HANGİSİ GERÇEK BENİM / 6. BÖLÜM



Hande hızla arabasına binip süratle Ali’nin attığı konuma geldi. Şehrin diğer yakasındaki göl kenarındaki ormanlık alana geldiğinde Ali onu karşıladı. Cinayetin işlendiği yere geldiğinde gözleri iri iri açıldı. Cinayet her ne kadar aynı şekilde işlenmiş olsa da bu sefer kızın gözlerinin oyulmuş olduğunu gördüğünde yüzünü ekşitti.


“Neredeyse her şey aynı… Tek fark kurbanın gözleri oyulmuş.”

“Katil kurbanlar üzerinden bizimle konuşuyor. Gözlerini buldunuz mu?”

“Maalesef, etrafı aradık ama oldukça karanlık ve nereye bakacağımızı bilemedik.”

“Yarın erkenden Hakan’ın yanına gidelim. Elimizdeki tüm dosyaları da yanımıza alalım.”

“Hakan Komiser bu fotoğrafları görürse onunla konuşamayız ki. Ozan rahat vermez.”

“Doğru diyorsun. O zaman önce konuşuruz sonra fotoğrafları gösteririz. Dosyaların bir kopyası bende var zaten, sen bu son dosyayı alıp gelirsin. Akşama doğru gidelim ama ortalık biraz sakinleşsin. Bir de doktor ile uğraşmak zorunda kalmayalım."

“Tamam abla, yarın görüşürüz. Ben biraz daha burada kalıp inceleme yapayım belki bir şeyler elde ederiz.”

Hande arabasına gelip koltuğa oturduğunda eline bir ıslaklık geldi. Arabanın lambasını açtığında koltuğunun kırmızıya boyandığını gördü. Hızla arabadan çıkıp koltuğu incelerken çakmaklığın orada ki yuvarlak iki nesneyi görmesi ile kusmaya başladı. Kurbanın gözleri oradaydı. Hemen silahını çekip Ali’ye seslenmeye başladı. Ali arabanın yanına geldiğinde Hande arabanın içine bakmasını işaret etti. Ali kapıyı açtığında koltuğun kanlar içerisinde olduğunu gördü.

“Çakmaklığın oraya bak.” dedi Hande, silahını bir an olsun indirmeden çevreye bakınıyordu.

“Kurbanın gözlerinin arabanda ne işi var abla?”

“Ne bileyim Ali? Ben arabadan indikten sonra katil gelip bırakmış olmalı.”

“Yahya ağabey, Hande ablanın yanına gel ve çocuklara söyle etrafta dolaşan kimi görürlerse hemen yakalasınlar. Katil burada.” diye Ali bağırdığında, Yahya koşarak arabanın yanına geldi. Hande’nin arabasının içini gördüğünde şaşkın bir şekilde Hande’ye doğru döndü.

“Hande neler oluyor?” dedi Yahya.

“Bilmiyorum ağabey, bilmiyorum. Yanınıza geldiğimde kesinlikle böyle bir şey yoktu. Olay yerini inceleyip arabaya geldim ve bu hâlde buldum. Kurbanın gözleri de arabada.” dedi Hande.

Polis memurları nereye bakarsa baksınlar hiç kimseye rastlamamışlardı. Yanlarına geldiklerinde Hande’nin arabasının da incelenmesi gerektiğini söylediler ve çekici yardımı ile arabayı alıp götürdüler. Ali, Hande’yi evine getirdiğinde yol boyunca ikisinin de ağzını bıçak açmıyordu. Ali, Yahya’nın da arabasıyla onu takip etmesini söylemişti.

“Abla ben Yahya ağabey ile eve dönerim. Sen de evden sakın çıkma, her olasılığa karşı bir ekip arabası çağıracağım ve birkaç gün tek başına dolaşma. Arabayı sana bırakıyorum, yarın Hakan Komiser’in yanına gidersin, ben de senin arabanı inceleyeceğim. Koltuktaki kan o kadar süre kurumadan, pıhtılaşmadan kalamaz.”

“Tamam, ben yarın tek giderim.”

“Şimdilik iyi geceler.” dedi Ali ve arabanın anahtarını Hande’ye verip arabadan indi.

Hande evden içeriye girince doğrudan kendisini mutfağa attı. Su ısıtıcısının tuşuna bastığında çalışmadığını fark etti. Birkaç denemeden sonra sinirle lambanın tuşuna bastı ama yanmadığını gördüğünde her zamanki gibi kesinti yapıldığını düşündü. Salona geçtiğinde birden lambalar yandığında ürperdi. Masasının başına geçtiğinde dosyaları yeniden incelemeye başladı. Kısa süre sonra izlendiğini düşünmeye başladı ve arkasına dönüp etrafı kolaçan etti. Olaylardan iyice etkilenmeye başladığını düşünerek kendisine kızmaya başladı.


Aradan yarım saat geçtikten sonra daha önce görmediği bir dosyanın masasının üzerinde olduğunu fark etti. Şaşkın bir şekilde dosyayı açtığında kendi gözleri siyaha boyanmış fotoğrafını gördüğünde dosyayı hızla masaya attı. Elektrikler yeniden kesildiğinde korku ile masadan kalkıp silahına sarıldı. Hızlı hızlı soluk almaya başlamıştı. İçini saran ürpertinin bir nedeninin daha olduğunu anladı. Yatak odasının penceresinden eve dolan rüzgârı fark etmişti. Tedirgin bir şekilde yavaş adımlarla yatak odasına doğru yürümeye başladı. Odadan içeriye girdiğinde karşısındaki silueti gördü ve birkaç adım geri attıktan sonra yere düştü. Düşmenin etkisi ile silahı yatağının altına kaçmıştı. Hızla cebinden fenerini çıkarıp yaktığında boy aynasında kendi siluetini gördüğünü anladı. Yatak odasında olmaması gereken aynaya baktıktan sonra açık olan pencereye yaklaştı. Dışarıya bakarken silahını yatağın altından almayı unutmuştu. Arkasında soluk alan birisinin olduğunu fark ettiğinde hızla geriye döndü. Arkasındaki karaltıyı gördüğünde gözleri iri iri açıldı. Geriye doğru birkaç adım attığında tökezledi ve açık olan pencereden aşağıya düştü…

***6. Bölümün Sonu***



Düzeltmen: Tolga Ziyagil


© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube