© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube

GERÇEKTEN SON/ SONRA MI? THE AFTERMATH


Geçenlerde sinema gecemizde Keira Knightley'nin filmi " The Aftermath"i izledik. Eşim Keira Knightley için, ben de dönem filmi olduğu özellikle 2. Dünya Savaşı sonrası olduğu için bu filmi tercih ettim. Pişman olduk mu? Hayır.

Filmin künyesine göz atarsak:

Yayın tarihi: 1 Mart 2019 (Birleşik Krallık)

Yönetmen: James Kent

Oyuncular: Keira Knightley, Jason Clarke, Alexander Skarsgård

Tür: Dram, Romantik

Ülke: İngiltere, ABD

Süre: 1s 48dk

IMDb: 6,3

+18 yaş ve üzeri uyarısının olduğunu da eklemeyi unutmayalım. Film Rhidian Brook'un romanından  Joe Shrapnel ve Anna Waterhouse tarafından senaryolaştırılmış. Çekimleri Çek Cumhuriyetinde yapılmış.

Konusu ise: 1946 yılı savaş sonrası yeniden ayağa kalkmaya çalışan Almanya... Rachael Morgan adında bir kadın soğuk bir kış gününde harabeye dönmüş Hamburg şehrine gelir. Bir İngiliz olan kocası Lewis, yerle bir olmuş şehri yeniden kuran ekiplerin birinde görevlidir. Çift bu yeni ortama alışmaya çalışırken, Rachael kocasının beklenmedik bir kararı karşısında şaşkına dönecektir; yaşayacakları büyük evi, evin önceki sahipleri olan Alman bir dul ve onun problemli kızıyla paylaşacaklardır. Savaşın trajedisinin gölgesinde yaşamaya çalışan bu 4 farklı insan bir düzen oturtmaya çalışırken, öfke ile keder duyguları tutku ve ihanetin kapılarını açacaktır... diye anlatılmış tanıtım bülteninde.

Sözlükte 'The Aftermath'in anlamına baktığınızda: son, akıbet, sonrası, sonuç diye açıklıyor. Filmin konusu da 2. Dünya Savaşı sonrası yeniden yapılanma. Ama bana sanki olanlardan, yaşananlardan sonra ilişkinin akıbeti, yaşananların sonrası nasıl bir geleceği kast ediyormuş gibi geldi.

Filmi izledikten sonra, film hakkında yapılan yorumlara baktım; olumsuz yorumlar kadar olumlu yorumlarda vardı. Ama en ilgimi çekenler; "Beklentim yüksek olduğu için beklentimi karşılamadı." yorumları. Konusu belirtilmiş, türü belirtilmiş. Savaş sonrasını anlatan, dramatik bir dönem filminden nasıl bir yüksek beklentileri vardı da karşılamadı. Bu yorumları yazanların alt yapıları ne, bir filmden ne bekliyorlar merak ettim. Oyunculuk açısından bir eksiği yok, zaten Keira Knightley daha öncede dönem filmlerinde oynadı, başarılı bir oyuncu, fiziksel yapısı da dönem filmlerine uygun bence. Diğer oyuncularında performansları yeterliydi bence. Zaten dekor ve kostüm için yoruma gerek yok, ABD ve İngiltere bu konuda özenliler. Senaryoda gerçek bir hayat hikayesini anlatan romandan uyarlanmış. Duygusal bir dram filminde olması gerektiği kadar aksiyon vardı. Arka plan görüntüleri, manzaralar olması gerektiği gibiydi. Savaş sonrasının yıkımlarını, yeni düzen kurulurken yaşanan zorlukları iyi anlatmış. Birçok izleyici için fazla durağan olabilir. Zaten filmde aksiyondan çok, iç hesaplaşmaların; aşk, nefret, intikam, yaşananların kişi üzerindeki etkileri, karşı tarafı suçlarken aslında kendi suçunu üzerinden atarak vicdanını rahatlatmayı kısaca psikolojik incelemeleri çok güzel yansıtmış. Stefen Zweig kitabı okur gibiydi.  

Yaşananları izlerken, bazen üzülecek, bazen kızacaksınız. Spoiler vermemeye çalışarak filmin sonunda olması gereken oldu da diyebilirsiniz, yanlış son böyle bitmemeliydi de diye bilirsiniz. Filmde üzülen mağdur olan, kaybeden kimdi, kim kimi kullandı?

Savaşlar ülkeler arasında oluyor, ülkeler kazandı ya da kaybetti deniliyor. Ama aslında öyle mi? Ülkeyi oluşturan bireyler değil mi? Savaşlar kazanan tarafta olsa, kaybeden tarafta olsa bireyler üzerinde mutlaka yıkıma yol açıyor. Böylece insanlık kaybetmiş oluyor.

Biz filme dönelim, 2. Dünya Savaşı ile ilgilenenlerin, tarih - dönem filmi sevenlerin rahatlıkla izleyebilecekleri bir film. Tabii psikoloji ve dram sevenlerde izlemeli. Beklentinizi yüksek tutmazsanız(???), izlemekten keyif alabilirsiniz. Keyifli seyirler...