© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube

GÖNÜLLER SULTANIMIZ



Nereden aklıma düştüyse, dizüstü bilgisayarımda yaptığım işi bırakıp YouTube’da Gönül Akkor aramaya başladım. Özellikle de “Ne olur, akşamları gelsen, otursan yanı başıma” diye başlayan Avni Anıl’ın kürdîlihicazkâr şarkısını. Her zamanki gibi şarkıyı bir kez dinlemek yetmedi tabii; kaçıncı dinleyişten sonraydı bilmiyorum, ara verdiğim işe hemen dönmezsem epeyce bir süre daha dönemeyeceğimi fark ediverdim. İşimi toparladıktan sonra ise, akşamımın kalanını Gönül Akkor’un tarifi imkânsız sesine ayırdım. Ama bu kez “Gönüller Sultanımız”ı plâklarımdan dinleyerek...


Çocukluğumdan beri, buğulu, biraz boğuk, içinde bolca hüzün taşıyan bu ses beni çok etkiler. Ankara Radyosu’nda Türk Müziği söyleyerek başladığı görkemli kariyerinde, yeri gelmiş pop şarkılar da söylemiştir, yeri gelmiş arabesk şarkılar da. Dinleyene şarkıyı hissettirebilme gücüne sahip bir büyük yorumcudur. Aynı zamanda da gazinoların şaşaalı döneminin en büyük ve önemli assolistlerinden biridir. Bazı şarkıları başkasından dinlediğimde asla aynı zevki vermezler. Meselâ Rüştü Şardağ’ın hicâz şarkısı “Apansız uyanırsan gecenin bir yerinde”, bende Gönül Akkor’la bütünleşmiştir. Sanki şarkıdaki hüzün ve kaçırılan zamanların acısı, başka bir seste anlamını bu denli bulamıyor gibidir.


“Apansız uyanırsan gecenin bir yerinde,

Gözlerin uzun uzun karanlığa dalarsa

Bir sıcaklık duyarsan üşüyen ellerinde

Ve saatler gecikmiş zamanları çalarsa

Bil ki, seni düşünüyorum…


Gecelerden bir gece, uyanırsan apansız

Uzaklarda elemli, garip bir kuş öterse

Bir ceylan ağlıyorsa dağlarda yapayalnız

Ve bir gün kabrimde bir sarı çiçek biterse

Bil ki, seni seviyorum…”


Bu plâğı da öyle tek sefer dinleyerek rafına kaldıramam; peş peşe birçok kez döner. Şarkıyı yazan Ümit Yaşar Oğuzcan’ın sözlerindeki derinlik, Akkor’un sesinde iyice yoğunlaşır ve dinlerken içinde kaybolabilirsiniz. Aldığı Türk Müziği eğitimi sayesinde şarkıları usûlüne göre söylerken, içine duyguları da katabilen ender solistlerdendir. 1978 albümü “78’de Bahar” o yıllarda en sevdiğim ve sürekli dinlediğim Türk Müziği albümlerinden biriydi. Başta Sadettin Kaynak şarkıları olmak üzere, albüm repertuarı çok güzel ve seçkin eserlerden oluşmaktaydı. Gönül Akkor, gerek seçtiği şarkılar, gerek yorumuyla bana Türk Müziğini sevdiren isimlerdendir. 1972 yılında Coşkun Plâk’tan yayımlanan albümünde de pek çok sevdiğim şarkısı vardı; “Kapın her çalındıkça, o mudur diyeceksin”, “Sevmiyorum seni artık, gözlerimi geri ver”, “Akşamın olduğu yerde bekle diyorsun, gelmiyorsun” su misâli peş peşe akar, gider. Albümün son şarkısı “Geçti yolun yarısı” da çocukluğumdan kalan şarkılarımdandır. Necdet Tokatlıoğlu’na ait bu hicâz şarkıda,


“Ne esmerinde vefâ, ne kumralında sefâ

Hepsinde türlü cefa, çekilmez oldu ömür

Ne gözlerin yeşili, ne saçların sarısı

Geçti yolun yarısı, çekilmez oldu ömür” der. Ömrün nasıl geçeceğini daha 20 yaşıma gelmeden nereden anladıysam artık?


“Dost bildiklerim” albümünden Şekip Ayhan Özışık’ın muhayyerkürdîsi “Rüzgâr söylüyor şimdi o yerlerde, bizim eski şarkımızı” da sadece ondan dinlemeyi sevdiklerimdendir. Bu albümün A yüzünde neo-klâsik eserleri yorumlayan Akkor, B yüzünde ise dönemin sevilen arabesk şarkılarına yer vermiş. Arabesk şarkılara kendinden çok şey katabilen Gönül Akkor, kariyerinin sonraki dönemlerinde neredeyse tamamen bu türde eserler verdi. Bu albümden “Dost bildiklerim” ve bir Arap şarkısından aşırılan “Sabah” benim severek dinlediklerim. Tamamen Türk Müziği’ne yer verdiği “78’de Bahar” albümünden sonra, içlerinde bir veya iki tane Türk Müziği şarkısı olsa da, ağırlıklı olarak arabesk veya tamamen arabesk şarkılardan oluşan albümler yayımladı. Bu albümlerde söylediği “Dert çekmeye gidiyorum” (Gönüller Sultanımız, 1979), “Kulak ver gecelere” (Tanrım sana sığındım, 1979), “Aşkımız eski bir roman” ve “Bulamazsın” (Allah, 1981), “Bir gün darılıp, bir gün barışma” ve “Kadehi, şişeyi kırarım bugün” (Bana sen gerek, 1984) gibi bazısı daha önce başka şarkıcılar tarafından da seslendirilmiş olan şarkılar onun sesinden birer klâsiğe dönüştüler. Madem an geldi, arabesklerini dinlemeye başladım, o hâlde “Aldırma gönül” 45liğini de dinleyeyim. Sözleri, Sabahattin Âli’nin “Hapishane şarkısı V” ismini taşıyan şiirinden alınan bu Kerem Güney bestesi, o yıllarda neredeyse bütün şarkıcılar tarafından söylenmişti ama Akkor yorumu hepsinin arasında ayrı bir yerde. Bu 45liğin diğer yüzündeki “İçiyorsam sebebi var” şarkısı da o dönem çok sevilmiş bir şarkıydı. Gönül Akkor, başkaları tarafından yorumlanmış şarkıları tekrar söylemek ve plâk yapmak konusunda hiç çekimser davranmaz ve o şarkıya kendi imzasını atardı. Büyük yorumculara has, söylediği her şeyi kendinin kılabilme özelliğini haiz bir solistti. O söyledikten sonra, öncesinde kim söylemiş olursa olsun, şarkı artık onunla hatırlanırdı. Arabesk klâsikleri “Deli gibi sevdim” ya da “Kaderi ben mi yarattım”da olduğu gibi…


Kariyerine Türk Müziği ile başlayıp arabeskle devam etse de, plâk olarak piyasaya çıkan 1984 tarihli son albümü “Gönülden gönüle” tamamen klâsik eserlerle hazırlanmış mükemmel bir albümdür. Baştan sona defalarca dinlenecek, çok lezzetli, dört başı mamur bir ziyafettir âdeta. Güneşli sakin pazar sabahlarına veya huzurlu akşamüstlerine eşlik edecek nefis bir plâktır. “78’de Bahar” ile birlikte en sevdiğim iki albümünden biridir. Akkor, bu muhteşem plâktan 10 yıl sonra “Dönüş” isimli son albümünü kaydetti ve suskunluğa büründü. 1994 tarihli bu cd’den sonra, acı ve hüzünle sarmalanmış, yer yer kırılgan, yer yer isyankâr sesi yeni bir şarkıyla dinlemek mümkün olmadı. Bu albümde Şehrazat şarkısı “Tanıma beni” ve Giannis Parios’un söylediği Kostas Mountakis bestesi “Ağlama anne” gibi pop şarkılarının yanında, Türk Müziği’nin ilk eserlerinden biri kabul edilen, Aldülkadir Merâgî’nin “Âmed nesîm-i subh-u dem” isimli rast şarkısını da yorumlamıştı. Eski albümler plâk olarak yeniden basılırken, bir dolu ıvır zıvır albüm basıldı ama “Dönüş” nedense kimsenin aklına gelmedi henüz. Oysa yukarıda söz ettiğim şarkıları ve Türkçe sözlerle Fairouz’un “Ya hawa Beirut” şarkısını Gönül Akkor’dan dinlemek tarifi imkânsız bir zevk olurdu…


Son albümünde pop şarkılar da söyleyen Akkor, kariyerinin bir döneminde, o günün modasına uyarak aranjmanlar seslendirmişti. Hatta sözlerini Fecri Ebcioğlu’nun yazdığı yine bir Fairouz şarkısı olan “Böyle gelmiş, böyle geçer dünya” ve Bora Ayanoğlu bestesi olan “Güller ve dudaklar” çok büyük hit hâline gelmişlerdi. “Güller ve dudaklar” şarkısının yer aldığı 45liğin B yüzündeki “Bilemedim” de, döneminde çok sevilmiş, Bora Ayanoğlu’nun Aşık Sait’ten bestelediği güzel bir şarkıdır. Benzer şekilde, adını verdiği Gönül Plâk’tan çıkan ilk 45liklerden biri olan “Kül değil ateş” ve “İzin bile kalmadı” sözleri Fikret Şeneş tarafından yazılmış, Esin Engin’in çok şık düzenlemeleriyle dikkat çeken iki aranjmandır.


Söylediği her şarkıya bir ruh üfleyen, nefesiyle gönülleri dağlayan bu büyük şarkıcıyla yani hayranlarının taktığı isimle “Gönüller Sultanımız” Gönül Akkor’la özdeşleştirdiğim bir başka şarkıyı dinleyerek, pikabımın kapağını bu akşamlık kapatıyorum. Rast makamında bir İrfan Özbakır şarkısı bu:


“Meyhanelerde akşam olunca beni ara

Kalbin bir kadeh gibi dolunca beni ara

Bakma esen rüzgâra, bakma yağan yağmura

Aklına çılgınlıklar gelince beni ara…