COME TE PER ME NESSUNO… *

En son güncellendiği tarih: May 6


İsmini ilk ne zaman duydum ya da sesi kulağıma ilk ne zaman çalındı, hiç hatırlamıyorum. Belki de ilk ne zaman olduğunu hatırlayamıyor olduğum için, sanki en başından beri onu biliyormuşum gibi gelir bana. Zorladığımda “Un anno d’amore” şarkısını hatırlarım hep; ki bu şarkı 1964 yılında plak yapılmış. Daha 1 yaşımdayken olaya vâkıf olamayacağıma göre, müzikle ilgilenmeye başladığım yıllarda bir yerlerden kulağımda yer etmiş olsa gerek. İtalyanların gelmiş geçmiş en büyük şarkıcılarından birinden söz ediyorum; Anna Maria Mazzini ya da ünlendiği ismiyle, Mina.


Hâlâ İtalyanca bilmiyor olsam da, sesi ve yorumuyla beni en çok etkileyen şarkıcılardandır ve durup baktığımda eğer birine koşulsuz hayran olmak gerekiyorsa, o Mina’dır benim için. 25 Mart 2019 tarihinde 79. doğum gününü kutlayacak olan bu büyük ses, hâlâ şarkı söylüyor, hâlâ albüm kaydediyor. Son albümünden bir şarkıyla geçmiş albümlerinden bir şarkıyı peş peşe dinleseniz, hangi şarkının yeni olduğunu fark edemeyeceğiniz şekilde yaşsız bir ses o. Çok iyi bir sesi ve vokal tekniği olmasının yanında, saygı duyulan bir kimlik oluşturmayı başarmış bir kadın o.


Mina, 18 yaşında ailesiyle gittiği “La Bussola” isimli gece kulübünde çıkıp bir şarkı söyler ve o kadar beğenilir ki, patron sürekli sahneye çıkmasını teklif eder. Aynı yıl “Italdisc” plak şirketiyle sözleşme imzalar ve ilk 45liği piyasaya çıkar. Kısa sürede ünlenir. 1960 yılında Sanremo Şarkı Yarışması’nda söylediği “Il cielo in una stanza” çok büyük ses getirir; şarkı sadece İtalya’da büyük ün sağlamakla kalmaz, İngilizce versiyonu “This world we love in” Amerika’da listelere girer. Profesyonel müzik yaşamına gireli sadece 2 yıl olmuştur ve Mina 20 yaşındadır. Şarkı ilk büyük hitlerinden biri olur. Yurtdışı turneler, farklı dillerde kaydedilen plaklar derken, 60’ların ilk yarısı bittiğinde, Mina, sadece İtalya’nın en büyük seslerinden biri olmakla kalmamış, dünyaca tanınmıştır. Sarah Vaughan, “Kendi sesime sahip olmasaydım, Mina isimli genç İtalyan kızın sesine sahip olmayı isterdim” derken, Louis Armstrong onun için “en iyi beyaz kadın sesi” demektedir. Artık besteciler onun 3 oktavlık geniş bir aralığa sahip, soprano kıvraklığındaki sesine uygun şarkılar yapmaktadırlar. (“Brava”yı veya “Voglio stare bene”yi dinlerken başınız dönebilir.) 1967 yılında babasıyla birlikte kendi plak şirketini (PDU) kurduğunda yayımlanan ilk albüm “Dedicato a mio padre/Babama ithaf” albümüdür. Bir yıl sonra, müzikteki 10. yılını kutlamak için, sahneye ilk çıktığı “La Bussola” kulüpte bir konser verir ve bu konser aynı isimli albümle piyasaya sunulur. 70’li yıllara gelinmiştir ve Mina (günümüz deyişiyle) artık bir markadır.


1972 yılında iki büyük hit daha gelir: Önce Alberto Lupo’nun kendisine söylediği yalanlara burun kıvırarak “laf bunlar” diyen bir kadının ağzından söylediği “Parole, parole” tüm dünyada büyük hit olur. Mina’dan sonra Fransızların büyük sesi Dalida, şarkıyı, Alain Delon ile birlikte Fransızca olarak plak yapar. Mina’nın diğer büyük hiti “Grande, grande, grande” ise Shirley Bassey tarafından İngilizce sözlerle plak yapılır. Her iki Mina şarkısı da o yıldan bu yana farklı dillerde, defalarca söylenmiştir. Mina’nın bizim kulaklarımıza bu kadar yakın olmasının belki en büyük sebebi, pek çok şarkısının yıllar içinde Türkçe söylenmiş olmasıdır. Kuşkusuz bu şarkıcılar arasında en önemlisi, müziğe başladığı yıllarda Mina’yı taklit ettiğini saklamayan ve kariyerinin çeşitli dönemlerinde 7 şarkısını seslendiren Ajda Pekkan’dır. Sesini dinletmek için Fecri Ebcioğlu’na gittiğinde, Ajda’nın seçtiği şarkı “Il cielo in una stanza”dır. Mina’nın “Parole, parole”si Ajda’nın sesinde “Palavra palavra”ya dönüşmüş; “Grande, grande, grande”si ise Nilüfer’de “Hayır, hayır, hayır” olmuştu. Ajda ve Nilüfer dışında Tanju Okan ve Zerrin Özer de diskografilerinde Mina şarkısı barındıran şarkıcılarımızdan. Türkçe müzikle Mina’nın bir başka kesişme noktası ise Sezen Cumhur Önal. 60’larda Türkiye’ye gelen dünyaca ünlü yıldızlara, sevilen şarkılarını Türkçe sözlerle plak yaptırmak gibi bir moda vardır ve Adamo, Juanito, Patricia Carli gibi yıldızlar kendi şarkılarını kırık dökük bir Türkçeyle plak yapmışlardır. Bu plaklar çok tutunca, gelemeyen şarkıcıların da ayağına gidilerek bu işe devam edilir. Milano’ya giden Sezen Cumhur’un “Un anno d’amore” şarkısına yazdığı Türkçe sözleri, Mina “Dön bana” ismiyle plak yapar. Ardından “Soli” isimli şarkısını “Neden”, “Io sono quel che sono” isimli şarkısını da “Mevsim bahar” olarak plağa okur. Sadece Türkiye’de yayımlanmış olan bu üç 45lik plak günümüzde çok nâdir bulunan plaklardandır. Son ikisini hâlâ aramaktayım.


1978 yılına gelindiğinde, kariyerinin 20. yılında, Mina artık halk önüne çıkmayacağını ve müziği sadece plak, kaset gibi kayıtlarla sürdüreceğini açıklar. 1 Temmuz 1978 tarihindeki şov programında seslendirdiği “Ancora ancora ancora” televizyondaki son kaydı olur. 23 Ağustos 1978 tarihinde Bussalodomani’de verdiği konser de son sahne çalışmasıdır. Bu konser daha sonra plak olarak yayımlanır. Bu tarihten itibaren Mina sadece yaptığı plak, kaset ve sonraları cd kayıtlarıyla müzik yaşamını sürdürür. Popüler müzik yapan bir şarkıcının ününün doruğundayken göz önünden çekilmeye karar vermesi ve sanatını yalnızca müzik yaparak, yayımlayarak sürdürmek istemesi çok kolay anlaşılabilir değil. Özellikle “ne kadar görselleşirsen, o kadar varsın” anlayışının yerleştiği günümüzde bu kararı anlamak iyice zor. Bu tarihten sonra, 2001 yılında stüdyoda orkestrayla kayıt görüntülerini içeren dvd’si “Mina in Studio” yayımlanana dek Mina’nın güncel görüntülerine (paparazzi fotoğrafları hariç) ulaşmak mümkün olmaz.

Yine 1978 yılından itibaren albüm kapaklarında fotoğrafını kullanmayıp grafik tasarımlar kullanmaya başlar. O yıla değin, 1971 yılı albüm kapağında bir şempanze fotoğrafı vardır; bazı kapaklarında da çizimler. 1979’dan itibaren albüm kapakları grafik sanatının birer örneğidir âdeta; 80’lerin ortasından itibaren kapak tasarımları Mauro Balletti tarafından hazırlanmaya başlanır. Bir kapakta sakallıdır, bir kapakta Lochness canavarıdır, başka birinde Mina’nın yüzü kaslı bir erkek gövdesi üzerindedir, bir diğerinde Lumière Kardeşlerin sinematografına monte edilmiştir. Gözlerden uzak yaşadığı bu yıllar içinde, çok kilo aldığı ve fil hastalığına yakalandığı dedikoduları çıktığı dönem yayımlanan albüm kapağında kendisini aşırı kilolu çizdirecek kadar baskın değer yargılarının karşısındadır. Aynı yıllarda müziğe başladığı erkek ve kadın şarkıcılar çeşitli estetik operasyonlar sonucu, bugün tamamen farklı kişilere dönüşmüşlerse de, Mina upuzun bir saç örgüsü yaptığı saçları ve güneş gözlüğüyle, iki çocuğu ve torunları olan bir büyükanne olarak yaşını taşımaktadır. Elindeki telefonla selfie çekmeye çalışan bir Japon kar maymununun kapak olduğu 2014 yılı albümü Selfie’deki “La palla è rotonda” şarkısında Mina’nın geri vokâli küçük torunudur.


Mina’nın yerleşik kurallara alerjisi daha ilk yıllardan görülmektedir aslında. 1962 yılında aktör Corrado Pani ile aşk yaşamaya başlayan Mina’nın 1963 yılında oğlu Massimiliano dünyaya gelir. Evli bir erkekle gizlenmeden ilişki yaşaması ve çocuk sahibi olması Katolik İtalya’da cezasız kalmaz ve RAI şarkıcıya yasak koyar, şarkıları radyo ve televizyonlarda yayımlanmaz. Mina buna aldırmaz ve zaten satışları düşmeyip, halk baskısı da olunca yasak bir süre sonra kaldırılır. Bir süre sonra bazı şarkılarındaki aşksız seks, sigara övgüleri ve şeytandan öneriler alan kadın gibi konular yüzünden yine RAI’de rahatsızlık oluşur; ancak Mina bu baskılara da prim vermez. Hatta bu tip dayatmalara karşın, ağır bir makyaj, platin saçlar ve elinde sigarayla “vamp kadın” pozları verir, albüm kapağı yapar. Kendini yaratan ve yerleşik değerlere yüz vermeyen her güçlü kadın gibi, Mina da yıllar içinde bir gey ikonuna dönüşür. 70’lerden beri reklâmlarında Mina’yı kullanan makarna üreticisi Barilla, 2013 yılında makarnasının klâsik aileler (!) için olduğunu ve gey aileler için olmadığını söyleyip de, geyler tarafından protesto edildiğinde, Mina’nın açıklaması şöyledir: “Konuyla ilgili söyleyebileceğim tek şey, ben bir geyim.”


Mina, yıllar içinde söylediği şarkılar ve yarattığı kişilikle özellikle İtalyanca, İspanyolca ve Portekizce konuşulan Lâtin ülkelerinde büyük ün kazandı ve her dönem saygın ve etkin bir figür oldu. İspanyol yönetmen Pedro Almodóvar’ın soundtrack seçkilerinde sık sık Mina’ya başvurduğu görülür. Bir başka İtalyan efsanesi Adriano Celentano ile yaptığı 2016 albümü “Le Migliori”de yer alan “È l’amore” için çekilen resmi klibin yönetmeni ise Ferzan Özpetek’tir ve klip İstanbul’da çekilmişti. Arjantin’de 2003 yılında, onun şarkılarından oluşan ve ödüller alan “Mina… che cosa sei?” isimli bir müzikâl sahnelendi. Kendisi görünmese de, Puccini’nin “Nessun dorma” aryasıyla 2009 yılında San Remo Şarkı Yarışması’nın açılış ve kapanışını Mina yaptı. Festival sponsoru TIM için 2017, 2018 ve 2019 yıllarında seslendirdiği jingle’lar yılın yarışmacılarından daha çok ilgi çekmişti. 2018 yapımı önemli İtalyan filmlerinden Dogman’in uluslararası fragmanı için seçilen şarkı, bunca yıl sonra yine Mina’nın sesinden “Il cielo in una stanza”.


Mina her yıl bir stüdyo albümü, bir de eski kayıtlarından seçilenlerle toplama albüm yaparak kariyerini sürdürüyor. Hem kendisi için yazılmış şarkıları seslendiriyor, hem de başka şarkıcıların sevdirdiği şarkıları söylüyor. Madonna’nın “Into the groove”unu da söylüyor, Michael Jackson’ın “Billie Jean”ini de, Wham’in “Last Christmas”ını da seslendiriyor, George Michael’ın “Careless whisper”ını da. Sadece Frank Sinatra şarkılarından oluşan bir albüm de yapıyor, sadece Beatles söylediği bir albüm de. Genç şarkıcılarla düetler de kaydediyor, ünlü İtalyan bestecilere ithaf edilmiş albümler de yapıyor. Tamamen klâsik müzik aryalarını seslendirdiği albümler, Napoliten albümleri, Noel şarkılarının olduğu albümler yayımlıyor. Yapımcılığını oğlu Massimiliano Pani’nin üstlendiği bu konsept albümlerde, şarkıların düzenlemeleri caza yakın ve pop caz çizgide daha çok. Her yeni albümü çok kısa sürede yüksek satışlara ulaşıp plâtin plakla ödüllendiriliyor, hayranları albümün çıktığı gün müzik mağazalarında kuyruklar oluşturuyor. 40 yıldır magazinin içinde olmadan, sadece albüm yayımlayarak bu sevgi, saygı ve hayranlığı sürdürebilen başka bir şarkıcı var mıdır?


Kardeşim dediği Adriano Celentano ile 1998 ve 2016 yıllarında yaptığı düet albümler, İtalya’da o yılların en çok satılan albümleriydi. Her iki albüm de plâtin plakla ödüllendirildi. 2018 yılında yeni şarkılardan oluşan “Maeba” ve eski kayıtların elden geçirilmesi ve iki de yeni şarkı eklenmesiyle oluşturulan iki cd’lik “Paradiso/Lucio Battisti Songbook” piyasaya sürüldü. Şimdilik son albüm bu. 22 Şubat 2019 tarihinde ise, İtalyan rap şarkıcısı Mondo Marcio ile düet yaptığı “Angeli e demoni” isimli single İtalyan radyolarında yayımlanmaya başlandı.


1978 yılında Mina’nın “Mina con Bignè” isimli albümü yayımlanmıştı ve o yıllarda âdet olduğu üzere ben kasete kaydettirmiştim. Hâlâ en sevdiğim Mina albümlerindendir; içinde “Giorni”, “Ormai”, “Ma che bonta”, “Amante amore” ve “Señora melancolia” gibi çok güzel şarkılar vardır. Albüm, Türkiye’de yayımlanırken repertuarı değiştirilip, “Ancora ancora ancora” ilâve edilir. İtalya’da o yıl 45lik olarak yayımlanmış bir şarkıdır ve albümün orijinalinde yoktur. Albümdeki şarkılardan “Giorni”, İtalya seyahati sırasında duyup repertuarına alan Bilgen Bengü tarafından televizyon programlarında sıkça söylenirdi. Sonra muhteşem Fikret Şeneş, şarkıya muhteşem sözler yazdı ve Ajda’nın “Ya sonra”sı oldu. Yine o yıllarda, “Ancora ancora ancora” için de Ajda ve Nilüfer’in Türkçe söz yazdırmak istediği, şarkıyı paylaşamadıkları söylenirdi. Nilüfer, İtalyanca sözlerle televizyon programlarında söylerdi. Ajda ise, yıllar sonra, 2006 tarihli “Cool Kadın” albümünde şarkıyı Türkçe söyleme arzusunu yerine getirdi. Ancak şarkıya yazılan sözler felaketti ve hem Mina’ya, hem şarkıya, hem Ajda’ya ihanetti. Kariyeri boyunca söylediği en kötü Mina şarkısı olarak müzik tarihimize geçti.


45likleri, albümleri ve cd’leriyle koleksiyonumun en önemli yeri hep onun. Sadece sesine, yorumuna, seçtiği şarkılara değil, duruşuna da hayran olduğum bu ölümsüz kadının doğum gününü şimdiden kutluyorum. Kendi şarkısındaki gibi, onun gibi hiç kimse yok…



(*) Giorni’den: Benim için senin gibisi yok.

© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube