DOSTLUK ORMANI




1. Bölüm


Çok eski zamanlarda Dostluk Ormanı’nın derinliklerinde kocaman meşe ağaçları varmış. Yemyeşil meşe ağaçlarının dallarında yaşayan sincaplarla yer altında yaşayan tavşanlar ve köstebekler çok yakın dostlarmış. Dostluk Ormanı’nın ortasında akan nehirlerde yüzen kuğuların güzelliği göz kamaştırırmış. Dostluk Ormanı’nın kralı yokmuş çünkü burada yaşayan hayvanların dostluğu tüm yeryüzündeki hayvanlara kadar ulaşmış. Her zamanki gibi meşe ağaçlarının yeşermiş dallarının altında oyunlar oynayan çocuk tavşanlar şarkılar söylüyormuş.


Dostluk ormanının bazı bölgelerinde kuraklık başlamış. Bunu fark eden hayvanların yaşam alanı daralmış. Günün birinde yetişkin tavşanlar ve Pan, yemyeşil bitkiler kalmayınca, ormanın derinliklerinden çıkarak, ormanın dışında kalan bir çiftliğe girmişler. Pan adlı tavşanın kısa kulakları, ön ve arka bacakları ile orantılıymış. Diğer tavşanlara göre daha kısa olan tavşan Pan’ın rengi turuncuymuş. Göz rengi ise gökyüzünü gölgeleyecek şekilde maviymiş.


“Neden bizi takip ettin Tomurcuk?” diyen Tavşan Piter, Tavşan Pan’ı takip eden yakın dostu Tomurcuk’un gözlerine bakmış. “Seni yalnız bırakmak istemedim dostum,” demiş. Zeytin yeşili bir çift gözün gölgesinde kalan kahverengi tüyler göz kamaştırıcıymış. Ancak komşu ormanlarda yaşayan köpekler, Tomurcuk’u görünce dışlıyorlarmış. Çünkü Tomurcuk’un boyu diğer köpeklere göre kısaymış. Bu yüzden diğer ormanlardaki köpekler tarafından sürekli dışlanmış. Yemyeşil marulların ve havuçların olduğu bahçeye ayak basan Pan, birkaç tane marul ve havuç topraktan çıkarmış. Ellerinin arasındaki marullar ve havuçlar fazla geldiği için daha fazla dayanamayan Pan elindeki marulları ve havuçları yere bırakmış.


O esnada Pan’ı gören babası Piter, Pan’ın yanına gitmiş. Piter’ın sarı tüylerinin üstünde bir çift sarıgözü varmış, bu gözlerin üstünde kalan kulaklar ise uzunmuş. Piter yerdeki marulları ve havuçları eline almış. Patlayan tüfeğin verdiği ürperti ile elindeki marul ve havuçların iki tanesini yere atan Piter, oğlu Pan, Tomurcuk ve diğer tavşanlar ile çiftliğin arka bahçesinden koşmuşlar. Tomurcuk’un ayakları çamura bulandığı için kirlenmiş. Hortumdan akan su, ağaç köklerinden dolup taştığı için yolun ortasına taşmış. Yol kayganlaşmış. Korkuyla kaçan hayvanlar yolun ortasında akan suyu görünce duraksamış. Ardından hızla kaldığı yerden koşmaya devam etmişler.


“Koşun arkadaşlar, koşun,” demiş Piter ve elindeki bütün marul ve havuçları sol eline aldıktan sonra Pan’ın elini tutmuş. Çiftliğin bahçesinden uzaklaşırken tüfek sesleri geride kaldığı için sesler azalmış. Çiftlikten uzaklaşınca tavşanlar ve Tomurcuk bir elma ağacının dibinde oturmuş. Hatta bazı tavşanlar yorulduğu için ağacın dibinde uzanmış. Akşama bir saat kaldığı için gün batımı yavaşça başlamış. Bazı tavşanlar çok akıllı olduğu için güneşe bakarak saatin kaç olduğunu hemen anlayabiliyorlarmış. Şişman, bodur ve yeşil renkli tavşanlardan biri, “Geç oldu artık. Eve gitme zamanı,” demiş.


Çiftliğin arka bahçesinden kaçtıkları için ormanı dolaşmak zorunda kalan tavşanlar ve Tomurcuk, Kara Çitler Muhabbet ormanından geçiyorlarmış. Kara Çitler Muhabbet ormanı sakinlerinden köpeklerle anlaşamayan Tomurcuk iyice tedirgin olmuş. Arkadan haykıran bir ses, “Yine mi sen!” demiş. Tomurcuk arkasını döndüğünde onu dışlayan köpekleri görmüş. Hızla sayıları artan köpekler Tomurcuk’un etrafında toplanmışlar. Tomurcuk, korkudan sonbahar rüzgârlarındaki yapraklar gibi titremiş. Daha önce Tomurcuk’u döven köpekler, Tomurcuk’a, acaba bana bu defa bana ne yapacaklar, dedirtmiş?


Editör: Demet Yener

© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube