© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube

GİTMEK Mİ ZOR, KALMAK MI ZOR?


1 Kasım Maastricht Anlaşmasının yürürlüğe giriş yıldönümü. Maastricht Anlaşmasının önemi ne?  

Avrupa Birliği'nin (AB) temel yapısını oluşturan Maastricht Anlaşması 27 yaşında. Hollanda'nın Maastricht şehrinde 7 Şubat 1992 tarihinde imzalanan ve 1 Kasım 1993'te yürürlüğe giren Maastricht Anlaşması ile Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) Avrupa Birliği'ne dönüştü. Anlaşmayı, Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya, İspanya, Hollanda, Belçika, Portekiz, Yunanistan, İrlanda, Portekiz ve Lüksemburg'un temsilcileri imzaladı.

AB'yi kuran Maastricht Anlaşması ile üye ülkeler arasında ekonomik, siyasi ve hukuki ilişkiler yeni bir boyut kazanırken, Ekonomik ve Parasal Birlik, Ortak Dış işleri ve Güvenlik Politikası ile Adalet ve İçişleri alanında iş birliği başlıklarında AB'nin üç temel direği oluşturularak yeni bir kurumsal yapı belirlendi. Maastricht Anlaşması'nda, üye ülkelerin ekonomik ve parasal birliğinin planı oluşturuldu ve anlaşmada, günümüzde Avro Bölgesi adıyla bilinen bağımsız bir Avrupa Merkez Bankası (ECB) tarafından yönetilecek olan avro para biriminin gerekli hazırlıklarının tamamlanması öngörüldü.

Maastricht Anlaşması'nda ilave olarak Avrupa vatandaşlığının oluşturulmasına ve ortak dış ve güvenlik ile adalet ve içişlerinde iş birliği politikalarının belirlenmesine karar verildi. Böylece, anlaşmayı imzalayan o dönemdeki 12 üye ülke vatandaşları "Avrupa vatandaşı" olarak kabul edildi. Bu vatandaşların üye ülkeler arasında özgürce seyahat etmesi, yaşaması ile Avrupa ve yerel seçimlerde oy kullanmaları imkanı sağlandı. AB üyesi ülkeler ve birliğin ortaklık kurduğu diğer ülkelerin güvenlik güçleri arasında, uluslararası organize suçlar ve terörizm konusunda iş birliği ve etkili çalışma ortamı sağlamak amacıyla bir Avrupa Polis Teşkilatı (Europol) kurulması kararı da Maastricht Anlaşması ile şekillendi.

Tüm dünyanın ilgi ile izlediği Brexit Anlaşması nedir? Brexit; Britanya (Birleşik Krallık) ve exit (çıkış) İngilizce kelimelerinin birleşiminden türetilmiştir.

İngiltere, 2016'daki referandumda yüzde 48'e karşı yüzde 52 oyla AB'den ayrılma kararı almıştı. 37 yıl sonra ilk kez Cumartesi günü toplanan İngiltere Parlamentosu, 306'ya karşı 322 oyla kabul ettiği önergeyle fiilen, ülkenin Avrupa Birliği'nden (AB) ayrılmasının (Brexit) bir kez daha ertelenmesini istedi. Öte yandan, İngiltere'nin başkenti Londra'da on binlerce kişi, herhangi bir Brexit anlaşmasının onaylanmadan önce referandumda oylanması talebiyle bir yürüyüş düzenledi.

Johnson, AB ile vardığı anlaşmayı 31 Ekim'e kadar parlamentodan geçirmeyi başarırsa, yeni bir ertelemeye gerek kalmayacak. Ancak parlamentonun anlaşmaya onay vermemesi veya AB'nin erteleme talebini reddetmesi durumunda İngiltere, ay sonunda AB'den anlaşmasız olarak ayrılacak.  

İngiltere, Galler, İskoçya ve Kuzey İrlanda'dan oluşan Birleşik Krallık'ta 2016'da yapılan Brexit referandumunda yüzde 48'e karşı yüzde 52 ile AB'den ayrılma kararı alınmıştı ancak İngiltere'de seçmenlerin yüzde 46'sı, Galler'de yüzde 47'si, Kuzey İrlanda'da yüzde 56'sı, İskoçya'da ise yüzde 62'si AB üyeliğinin devamından yana oy kullanmıştı.

Birleşik Krallık neden AB'den ayrılmak istiyor? Birliğin birçok uygulamasının dışında kalmayı tercih eden İngiltere'nin AB ile ilişkisi bitmek tükenmek bilmez iç politika polemiklerine konu oldu. Londra, bazı konularda Brüksel'e teslim ettiği yetkileri 'geri almak' istiyor. Bu konulardan biri çalışma saatlerini düzenleyen AB yönergesi. Yönerge haftalık çalışma saatlerini kısıtlıyor ve çalışanların her yıl belli bir süre tatil yapmasını kurala bağlıyor. İngiltere, AB'nin güvenlik ve ceza hukukuna dair bazı önlemlerinin de dışında kalmayı istiyor.

Eski başbakan Thatcher 2002 tarihinde yayınlanan Devlet Yönetimi adlı kitabında Avrupa Birliği'ni "çılgın bir proje, aydınların kibir abidesi, başarısızlığa uğraması kaçınılmaz olan bir program" diye nitelemişti.

İngiltere'nin AB'den ayrılmasını isteyenler, ticari bağların korunacağı 'dostane bir boşanma'dan söz ediyor; Norveç ve İsviçre gibi, üye olmadan AB ile yakın çalışan ülkeleri örnek gösteriyor. Bir tür "light' üyelik denilen ikili anlaşmalar önerilmekte. AB yanlıları ise, Norveç ve İsviçre gibi ülkelerin karar mekanizmasına katılmadan bazı AB kurallarına tabi kaldığını hatırlatıyor.

İngiltere AB’nin kurulduğu 1993’ten bu yana birlikten ayrılan ilk ülke olacak. Üstelik bu, Batı sermayesinin en güçlü üyelerinin merkezi olan ülke: ABD’nin en sıkı müttefikinin Kıta Avrupa’sın dan ayrılması hem İngiltere’nin bölünmesine hem de Avrupa Birliği’nin dağılmasına neden olabilir.

Avrupa Birliği’ni sadece siyasi ve ekonomik bir oluşum olarak görmek yapılabilecek en büyük hatalardan biridir. İngiliz bilim insanları aylardır AB’den ayrılma (Brexit) kararının yanlış olduğunu söylüyor; çünkü bunlar hem üniversiteler arası işbirliğine hem de ortak bilimsel araştırma bütçelerine zarar verebilir.

İngiltere yıllarca Türk vatandaşlarına vizede sıkıntı çıkardı. Sadece parası olan insanlara öncelik verdi. Ancak şimdi kendi bilim insanları Schengen vizesini kaybederek sıkıntı çekebilir.

Avrupa Birliği öteden beri İngiltere’yi çevreyi korumaya zorladı. Bunun içinde doğal parklar, Kuzey Denizi’nde petrol çıkarmaya bağlı deniz kirliliği, denize kanalizasyon boşaltma, bitkileri polenleyen arıları böcek ilaçlarından koruma ve endüstriyel atıklarla çöplerin geri dönüşümü var. İngiltere Kuzey denizi ile Norveç’te tükenen petrol yerine kaya gazına; yani donmuş deniz tabanından doğal gazı çıkarmaya odaklanıyor. Oysa doğal gazın ana bileşeni metan karbondioksitten 30 kat etkili bir sera gazı ve küresel ısınmayı hızlandıracak. İngiltere biraz da enerji kaynaklarına tek başına hakim olmak peşinde.

Batı ülkelerinin bile büyük ölçüde global sermayenin kontrolünde olduğunu söyleyelim. Ancak en güçlü sermayelerden biri İngiliz sermayesi. İngiliz ve Avrupa sermayesi bazen ortak hareket ederek bazen de ayrılığa düşerek petrolü kontrol etmek istiyor. Bunun sebebi son 30 yılda temiz enerji kaynaklarına yatırım yapmamış olmaları. Şirketler petrol azalıp yumurta kapıya dayanmadan hareket etmediler. Şimdi aniden petrolden çıkarlarsa iflas edecekler. Tek çözüm Ortadoğu’da ki ülkeleri yeniden yapılandırarak petrolü ticari değeri bitene kadar kontrol etmek.

Globalleşme, nüfus artışı ve internetin yaygınlaşmasına bağlı olarak halkın bilinçlenmesi sonucunda dünyayı yönetmenin maliyeti arttı. Bu da küresel sermayenin hareket alanını daralttı. Çoktan 3. Dünya Savaşı’nın vakti geldi ama nükleer savaş olacağı için çıkaramıyorlar.

Büyük savaş çıkaramadıkları için de küçük ve uzun savaşlar çıkarıyorlar, yani terörist yaratıp destekliyorlar. Ortadoğu’da yeni devlet kurma isteğinin ardında, bölgedeki temiz su kaynakları (Fırat, Dicle, Asi) ile petrol ve maden kaynaklarını kontrol etme hayali var. Teröristler bölge halkını öldürüyor, bölgeyi boşaltıyor. Sonra insansızlaşan topraklardan çıkardıklarını sermayeye satıyor ve satacak.

Belli ki global sermayenin İngiltere’yi kendine güvenli bir ada olarak istemesi bu işi hızlandırdı. Olayın tek sebebi elbette bu değil. Ancak, bence asıl sebebi Batı sermayesinin AB’nin ve İngiltere’nin bölünmesini istemesi.

Kısaca "İngiltere Neden Ayrılmak İstiyor?" dersek:

Bunu 3 başlıkta açıklayabiliriz;

Egemenlik: İngiltere'nin, yasaları ve düzenlemeleri üzerinde daha fazla kontrol isteği;

Göç: İngiltere'nin sınırlarını  kontrol etme isteği;

Bütçe: İngiltere'nin, AB bütçesine yılda 19 milyar Sterlin ödeme yapması.

Ayrılığın olası politik problemleri:

İskoçya: Son referandumda, oyların yüzde 55'inin Birleşik Krallık'da kalma yönünde olmasına rağmen, İskoçya bağımsızlığını ilan ederek AB'ye katılmak isteyebilir.

Kuzey İrlanda: Kuzey İrlanda, yüz yıldan beri İngiltere'den ayrılmak için mücadele ediyor. Şimdilik, büyük ölçüde dağılmış ve silahlı faaliyetlerini sona erdiren IRA ile IRA'nın siyasi kanadı sayılan Sinn Féin partisi, Birleşik Krallık'tan ayrılmak için Kuzey İrlanda'nın çalışmalarını hızlandırdı.

Bilimsel Araştırma ve Bütçe: İngiliz bilim adamları, AB'yi  terk etme kararının (Brexit) üniversiteler arası işbirliğine ve ortak bilimsel araştırma bütçelerine zarar verebilme ihtimali gerekçesi ile yanlış olduğunu söylüyorlar.

Eğitim: AB'den ayrılmanın bir sonucu olarak, İngiliz öğrencilerin, Avrupa'yı görmesinin zorlaşmasıyla özgür ve yaratıcı dünya görüşünün zarar göreceğinden ve eğitim sisteminin zedeleneceğinden endişe edilmektedir.

Ekonomik: Referandum sonrası sterlin dolar karşısında değer kaybediyor. Bu durum bazı tartışmalara konu olmaktadır.

Brexit'ın Türkiye'ye etkileri ne olur?

2020’ye kadar olan süreç içinde AB ile İngiltere yeni bir statü belirleyeceğinden ve 2020 sonrası için de gerekli müzakereleri yapacağından dolayı Türkiye de İngiltere ile ayrı bir serbest ticaret anlaşması imzalayabilir. Türkiye ile İngiltere arasında imzalanması olası bir serbest ticaret anlaşması sonucunda 20 milyar Euro’luk ticaret hacmi daha da artabilir.

AB ile anlaşmasız ayrılık olursa: İngiltere, Gümrük Birliği’nden de çıkmış olacağı için Türkiye için herhangi bir üçüncü ülke konumuna gelecek ve İngiltere ile ikili ticarette Dünya Ticaret Örgütü kuralları geçerli olacak. İngiltere ile gümrüksüz, kısıtlamasız, vergisiz ticaret sona ermiş olacak. Bu durumdan en olumsuz etkilenecek sektörler Türkiye ve İngiltere arasındaki ticarette en önemli yere sahip olan otomotiv, ev eşyası ve tekstil sektörleri olacağı bildiriliyor.

Bakalım neler olacağını bekleyip, göreceğiz; görüşme sonuçları, anlaşma ne olacak; bunun sonuçlarından kimler hangi konuda ne kadar etkilenecek?