© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube

DELİ KADIN HİKAYELERİ


📚 8 Mart Dünya Kadınlar Günü için bir kadın yazardan, kadın hikâyeleri okumak istedim ve Mine Söğüt’ün “Deli Kadın Hikâyeleri” adlı kitabını okudum. Bu Mine Söğüt ile ikinci buluşmamız, daha önce “Adalet Cimcoz - Bir yaşam Öyküsü Denemesi” adlı kitabını okumuştum ve hayran olmuştum ona hem yazarın anlatımına hem Adalet Cimcoz’a.


Yazar Adı: MİNE SÖĞÜT

Kitap Adı: DELİ KADIN HİKâYELERİ

Resimler: BAHADIR BARUTER

Yayın evi: YAPI KREDİ YAYINLARI

Basım Yılı: MAYIS 2018 (16. BASIM)

Türü: HİKÂYE

Sayfa Sayısı: 172


📚 Mine Söğüt; 1968’de İstanbul’da doğdu, orta öğretimini Kadıköy Kız Lisesinde tamamladı. (1985 - aynı dönemde okuldaymışız, aynı memleketten olunca hemşehri, aynı meslekten olunca meslektaş oluyor insan. İyi de aynı okuldan olunca ne diye adlandıracağız? 😉). Aynı yıl İstanbul Üniversitesi Latin Dili ve Edebiyatı bölümünü kazandı. 1989’da mezun olduktan sonra, aynı bölümde yüksek lisans yaptı. 1990 yılında Güneş gazetesinde muhabirliğe başladı. 1993 yılında Türkiye Gazeteciler Cemiyetinin düzenlediği yarışmada mansiyon aldı. Bu kitaptaki “Sineklerin Sevişmesi” adlı hikâyeyi uyarlayarak yönettiği oyunda Merve Engin oynadı.


📚 Kitap 21 hikâyeden oluşuyor, adı üzerinde deli kadınların hikâyeleri. Hikâyeler arasında manzum şiirler ve Bahadır Baruter’in resimleri var. Aklın kıyısında gezinen, kadınlıklarını bir lanet gibi sırtlarında taşıyan, hepsi “kaybetmeye” yazgılı, içe işleyen yalnızlıklarıyla kalp burkan hayatlar, varoluş kâbusları… Kalemini zehre, kana, cinnete, ölüme ve hayata aynı lezzetle batıran Mine Söğüt’ün unutulmayacak yirmi bir delilik hikâyesi… (Arka kapaktan)


📚 Kısa hikâyelerden oluştuğu için rahatlıkla okunuyor kitap. Hikâyeler kısa ama ya içerik bakımından? İç burkucu, yürek yakıcı hikâyeler. Alt temaları, öykülerin kurgusu süper. Boğazınız düğümlene düğümlene, elinizden bırakamadan okuyorsunuz kitabı.


📚 Resimler tabii içeriğe uygun ama bana uygun değil. Benim için fazla iç karartıcı. Ben sanırım insanın içini rahatlatan, rengârenk, cıvıl cıvıl resimleri seviyorum. Bunlar sürrealist tablolar, ben ise klasik ya da empresyonist tabloları tercih ediyorum.


📚 Aslında aramızda kalsın, kitabın adı beni yanılttı, benim beklentim farklı idi.

Ben “deli” diye okuyunca çılgın hikâyeler ( Aysel Gürel tarzı) bekliyordum; uçuk kaçık hikâyeler bekliyordum. Bu hikâyeler fazla hüzünlü, acı dolu. Uçuk kaçık kadınlar değildi buradaki deli kadınlar ve hikâyeler başka boyuttaki kadınların ne düşündüklerini, ne hissettiklerini, nasıl gördüklerini, nasıl o hale geldiklerini anlatan hikâyeler.


📚 Kitabı okurken aklıma sevdiğim sözlerden biri geldi: “Önce deli ederler sonra ‘deli’ derler.” Onlar kendi istekleriyle bilinçli olarak deliliği seçmediler; yaşadıkları, onlara yaşatılanlar sonucu böyle oldular. Bizler ise onları anlamadık, dinlemedik.


📚 Hikâyelerin çoğu ölüm üzerine; deli dediklerimizin gözünden ölümün şekilleri; ölümü bekleyen, ölümü seçen ya da ölümün seçtiği deli kadınların hikâyeleri…


📚 Kitabın başında “Delirerek ölenlere…” demiş yazar. Neden delirerek ölür insan? Onlar aslında yaşadıklarını, onlara yaşatılanları taşıyamadıkları için delirmediler mi? Bu yükle yaşayamadıklarından bilinçli olarak ölümü seçtiklerine göre onlara nasıl ‘deli’ deriz? Ve bunlar gibi onlarca soruyla ben de deli olacaktım okudukça.


📚 Konu kadın- deli- ölüm ve tabii edebiyat olunca aklıma ister istemez ölümü seçen karamsar edebiyatçılar geldi. Tabii akla ilk gelen kişi Virginia Woolf, sonrasında Sylvia Plath, Nilgün Marmara, Kanat Güner, Assia Wevill gibi isimler. Dışarıdan bakılınca ünlü, meslek sahibi kadınlar ama ya içleri?


📚 Ne kadar şikâyet ediyor gibi görünsem de keyifle değil ama hüzünle elimden bırakamadan okudum. Alt temalar, hikâye içindeki hikâyeler, dokuz senedir

azalmayan toplum yaraları ve daha niceleri… Mine Söğüt okumaya devam.


Deli Kadın Hikâyeleri’nden alıntılar:


📌 Hayat bu kadar muhteşem olmasaydı çocuğum, o şarkıları söyleyecek, o şarkıları melodi melodi ezberleyecek şevki nasıl bulabilirdik, değil mi ya! (Beni Öldürmek İsteyen Muhteşem Hayat)


📌 İçinde, gecenin saldırgan rüzgârlarına incecik şifon elbiselerle meydan okuyacak kadar ateşe yakın bir şeyler vardı. (İçinde Ateşe Yakın Bir Şey Olan Kadın)


📌 İnsanları sürprizlerle delirttiği gibi yine sürprizlerle öldüren hayat! (İçinde Ateşe Yakın Bir Şey Olan Kadın)


📌 Deliliğin cazibesi ne kadar tehlikelidir bilemezsiniz… (Veda Töreni)


📌 Omzumda hiç kapanmayan bir yara

Topuğumda hiç kaynamayan bir kırık

Saçlarımın ucu yanık yanık

Binlerce yıldır kandırıldık

Ben artık doğurmayacağım.


Editör: Damla Güler Öztürk