DOLAR EDEBİYATI VURUR MU, BASKIYI DURDURALIM MI USTA?

En son güncellendiği tarih: May 9


Kemal Albayrak //


Hayatımızın  her alanında olduğu gibi edebiyatta da ekonomi  önemli bir aktör ne yazık ki. Dışa bağımlı tüketim anlayışı basın yayım sektöründe de etkili. Kağıdı, mürekkebi ve matbaa ihtiyaçlarını üretemeyen ülkemiz; artan Dolar, Euro  karşısında  ezilmeye devam ediyor. Maliyet girdisi artarken birçok dergi de  iflas bayrağını çekiyor. Yazın etkisiyle tatillere akın eden halkımızın dergilere kitaplara ilgisi azalıyor. Dar  gelirli insanların üzerinde baskı arttıkça  kazandığı üç beş kuruş parayı da tasarruf adına dergilerden, kitaplardan  kısanları da eklersek edebiyat camiası  zorlu bir sürece giriyor diyebiliriz.    Pazarlama şirketlerinin aldığı büyük paralar, dağıtımcıların istediği yüksek komisyonlar büyük hayaller ve yatırım yapmayanların kısa zamanda silinmesine neden oluyor. Matbaaların çok baskı- az ücret mantığıyla çalışması da ellerinde satılamayan depo  kirasına neden olan binlerce yayına neden oluyor. Çılgınlığa devam edip gayret eden yayıncıların yanında  yer almayan  dergilerin hamallığını yapmak istemeyen kargocuların ve PTT’nin dergilere gönderimde indirim yapmaması da astarı  yüzünden pahalı gelen aboneliklerin dergi ve okur için külfet olmasına neden oluyor. Duygusal çöküntü maddi çöküşle birleşince ayrılıklar da kaçınılmaz oluyor. Küresel dünyanın baş aktörlerinde de durum farklı değil  okuma oranı yüksek olan ülkeler olmalarına karşın gençliğin isteklerine boyun eğmek zorundalar.  Baskı dünyasından dijital dergiye geçiş,  herkes için var olmanın koşulu haline geliyor. En azından her dergi ve gazete kendi web sayfasını da oluşturup sosyal medyada yer alarak tirajını korumaya çalışıyor. Bunu en güzel anlatan filmlerden biri de popüler derginin dijital dünyaya geçişini ve iş hayatına etkisini anlatan Walter Mitty'nin Gizli Yaşamı, izlemediyseniz mutlaka izleyin.

Tanzimattan bu yana çıkan her dergi kalıcı olmak yanında edebiyata yeni değerler, yeni yorumlar, yazar ve şairler kazandırma gayesindedir. Hatta özgüvenleri yüksek olan cemiyet üyeleri tüm edebiyat dünyasını küçük görerek kendi manifestolarıyla iddialı çıkışlarıyla varlıklarını duyuruyorlar. Neticede çoğu maddiyat yüzünden üçüncü sayıyı göremeden  yok oluyor. Servet-i Fünun’la hayatımıza giren dergicilik  kanımıza öyle  işlemiş olacak ki her geçen gün yeni dergilerle tanışıyoruz.1933'ten beri kesintisiz yayınlanan Varlık Dergisi, 46 yılı deviren Türk Edebiyatı Dergisi gibi ayrılığa meydan okuyan, yıkılmayan köklü dergilere ihtiyacımız var. Edebiyatımızın  arşivi niteliğindeki  köklü dergiler  gibi yeni kuşakların dergileri de dileriz kalıcı olur.  Çizeri, tasarımcısı, düzeltmeni, denetimcisi, genel yayın yönetmeni çılgınca çalışıp sabahlarken her şey mükemmel oldu derken matbaa hatası mürekkep az kaldı derdi,  iş yetişmedi kaygısı, yanlış kesildi  endişesiyle bin bir cefayla çıkarılacak şaheser harap olup gidebiliyor. Minik bir kusur, bir sayfadaki hata geri kalan  63 sayfanın güzelliğini çalıyor.  Zahmetlerin yanında kibirli yazar ve çizer takımının kaprisleri ve isyanlarıyla “benim eserim niye birinci sayfada olmadı, niye benim resmim soluk, yazım yayımlanmadı mı!” nidaları baş ağrıtabilir. Bir genel yayın yönetmeni her şeyi dinleyip, kırmadan, dökmeden ekibini etrafında toplayan bir komutan gibi dergiyi eline alana dek savaşır. Ekibi dağıtmamak da büyük bir başarıdır. Sonrası satış rakamlarını beklemektir. Cephede gösterdiğin kahramanlıklar masada kaybedilirse büyük işler yaptığını sanan ama kovulan Cemal Süreya gibi hüzünlü bir veda yazarsın. Olsun o da bir tecrübedir. Dergiler günceldir ne de olsa gelecek ay unutulursun… Zahmete, paraya, bin türlü cefaya, rekabete, fuarlarda yer parasına  katlanmanın tek sebebi okur olarak şöyle sayfalarını çevireceğin, fotoğraflar paylaşacağın, kitaplıklarını dolduracağın bir dergidir. Ekibi mutlu eden dergiyi eline aldığında dikkatle okuyan zevk alan bir okur yüzü görmektir.   Sorun az olsun, hatasız olsun, istediğim an değiştirebileyim, param da  cebimde kalsın öyle dünya var mı derseniz var. Dilediğimce yazı paylaşayım, istediğin gibi renklendireyim, gönlümce fotoğraf paylaşayım her yerden okunayım olur mu  dersen, olur.  e- dergi ne güne duruyor. Gerçek dergilerle kıyaslanamayan bir okur sayısına da sahipler üstelik. Son Gemi Dergisi temmuz ayında  50 bin üzerinde okunma oranıyla büyük bir başarı sağladı. Edebiyatist Dergisi’nin 18. Sayısında 10 bin basıldığını düşünürsek basılı dergilerin dijital dergilere    oranla en iyi ihtimalle beşte bir okunma şansı bulunuyor. HaberTürk gazetesinin kepenk kapattığı dijital çağda okur da elini cebine atmadan cebindeki akıllı telefonla okumak, izlemek, dinlemek istiyor. Her şeyin dokunulur olduğu bir dünyada ruha dokunmak isteyen matbu eserlerin işi zor…

© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube