HANGİ FREKANSTASIN?

En son güncellendiği tarih: Nis 18


Frekans denince aklınıza ne geliyor bilmem ama benim aklıma radyo geliyor. Ne de olsa televizyon öncesi, radyo çocuklarıyız biz. Başucumuzda radyo çalarak uyurduk, akşam haberleri çıt çıkmadan dinlenirdi. Orhan Boran ve Yuki, radyo tiyatrosu, arkası yarın, beraber ve solo şarkılar gibi çocukluğumuzu etkileyen programları unutmak mümkün mü?


Radyo nostaljisi nereden çıktı şimdi derseniz 19 Şubat 1925’te Telsiz tesisi hakkındaki kanun çıktı. Türkiye'de radyonun kurulması TBMM'de kabul edildi ve 13 Şubat Dünya Radyo Günü. Kitle iletişim araçlarının temel taşlarından biri kabul edilen radyo 1898 yılında icat edilmiştir. İtalyan kaşif Guglielmo Marconi radyonun babası olarak kabul edilir. İngiliz bilim adamı James Maxwell 1865 yılında elektronik olarak üretilen radyo dalgalarının yayılma teorisini kurmuş ve Alman fizikçisi Heinrich Hertz, 1888 yılında Maxwell'İn teorisini pratik olarak gerçekleştirerek bu konuda öncülük etmişlerdir.


Marconi ile birlikte 1898 yılında ilk radyo resmen doğmuş oldu. İlk kullanımı gemiden sahile haberleşme içindi. 1923 yılında yüksek frekans radyo dalgalarının iyonsfer'e çarparak dünyaya döndüğü ispatlanınca radyo, deniz aşırı haberleşme de dahil olmak üzere hızla yaygınlaştı. Günümüzde hala önemli bir iletişim aracı olan radyo yayınları dünyanın dört bir yanında devam etmektedir. Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) tarafından bir iletişim aracı olarak radyonun önemine değinmek ve uluslararası radyo yayıncıları arasındaki etkileşimi artırmak için 2011 yılında 13 Şubat Dünya Radyo Günü olarak ilan edildi. Bu kapsamda her yıl 13 Şubat Dünya Radyo Günü farklı temalarla kutlanıyor. UNESCO, 2011'den bu yana hükumetler, sivil toplum, akademi dünyası ve BM kurumlarıyla radyoya ulaşımın artırılması için çalışmalar yürütüyor. Türkiye’de resmi olarak 1927’de yayın hayatına başlayan ve eğitim, haberleşme, eğlence, reklam gibi içerikleriyle topluma geniş bir yelpazede yayın hizmeti sunan radyo, ‘bireyden bireye iletişim aracı’ olarak teknolojinin gelişmesiyle daha güçlü bir şekilde varlığını sürdürüyor. Konu radyo olunca hemen radyo ve radyoculuk ile ilgili kitaplara baktım. Sizlere de keyifle okuyabileceğiniz birkaç öneri.


KİTAPLAR:


*Albemuth Özgür Radyosu / Philip K. Dick: Philip K. Dick'in ölümünün ardından notları arasında bulunan Albemuth Özgür Radyosu, delice ve paranoyak yaklaşımlarla, eleştirmenlerin çoğunun dediği gibi, onun en önemli eseridir. Polis

devleti her şeyi ele geçirdiğinde, karanlık üzerimizi tamamen örttüğünde, bir yerlerde "özel" bir radyo harekete geçecektir ve eskilerin dediği gibi: Kimin suçlu olduğunu anlamak istiyorsan kimin kazandığına bakmalısın.


* Kayıp Kentin Radyosu / Daniel Alarcon: Alarcon “Kayıp Şehrin Radyosu”nda “iç savaşla bölünmüş bir toplumda kaybolanların ve talihsiz bir aşkın akıldan çıkmayacak masalını” anlatıyor. Roman kahramanı Norma on yıldır radyoda, dağlardaki Kızılderililer ve varoşlardaki yoksullar, kısacası savaşın şiddetiyle perişan olmuş bir halk için tesellinin ve umudun sesidir. Kayıp Kentin Radyosu adlı programın sunucusu olarak kaybolanların, delice yayılan kentin yuttuğu kişilerin adlarını duyurmaktır Norma’nın işi.


* Burası Türkiye Radyoları / Jülide Gülizar: 30 yıllık TRT anılarını topladığı kitap.


* Radyolu Yıllar / Gülben Dinçmen: 1965 - 1998 yılları arasında TRT'de çalışmış ve Yayın Denetleme Kurulu Başkanlığı yapmış olan Dinçmen, bir döneme ve bir kuruma içeriden ışık tutacak bir çalışmayla Türkiye'nin toplumsal belleğine önemli bir katkıda bulunuyor.

* Radyo Benjamin /Walter Benjamin: Benjamin, 1929-1933 arasında Frankfurt ve Berlin radyolarında 80'i aşkın yayın yaptı. Bu programlarda sunduğu metinlerin önemli bir kısmının yer aldığı derlemede eşitlikçi bir pedagoji anlayışıyla kaleme alınmış çok sayıda deneme, öykü ve radyo oyununun yanı sıra düşünürün yetişkinler için yaptığı programlarda sunduğu çeşitli edebiyat eleştirisi metinleri ve radyo hakkında yazdığı kimi yazılar da yer alıyor.


* Radyo Kuramı ve Sinema Üzerine / Bertolt Brecht: 20. yüzyılın tiyatro dehalarından 'epik tiyatro'nun baş mimarı Bertolt Brecht'in bu kitabı, birinci bölümünde radyo kuramıyla ilgili görüşlerini anlattığı makalelerini, ikinci bölümünde sinemaya uyarlanmış eserlerinden hareketle sinema üzerine görüşlerini sıralıyor.


* Bir Radyomuz Vardı Ünlülerin Radyo Anıları / Cengiz Demir Aydın Çevirgen: Bir zamanlar, ne çok şey vardı hayatımızda. Yoğurtçular, sütçüler, gazeteee satan çocuklar, geçerdi sokağımızdan. Teksas, Tommiks, Zagor ve Tarkan okurduk. Komşuluğu çok severdik. Annemiz bizi komşuya gönderirdi: "Akşama bir maniniz yoksa annemler size gelecek" derdik. Şehirde, kasabada ya da köyde hayat daha

doğal ve daha sade yaşanırdı. Birbirimizi daha iyi tanırdık. Daha sosyal ve sanki daha mutluyduk.


* Radyocu / Orhan Girgiç: "İnsanların köşe bucak sakladıkları sırları çoğaldıkça yalnızlık duvarları da aynı hızla yükselmiyor mu?" Medyanın tanınmış isimlerinden Orhan Girgiç'in ikinci romanı RADYOCU'nun kahramanı Naci Bakırtan, Yalnız Kalpler Treni adını verdiği programında dinleyicilerine işte böyle sesleniyor.


* Mavi Işıklı Radyo / Necdet Kemal Ünal: Yanımda mavi ışıklı bir radyo

Maksadım gezmekti her şehri, radyo radyo.

İşte buldum bir istasyon

Çalıyor “Tu Te Reconnaitras”

Anne-Marie David Monte Carlo

Şirket Telsizinden Devlet Radyosuna / Uygur Kocabaşoğlu: Kocabaşoğlu, 1926-1964 yılları arasında Türkiye'de radyonun yeri ve işlevini irdelediği çalışmasında sadece radyonun tarihsel gelişimini resmetmiyor. Bu geniş dönemi iki ayrı bölümde inceliyor, ilkinde devletin güdümünde olmakla birlikte 1926-1936 yıllarındaki bir özel şirketin yaklaşık on yıl süren radyoculuk deneyimini, ikincisindeyse 1936'dan, 1964 yılında TRT'nin kuruluşuna kadar geçen süre içinde “Devlet Radyosu” kavramıyla simgelenen radyoculuk uygulamalarını, özellikle Ankara Radyosu çerçevesinde ele alıyor.


BONUS: İliği Olmayan Düğme/Radyo Konuşmaları

1- Ahmet Oktay: Ne Söylesem Bir Eksik/Radyo Konuşmaları

2 - Ahmet Oktay: Bu kitaplardaki metinler, daha önce hiçbir yerde yayımlanmadı, ilk kez burada okurla buluşuyorlar. Hiç kuşkusuz, son kertede deneme olarak adlandırabilecek bu yazılar, 1994 ve 1995 yıllarında İstanbul Radyosunun ikinci kanalında "Okurken/Yazarken" başlığı altında yaptığım haftalık 'radyo konuşmaları'ndan oluşuyor. Hepsi birer söyleşi. Okur hepsini dertleşme başlığı altında da toplayabilir.


Editör: Damla Güler Öztürk

© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube