HANGİ KİTAPLARI OKU(MA)YALIM?

En son güncellendiği tarih: Nis 17


Sadece ülkemizde değil tüm dünyada gündem aynı; görünmeyen düşman Koronavirüs hastalığı (COVID-19) ile nasıl savaşacağız. İlk  önlem ise kalabalıkta bulunmamak, zaruri ihtiyaçlar dışında sokağa çıkmamak, kendimize karantina uygulamak. Sağlığımız için gönüllü ev hapsinde yapılacaklar belli kitap okumak ve film izlemek. Sosyal medyada bu durumun daha önceden birçok kitaba konu olduğunu belirten paylaşımlar yapılıyor. Biz de bunun üzerine bu konuda yazılmış kitapları araştırdık. İşte bulduklarımız:


* 'Günlerin Sonu' (End of The Days) / Sylvia Browne: Sylvia Browne, Amerikalı psişik medyum ve yazar. Öte Dünyada Yaşam adlı kitabı öteki dünya yaşamı ile ilgili en çok okunan kitaplardan birisi olmuştur. 2008’de yazılan ‘Günlerin Sonu’ (End of The Days) kitabının 312’nci sayfasında 2020'li yıllarda bir hastalığın karaciğer ve bronşları hedef alacağını yazmış ve bu kehaneti COVID-19 virüsü ile bağdaştırılmıştır. 2013 yılında hayatını kaybeden Amerikalı medyum ve yazar Sylvia Brown tarafından bundan tam 12 yıl önce, 2008’de yazılan ‘Günlerin Sonu’ (End of The Days) kitabının 312’nci sayfasında şu satırlar yer alıyor: “2020’de akciğerlere ve bronşlara saldıran ve tüm bilinen tedavilere direnen ciddi bir zatürre benzeri hastalık dünyaya yayılacak. Hastalığın kendisinden daha şaşırtıcı olan şey, aniden geldiği kadar hızlı bir şekilde yok olacağı gerçeğidir.” *Karanlığın Gözleri (Eyes of Darkness) / Dean Koontz: Dean Ray Koontz, Amerikalı korku yazarı. Koontz 1945 doğumlu olup halen ABD'de yaşamaktadır.  1981 tarihli romanda, savaş sırasında biyolojik silah olarak kullanılmak üzere yeni bir virüs üreten Çin ordusuna ait bir laboratuvarın hikâyesini anlatılıyor. Kitapta bahsedilen laboratuvar, corona virüsünün ortaya çıktığı Wuhan kentinde bulunuyor. Üretilen yeni virüsün adı da ironik şekilde Wuhan-400 olarak geçiyor.


*Virüs Gezegeni / Carl Zimmer (2012): En derin mağaralardan okyanusların dibindeki müthiş sıcaklardaki volkan ağızlarına kadar dünyanın istisnasız her yerinde bulunan virüsler milyarlarca insanın hayatını etkileyerek insan sağlığına zarar vermektedirler. Aynı zamanda, geçtiğimiz yüzyılın önemli biyolojik gelişmelerinde de başrol oynamışlardır. Bunlardan Smallpox virüsü, şimdi dünya üzerinden kökten yok edilmiş olmasına rağmen, bir zamanlar insanlığın bir numaralı düşmanıydı. HIV gibi yeni virüsler, farklı tehlike ve sorunlar çıkarmaya devam ediyorlar. Virüsler gezegen ekolojisi üzerinde görünmeyen, ama etkin olan oyunculardır.



*Virüs / Robin Cook (1996): Dr. John Stapleton, önce kliniğini kaybeder, sonra da ailesi bir uçak kazasında ölür. Birkaç yıl sonra salgın bir hastalık tüm insanları tehdit etmeye başlar. Hayattan hiçbir beklentisi olmayan Dr. Stapleton kliniğini elinden alan firmanın bu işle ilgisi farkedince, hastalığın esrarını çözmeye karar verir.









*Mahşerin Dördüncü Atlısı / Andrew Nikiforuk: Veba, kızıl, kızamık, çiçek gibi salgın hastalıklar ve kıtlık, kuraklık gibi felaketler tarih boyunca milyonlarca kişinin ölümüne neden olmuş, yenilmez sanılan orduları durdurmuş, toplumsal ilişkilerimizi, yakınlarımıza, sevgilimize karşı davranışlarımızı biçimlendirmiştir. Ne var ki bu kitlesel ölümler durduk yerde, kendiliğinden başlamamış, salgın hastalıklar davetsiz misafir gibi aramıza girmemiştir; mikropların "kitlesel ölümlere yol açan canavar" rolünü üstlenmeleri için insanlar ellerinden geleni yapmışlar, ölümler başladıktan sonra ise hiçbir şey yapamamışlardır.  


*Uyandığında / Hillary Jordan (2018): Dünyanın geldiği yeni noktada, eski gücünden çok uzak, atom bombası felaketini yaşamış ve en önemlisi de din devletine dönüşmüş bir ABD'ye uğruyoruz. Üstelik bu yeni dünyadaki tek tehlike totaliter rejimler ve küresel savaş tehlikesi de değil. Yeni salgın hastalıklar insanlığın geleceğini tehdit etmekte, kadınları kısır bırakan bir virüsün yol açtığı salgından sonra çıkarılan "Yaşamı Koruma Yasaları" sebebiyle ABD'de kürtaj artık cinayet sayılmaktadır.







*Salgın / David Moody (2015): Basın tarafından "Öfkeli” olarak adlandırılan saldırganlar, önlerine çıkan herkesi vahşice katlediyordu. Yüz saldırı bin saldırıya, bin saldırıysa yüz binlerce saldırıya dönüşmüştü. Ve ölenlerin hiçbir ortak yanı yoktu. Hangi ırktan, sınıftan olduğu fark etmeksizin herkes her an kurban olabilirdi. Salgının ya da saldırganın kurbanı… İnsanlar evlerinden çıkmaktan, işe gitmekten, dahası, en yakınlarının her an onlardan birine dönüşebilir ihtimalinden korkar olmuştu. Her sabah uyandıklarında, ne kadar korunaklı yerlerde saklanırlarsa saklansınlar, o gün öldürebileceklerini düşünmek zorundaydılar. Ya da birer katile dönüşmüş olabileceklerini...


* Sıfır Günü / Çağdaş Balıey (2018):

14 Şubat 2019: Endonaz'ya da görülen virüsü bilim camiası Indo Virüsü olarak duyurdu.

20 Temmuz 2020: Rusya/Kremlin yapmış olduğu açıklamada İndo Virüsüne karşı gelebilecek tüm yardımlara açık ve hazır olduğunu belirtti. Ortam keyifsiz olsa da biz hem kendi sağlığımız hem toplum sağlığı için uyarıları dikkate alalım, evde kalalım, keyifle okuyalım. Sağlıklı günlerde buluşmak dileğiyle... 

#evdekalkitapoku 




Yazan:Özgün Onat

© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube