FİLM İLE ANMA

En son güncellendiği tarih: Nis 23


Yeni çıkan filmlere bakarken TOLKIEN filmini gördüm, acaba dedim ve konusunu okuyunca haklı olduğumu anladım. Ünlü fantastik yazar J. R. R. TOLKIEN’in biyografik filmi idi. Tarihte bugün için Eylül ayına bakarken Tolkien’in 2 Eylül’de ölüm yıldönümü olduğunu görmüştüm ve nasıl işleyeceğim hep aklımdaydı. Tesadüfen bu biyografik filmi görünce yorum ve anmayı beraber yapmaya karar verdim.


John Ronald Reuel Tolkien (d. 3 Ocak 1892- ö. 2 Eylül 1973), İngiliz yazar, şair, filolog ve profesör unvanlı akademisyen. Uzmanlık alanı Anglo-Saxon Dili ve Edebiyatıdır. Hobbit, Yüzüklerin Efendisi ve Silmarillion gibi fantastik kurgu eserleriyle tanınır. İngiliz sömürgesi olan Güney Afrika'nın Bloemfontein şehrinde doğdu. Ronald'ın babası Arthur Tolkien banka müdürü idi. İklimin getirdiği olumsuzluklar kısa zamanda anne Mabel'i Ronald'i ve küçük kardeş Hilary'i de alıp İngiltere'ye dönmeye itti. 15 Şubat 1896'da Güney Afrika'dan Arthur'un ölüm haberi geldi. Bunun üzerine Mabel çocukları alıp küçük bir köy olan Sarehole'a yerleşti. Bu köy Ronald'da derin etkiler bırakacak, ömrünün kısa bir süresini burada geçirmesine rağmen hayallerinde yarattığı Hobbit diyarı Shire ile defalarca Sarehole'u ziyaret edecekti.


Sarehole'da Tolkien'i etkileyen sadece yemyeşil doğa değildi. Köy yakınındaki Moseley Bataklığı, kardeşi Hillary ile her zaman oynamaya gittikleri Cole Bank Road değirmeni ve devamlı kendilerini kovaladığı için "Beyaz Ogr" adını taktıkları değirmencinin oğlu da Ronald üzerinde derin izler bıraktı. Ronald (1904 yılında) şeker hastalığı yüzünden annesi Mabel'i kaybetti. Bunun üzerine çocuklar teyzeleri Beatrice'in yanına gitti ve Peder Francis Morgan'ın gözetimine verildi. King Edward's Okulunda iken Ronald'ın dillere büyük yatkınlığı olduğu ortaya çıktı ve bu dönemde Ronald kendine ait bir dil tasarlamaya başladı. Böylece Elf dillerinin temelleri atıldı. Çocukluktan delikanlılık yıllarına geçerken oturdukları Birmingham kentinde Ronald'ı etkileyen iki büyük yapı vardı. 29 metrelik Perrott's Folly kulesi o yıllara göre olağanüstü büyüklüğü ile Ronald'ın beynine kazınmıştı. 1758 yılında John Perrott tarafından yapılan bu kule tuhaf mimarisi ile "Perrott'un divaneliği" ismini almıştı. Hemen bu kulenin yanında ise bir başka kule vardı. Ve bu iki kule daha sonra yazacağı Yüzüklerin Efendisi için esin kaynağı oldu. Ronald'ın gençlik yıllarına dair bir diğer önemli not ise Gamgee ismi ile o yıllarda tanışmış olmasıdır. Bu yerel pamuk markası Gamgee, Ronald'ı etkilemiş olmalı ki Frodo'nun sadık dostu Sam'e bu soyadını vermiştir.


16 yaşındayken hayatını değiştirecek bir olay oldu ve hayattaki tek gerçek aşkı olan Edith ile tanıştı. Fakat Peder Morgan iki gencin görüşmelerini yasakladı. 1911 yılında Tolkien klasik diller eğitimi almak için Exeter Koleji'ne gitti ve 21 yaşını doldurduğunda hiçbir zaman unutamadığı Edith'i buldu (Söylenir ki Edith ormanda dolaştıkları bir gün onun için dans etmiş ve bu dans genç Tolkien'i çok etkilemiştir). Gençler 22 Mart 1916'da evlendiler. Üstelik Tolkien onu ikinci kez bulduğunda Edith bir başkası ile nişanlıydı. Bu arada I. Dünya Savaşı başlamıştır. Kısa bir süre sonra Tolkien de orduya katıldı ve Fransa cephesinde savaştı. İki yakın dostunu bu savaşta kaybeden Tolkien çok yakınında patlayan bir bomba yüzünden İngiltere'ye geri döndü. Fakat savaş bu genç insan üzerinde unutulmaz etkiler bırakmıştır.


Savaş bittiğinde Oxford English Dictionary'de iş bulan Tolkien, savaştan döndükten sonra hayatının büyük bir kısmını Oxford'da geçirdi. 1945 yılında Oxford'da profesör olmasına kadar geçen zaman içerisinde 4 çocuk sahibi oldu. Bu süre içerisinde devasa hayal dünyası Orta Dünya'yı oluşturmaya devam etti. Entelektüel bir topluluk olan "Inklings"i yakın dostu C.S. Lewis ile kurdu ve 1937 yılında Hobbit'i yayımladı. Roman hem olumlu hem de olumsuz tepkiler aldı. Bazıları, Oxford'da profesör olan Tolkien'den nasıl olup da bir masal kitabı çıktığını soruyordu. Ama olumsuz eleştiriler bir işe yaramadı ve Hobbit kısa zamanda popüler oldu. Hobbit, aslında, Yüzüklerin Efendisi serisinin başlangıcıdır. Orta Dünya ilk kez bu kitapta okuyucuların karşısına çıkar.

Bundan sonra Tolkien Yüzüklerin Efendisi için çalışmaya başlar. 29 Kasım 1971'de karısı Edith vefat eder. Tolkien bunun üzerine sadece iki yıl yaşayabilir ve 2 Eylül 1973'te Kraliçe'den krallığın en önemli nişanlarından biri olan Commander of the Order of the British Empire (CBE) unvanını almasından kısa bir süre sonra 81 yaşında İngiltere'nin Bournemouth şehrinde ölür.


Gelelim filme; film Tolkien’in çocukluğundan Oxford da öğretmen olup Hobbit’i yazmaya başladığı dönemi kapsıyor. Usta yazarın büyüme çağına ışık tutan filmde, Tolkien’ın okuldaki diğer “dışlanmış” öğrencilerle birlikte bir “kardeşlik” kurarak arkadaşlığı, sevgiyi ve ilhamı bulmasına tanık olacağız. Bu esnada I. Dünya Savaşı patlak vermesi, yazarın kurduğu bu kardeşliği tehlikeye atacak. O dönemde yaşanan bu olaylar, yazarın tüm zamanların en sevilen kitap serilerinden birini yaratmasını sağlayacak. Dünya çapında efsaneleşen usta fantastik edebiyat yazarı J.R.R. Tolkien'i filmde X-Men serisinden, Warm Bodies filminden tanıdığımız Nicholas Hoult canlandırırken, hayat arkadaşı Edith Bratt olarak Extremely Wicked, Shockingly Evil and Vile'ın yıldızı Lily Collins karşımıza çıkıyor. Ayrıca filmin oyuncu kadrosunda Mimi Keene, Genevieve O'Reilly, Craig Roberts, Pam Ferris, Laura Donelly gibi isimler yer alıyor. Tolkien'in yönetmenliğini Tom of Finland filmiyle tanıdığımız Kıbrıslı yönetmen Dome Karukoski üstlenirken, filmin senaryosunda Don't Go, The Front Line, Cowboys & Angels filmlerinden tanıdığımız David Gleeson ile Pride filminin senaryosunu kaleme almasıyla karşımıza çıkan Stephen Beresford'un imzası bulunuyor.


Filmde dönem geçişleri rahatsız etmiyor. Savaş sahneleri uzun tutulmamış ama savaşın acımasızlığını gösteren vurucu görüntüler var. Arka plan manzaralar göz alıcı (ya da ben sevdiğim için öyle görüyorum); kostümler, setler, efektler, hepsi harika bir şekilde dönemi yansıtıyor. İngiliz aristokrasisi, sınıf farklılığı, dönemin okul, aile ve eğitim disiplini, sınavları, çalışma ortamları, hikâye için harika bir arka plan oluşturmuş. Filmde bir Tolkien ve onun mitoloisi hayranını cezbedecek, ona yeni bir şeyler katacak pek bir şey bulmak olası değil. Filmin Tolkien hakkında hiçbir fikri olmayan birine vereceği pek bir haz da yok. Yani film Tolkien’in hayatını bilenler için olayların geçiştirildiği, bilmeyenler içinse havada kaldığı bir film denilebilir. Çünkü bilenler için de bilindik olayları bir izleme hazzına çevirmiyor. Sadece göstermekle yetiniyor. Film cüretkâr davranmayıp suya sabuna dokunmayan, karakterlerinin duygusuna, iç dünyasına inmeme yolunu seçmiş. Film izleyene olayların duygusunu vermeye çalışmaktan çok, olayları bir belgesel ciddiyetiyle, dışarıdan bir bakışla sunuyor. Film bana ne kattı? Tolkien biyografisi hazırlarken dikkat etmediğim bilgileri (yetim olması, CBE unvanı olması gibi) fark ettim. Ortalama bir film, seyredince çok şey kazanmasanız bile bir şey kaybetmezsiniz, yemyeşil, tarihi İngiltere manzaraları, şatafatlı iç mekanlar, dönem kıyafetleri ile gözünüzü şenlendirirsiniz. Filmden dikkatimi çeken birkaç söz ile yazıya nokta koyalım:


*”Anılarını ruhuna göm, ne kadar derine gömersen orada o kadar uzun kalırlar.”

*”Cesur insanlar ölüm korkusu yüzünden arzularından feragat etmezler.”


Editör: Mehmet Keklikçi

© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube