© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube

GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

Editör: Burçin KAHRAMAN

Yazar Adı: İLBER ORTAYLI

Kitap Adı: GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

Yayınevi: KRONİK

Basım Yılı: OCAK 2018 ( 1. Basım)

Türü: TARİH

Sayfa Sayısı: 453

*İlber Ortaylı’nın yazdığı “Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK” isimli kitabı, 29 Ekim - 10 Kasım gündemine uymak için okudum. Bu konuda daha öncede birçok kitap okumuştum: tarih ve biyografi en sevdiğim konulardan. Atatürk ve Cumhuriyet Tarihi üzerine yazılmış birçok kitap bulunmakta, bu konuları usta kalemden okumak istedim. ( Ama sonuç verimli olmadı.)

* Kitabın başında kısa bir İlber Ortaylı biyografisi var ve kitabı ‘kızı Tuna, torunu Deniz Ali ve arkadaşlarına ithaf etmiş. Kitabı neden yazdığını açıklayan bir ön söz var. Kitap sonunda kaynakça ve indeks var. Atatürk ve silah arkadaşlarının resimleri ile desteklenmiş. Bu resimler anlatılan konuların döneminde çekilmiş resimler. Sayfa sonlarındaki dip notlar yeterli açıklamayı yapıyor.

* Bu konularla ilgilenenler İlber Hoca’yı tanıyor ama yeni tanışanlar için kısaca biyografisine bakarsak: 21 Mayıs 1947, Bregenz, Avusturya doğumlu. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi (1969) ve A.Ü. Dil ve Tarih- Coğrafya Fakültesi Tarih bölümünü bitirdi. Viyana Üniversitesinde Slavistik ve Orientalistik okudu. Chicago Üniversitesinde yüksek lisans çalışmasını Prof. Dr. Halil İnalcık ile yaptı. 1979’da doçent oldu. Viyana, Cambridge, Oxford ve Tunus üniversitelerinde misafir öğretim üyeliği yaptı. 2005-2012 yılları arasında Topkapı Sarayı Müzesi Başkanlığı görevini yürüttü. 2002 – 2014 yılları arasında Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesinde Hukuk Tarihi dersleri verdi. Halen bu üniversitede öğretim üyesi olarak ders vermeye devam etmekte. Almanca, İngilizce, Fransızca, İtalyanca, Rusça ve Farsça bilen Ortaylı, Uluslararası Osmanlı Etütleri komiteleri yönetim kurulu üyesi ve Avrupa İranoloji Cemiyeti üyesidir.

* Çoğu yerde askeri ve kurmay eğitiminden bahsediyor. Kurmay eğitiminin

önemini dile getiriyor. “İyi bir eğitim aldılar, tabiri caizse her şeyi biliyorlardı, sivillerle irtibatları çoktu, felsefe, tarih, bilhassa coğrafya, edebiyat, mühendislik ve matematik hakkında bilgileri ve eğitimleri vardı.” İyi derecede yabancı dil bilmeleri gerekiyordu. Bu bahsettiğimiz eğitim sistemi 120 sene öncesinin, hatta çok daha eski. Hayran kalmamak elde değil. Peki bugün durum ne?

*II. Abdülhamid dönemini anlatırken bir yerde: ”Memur azlığı maaşların azlığıyla da paralel gidiyordu. Rüşvetin yayılmasında maaş azlığının etkisi fazladır.” Üzerinden 150 sene geçmiş ama durumda değişiklik var mı?

*Bir bölümde Mustafa Kemal’in ataşemiliter olarak Sofya’da ki günlerinden bahsederken; 1918 yılında ilk kitabı “Zabit ve Kumandan İle Hasbihal”i burada yazdığını söylüyor. O kitap senelerdir kitaplığımda ama ben okuyup okumadığımı hatırlamıyorum. Bu da okumam gerek demek…

*Kitap genel olarak dönemden bahsettiği için sık sık Enver Paşa adı geçiyor. Özelikle Sarıkamış faciasında. Daha önce Yaver Suphi Bey’in yazdığı ‘Enver Paşa’nın Son Günleri’ kitabını okudum. Burada yazılanları okuyunca da Enver Paşa hakkında yanılmadığımı anladım. Sadece iyi bir eğitim yeterli değil iyi bir karakterde lazım. Yöneticilerin kişisel hırsları görevlerinin önüne geçmemeli…

* Yine Enver Paşa ile devam edelim; küçük bir ayrıntı: Enver Paşa, her ne kadar Mustafa Kemal’i engellemeye çalışsa merkezden uzağa, alışmadığı coğrafyalara tayin etse de Mustafa Kemal’in başarısına ve rütbe almasına engel olamıyor. Tam tersine bilgi ve tecrübesini arttırmasını sağlıyor.

* Ortaylı’nın kaynak olarak kullandığı, incelenmesi gerekir dediği kitaplar var. Özellikle Şevket Süreyya Aydemir ‘ Tek Adam’, Mete Tunçay ‘ Türkiye Cumhuriyeti’nde Tek Parti Yönetiminin Kurulması 1923 – 1931’, Ali Fuat Cebesoy ‘ Milli Mücadele Hatıraları’…

* En ilgimi çeken bölüm: Ankara’nın hali. İlkokuldan beri bizlere anlatılanlar: (‘masal’ Ortaylı’nın deyimiyle) Ankara bize anlatıldığı gibi çorak, kurak, fakir bir şehir değilmiş. Demiryolu, bankası, ticareti, yabancı doktorları, konsoloslukları, yabancı okulları vb. olan İlber Hoca’nın tabiriyle “Avrupai bir şehir” ( neden böyle bir şeye ihtiyaç duyuldu çözemedim?).

* Kitapta çevremizde olanlar, ekonomik, siyasal gelişmeler ele alındığı için Romanov adı da sık sık geçiyor. Bu isim ve devrim, ihtilal konusu geçtiği zaman aklıma bizim ülkemizde Cumhuriyetin kuruluşu geliyor. Romanovların sonu herkesçe bilinmekte tüm aile katledildi ve rejim değişikliği oldu. Oysa biz işgalden kurtulduk ve yeni bir rejim kurduk ve hanedanı kıllarına zarar gelmeden sürgüne gönderdik ve sular durulunca kademeli afla yurda döndüler. Üstelik affedilen bu hanedan kendi içinde iktidar için baba, oğul, kardeş katli yapmış bir aile… Bir röportajda Osman Ertuğrul Efendi ve Neslişah Sultan: “Artık hanedan bitti, biz bir aileyiz, bunu bilin.” demişler.

* Osmanlının Yıkılması bölümünde Ali Kemal ve oğlu Zeki Kuneralp’ten bahsediyor ve “Bu gibi kavimlerin hayatta kalma şansı yüksektir, fakat ödenen bedel de buna paraleldir.” demiş. Zeki Kuneralp hayatının her bölümünde baba adının bedelini ödediği gibi Türkiye devleti için görev yaparken de bu bedeli ağır biçimde ödemiştir. Madrid büyük elçisi iken 1978 yılında terör saldırısı sonucu eşi, baldızı ve bacanağını kaybetmiştir.

* Kitabın adı Gazi Mustafa Kemal Atatürk bu da bizde biyografi izlenimi uyandırıyor. Ama içinde Gazi ile ilgili bilgiden çok Osmanlı’nın yıkılışı, I. Dünya Savaşı, Kurtuluş Savaşı, cumhuriyetin kuruluşu, o dönemdeki Avrupa ve Rusya’daki sosyal, siyasi durumlar vb. bilgiler var. Çok kapsamlı, detaylara inilmiş, eğitici bir kitap ama isminin çağrıştırdıkları ile ilgili değil. Bu kitaba neden böyle bir isim verdi Ortaylı Hoca’mız merak ettim. Daha önce böyle isim – içerik farkı olan bir kitap daha okumuştum; Elia İle Yolculuk / Zülfü Livaneli. Oda Elia ve anılardan çok, Arhur Miller ve kendi yurt dışı anılarını anlatıyordu.

* Daha öncede Ortaylı kitapları okudum. Dil olarak Osmanlıca çok vardı, anlatım olarak ders kitabı tarzında idi. Ama bu kitapta dil çok daha sade eski kelimeler ve terimler çok az, ders kitabı havasında da değil. Tarih, cumhuriyet tarihi sevenlere verecek belki birkaç detay vardır. Daha çok bu konulara yeni başlayanlar için yazılmış gibi. Bana üniversite 1. sınıftaki … giriş derslerini ( iktisada giriş, hukuka giriş, muhasebeye giriş vb.) hatırlattı. Bu kitapta ‘’Cumhuriyet Tarihine Giriş’’ gibi.

* Bu kadar sözden sonra beğenmedim zannetmeyin, tabii beğendim sadece adı yanılttı. İlber Hoca yazar da okunmaz mı? Okunur, özellikle tarihe, cumhuriyet tarihine başlayanlar, sevenler için kaynak kitap niteliğinde.

* Bir yorumun daha sonuna geldik, yeni bir kitapta buluşana kadar kitapla kalın, alıntılara göz atın:

+ Kısa sürede bir toplumun devrim gerçekleştirmesi mümkün değildir. Tarihte bir kapı açıldıktan sonra şayet kapanmıyorsa artık orada bir devrimden bahsedilebilir.

+ Tarih, yakasına yapışılıp hesaplaşılacak bir şey değildir.

+ Burada da görüldüğü gibi teşkilatçılık Türk subayının vasfıdır. Türk askeri nereye giderse orayı teşkilatlandırır.

+ Birinci Dünya Savaşı enflasyonist bir para politikası yarattı ve bu durum savaştan sonra da devam etti.

+ Dünyada hiçbir göçmen geldiği memleketi tamamen sevemez, eskisini özlemeye devam eder.

+ Son olarak eklemek gerekir ki Atatürk’ün aklındaki cumhuriyet modeli tam da Jean-Jaques Rousseau tipi bir cumhuriyetti.