GÖRSEL ESARET

En son güncellendiği tarih: May 6


Bir zamanlar televizyonun eğitimdeki yeri ve önemi üzerine tartışmalar yapılırdı ve şöyle bir soru etrafında şekillenirdi bu tartışmalar: “Televizyon eğitim aracı mıdır yoksa eğlence aracı mıdır? Ya da “Televizyon yararlı mıdır yoksa zararlı mıdır?”


Artık zaman daha da ilerledi ve televizyona internet teknolojisi de eklendi. Bazıları bu sorulara şöyle bir örnekle cevap verirlerdi. Mutfakta her gün besin doğramak için kullandığımız bıçaklar; iyi niyetle kullanıldığında faydalı bir alettir. Fakat kötü niyetle kullanıldığında cinayet bile işlenir. Önemli olan nasıl kullandığındır.


Oysaki günümüzde sinema, televizyon ya da internet sadece cinayet işlemek için kullanılır hale geldi. Cinayetten kastım bireyi öldürmek değil toplumu öldürmektir. Toplumlar yaşarken ölürler ve öldürüldüklerini hissedemezler.


Hemen şimdi; herhangi bir televizyon kanalını açtığınızda, karşınıza mutlaka bir magazin-eğlence serisi, bir dizi film ya da sosyal içerikli olduğu iddia edilen sulandırılmış bir yaşam destek programı çıkacaktır.


Bütün bu içerikleri tek-tek ele aldığımızda hemen hemen hepsinde insanların zaaflarıyla nasıl alay edildiğini, duygularının nasıl istismar edildiğini ve reyting uğruna nelerin feda edildiğini göreceksiniz. Magazin adı altında dedikodunun nasıl masum bir şeymiş gibi sunulduğunu, insanlarımızın nasıl gayr-ı ahlaki ilişkilere doğru sürüklendiğini ve bütün bu ahlaksızlığın nasıl da özendirildiğini; yarışma adı altında insanlarımızın nasıl omurgasızlaştırıldığını ve kazanmak için her yolu denediğini; sosyal içerikli olduğunu zannettiğimiz programlarla duyguların nasıl istismar edildiğini, ailevi sırlarımızın ve mahremiyetimizin nasıl da ortaya döküldüğünü; dizilerde aile hayatının nasıl bozuk para gibi harcandığını göreceksiniz. (Bu duruma o kadar alıştırıldık ki, eskiden kızlarının pantolon giymesine bile kızan ninelerimiz bile artık, dizilerde birbirini pervasızca aldatan adam ya da kadınların –sözüm ona- masum aşklarını(!) gözyaşı dökerek izliyor.)


Burada şu söylenebilir. “Kardeşim madem öyle, kapat televizyonu. İzleme… Eğer sen izlemezsen bu tür programlarda yapılmayacaktır.” Kısmen haklı olsalar da ben tam olarak öyle düşünmüyorum. Ve şu soruyu soruyorum kendi kendime; “Acaba bu tür programlar izlendiği için mi yapılıyor yoksa yapıldığı için mi izleniyor?” Çoğunuzun tabiî ki izlendiği için yapılıyor dediğini duyar gibiyim. Oysaki ben yapıldığı için izlendiğini, izlemek zorunda bırakıldığımızı düşünüyorum. Ve bunun da toplumu dönüştürme projesinin bir parçası olduğuna inanıyorum. Dikkat ederseniz bu tür programlar ve diziler ülkemizde denenmiş ve tutmuş, sonra da arkası getirilmiş değildir. Genellikle çoğu ithaldir. Sırf Amerika ve çeşitli Avrupa ülkelerinde yapıldığı ve izlendiği için ülkemize getirilmekte ve izletilmektedir. Diyeceksiniz ki; “O zaman bizde niye çok izleniyor?” Ben buna çaresizlik diyorum. Televizyon kendi seyircisini kendisi yaratıyor ve şekillendiriyor. Neyi izlemesi gerektiğini o belirliyor. Bu aynı zamanda psikolojik bir savaş. Düşünsenize, doksanlı yılların sonunda, iki bin yılının başında doğmuş bir çocuk tam öğrenme yaşına geldiğinde özel kanalların kışkırtıcı, özendirici ve uyarıcı oklarının hedefindeydi. Yetmedi, cep telefonu ve internet teknolojisi ile adeta bombardımana maruz bırakıldı. Bugün o çocuklar 18-20 yaşlarında ve okuyanları üniversite sıralarında ama kafalarında idealler değil hülyalar var. Çok para kazanma hırs ve arzusu… Konaklar, yalılar ve yatlar… Okuyamamış olanları siz düşünün artık.


Bütün bu yazdıklarımdan teknoloji düşmanı olduğum anlaşılmasın lütfen. Ama artık seçici olmayı başarmak, sanatı ve sanatçıyı fark etmek ve büyük düşünmek zorunda olduğumuzu hatırlatıyor, sanal dünyanın bizi kontrol etmesini ve bizi istediği istikamete sokmasını engellemeliyiz diye düşünüyorum. Artık bu görsel esaretten kurtulmanın zamanı geldi de geçiyor bile…


Son söz; Teknoloji toplumu yaşatmak için kullanılmalıdır. Yok etmek için değil…


Editör: Mehmet Keklikçi

© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube