bir kahve. Bir yudum al ılık kahvenin boğazından geçerken bıraktığı o ılık hissi hayal et. Hangi zamanlarda bu şekilde mutlu olursun? Şimdi sıra onları düşünmekte. Mesele en sevdiğin çiçek hangisi? Ya da en sevdiğin koku? Bunları düşün gözlerini kapat ve bir hayal kur ama tek bir şartım var sadece ama sadece mutlu olduğun bir hayal kur...


Sanırım artık mutlusun ve mutluluk sana çok yakışıyor biliyor musun? Hayatın gerçeği de olsa acı ve öfke bunlardan en kısa sürede kurtul ve mutlu ol. Mutlu olmak için illa ki büyük sebeplerin olmasın küçük şeylerde gülümsetsin seni. Belki bir çiçeğin açmış olması ya da tesadüfen duyduğun tanıdık bir melodi ya da dalgaların kuma vurması ya da toprağın kokusu. Düşününce o kadar çok şeyimiz var ki mutlu olmak için bunların değerini bil ve artık hiç kimse için kendinden ödün verme. Kendin için özgür ol ve mutlu yaşa.



Editör: Uğurcan UYGUN

© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube