EDEBİYATTA SORGULANACAK AKIM: KİRLİ GERÇEKLİK EDEBİYAT MIDIR, SUÇ MUDUR?

En son güncellendiği tarih: May 4


Edebiyat bizim için geçmişten günümüze iyiye doğruya adil olana yönelten halkı bilinçlendiren düşündüren sanat olarak düşünülür. Gerçekle kurgunun iç içe geçtiği sanatla süslü sözlerle kimi zaman biçimle çılgınca kelime oyunlarıyla desteklenen edebi yazı türü olarak kabul edilir. Dünya klasiklerinden en zayıf yazarların kitaplarına dek kitaplarda suçlar, günahlar, haksızlıklar ele alınır ve sonunda genelde yazarın verdiği ileti dünyanın daha iyi daha adil olması üzerine okuru yöneltmek olur. Bazen umutsuzluğa kapılan şair ve yazarlar edebiyattan ve insanlıktan umudunu keserek kahramanlarıyla birlikte kendilerini de intihara sürükler. Geçmişten bugüne değişen insanoğluna hitap edecek yazıların da şekli tarzı gelişen teknoloji, ekonomi, iş ve sosyal yapıyla bir akımın temsilcisi haline gelebilir. Romantizm, Realizm, Klasizm, Sürrealizm, Toplumcu Gerçekçilik, Post Modernizm, Dadaizm gibi denenmiş birçok akım ve anlayışa ev sahipliği yapan kütüphanemiz psikolojinin sosyolojinin gelişimiyle yeni arayışlardan vazgeçmiyor. Bugünlerde Zümrüt Apartmanı ile gündeme gelen Kirli Gerçekçilik de bunlardan biri. Daha önce hayatımıza giren cinayet polisiye romanlar hırsızların dünyası ile hayranlık uyandıran katiller hırsızlara ev sahipliği yapan dünyamız çağımızın hastalığı olan pedofili ve daha birçok hastalığı, iğrençliği edebiyat adı altında okurlara sunmaya çalışıyor. Amerika gibi ülkelerde kabul görmeye başlayan bu akım gerçekten gerekli mi bunu kendi vicdanımıza sormalı ardından edebiyat dünyasının, okurumuzun ihtiyacı var mı sorusuna bırakıyorum.


Suçluyu hastayı anlamaya çalışıp edebi dille süsleyerek kirli ve dayanılmaz kabul ettiğimiz suçların anlatılması okurda cinsellik yanında şiddete dayalı bir pornografiyi de körüklüyor kuşkusuz. Sağlıklı olmayan bir okurda merak ve eylem hissi uyandırması kaçınılmaz olan eserlerin yeni suçların doğuşunda önayak olacağını söyleyebiliriz. İhtiyacımız olan hastaların ya da suçluların eylemlerinin önüne geçmek için neler yapabiliriz mi olmalı yoksa trajedi yaşayan kurbanların durumlarını kanlı ve dehşetli korku gerilimle okura dozu artan heyecan yaşatmaya yönelik eserler mi olmalı? Ülkemizde daha önce ensest ilişki ve taciz tecavüz üzerine yazılan kitaplar oynanan oyunlar çekilen filmler hayli ilgi çekerken Zümrüt Apartmanı ile haklı bir tartışmanın fitilini de ateşledi.


Okur olarak kirli gerçeklik arzulanan istenilen bir tür mü, okumak isteyenlerin hakkı mı, yazarlar yayınlamakta serbest olmalı mı? Özgürlüğün, demokrasinin yazar hayalinin kurgusunun sınırı nerede son bulmalı bunun cevabı edebiyatın kirli gerçekliği sıradanlaştırmak ve doğallaştırmakla alakalı. Günümüzde her filmde görmeye alıştığımız dehşeti, cinayeti, normalleşen yasak aşkı ve hemcinsler arasındaki cinselliği kabullendiğimiz gibi kirli gerçekliğe de fikren alışacağımızı, işlenen, işlenecek korkunç eylemleri tüylerimizin ürpermeyeceği bir gerçeklik olarak sayacağımızı söyleyebiliriz.

Edebiyatın edep kökünden uzaklaştığı günümüzde edebiyat yazarların mı okurların mı sorumluluğu sayılır. İkisi de üstlenmezse devlet ve dini erk edebiyat üzerinde baskı uygulayabilir mi? Geçmişe bakıldığında yasakların günahkâr kitapları yıldızlaştırdığını görüyoruz. Sizce de çözüm için elimizi başımızı arasına alıp düşünme vakti gelmedi mi?

© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube