© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube

CİDDİYE ALMA HASTALIĞI


Çeşit çeşit hastalık duymuşsunuzdur. Bazılarının adını okuyamıyorum bazılarını da duyduğumda aklım almıyor nasıl olabilir diye. Allah herkese hayırlı şifalar versin, diye söze başlayıp kendimde son dönemlerde farkına vardığım bir rahatsızlıktan söz etmek istiyorum size. Fiziksel bir belirtisi ilk etapta olmuyor bu rahatsızlığın. Kişi çoğunlukla içsel yaşıyor sancılarını ama zaman geçip çözümsüzlük artınca baş ağrıları, vücutta alerjik reaksiyonlar, huysuz bacak sendromu, uykusuzluk, ani tansiyon düşüklüğü, kalp atışında ritim bozukluğu vb. şekillerde kendini iyiden iyiye fiziksel olarak da göstermeye başlıyor bu rahatsızlık. Birçok hastalıkla ortak belirtiler değil mi bunlar? Sizde de varsa önce bir kendinizi dinleyin derim. Ben bu belirtileri hissetmeye başladığımda önce önemsemedim. Son dakikaya kadar doktorlara gitmeyenlerdenim sanırım. Bu hiç de iyi bir şey değil, biliyorum ama alışmamışım mı desem korkuyorum mu desem… Çok şükür kontroller sonrası vücudumda büyük sıkıntılar çıkmadı. Tahliller birkaç vitamin eksikliğini, teşhisler de stres altında çalışmanın bana iyi gelmediğini söyledi. Sonra durup baktım işime, hayatıma, kendime… Doktorların teşhis koyamadığı hastalığımı ve nedenlerini kendim çözdüm.


"Ciddiye alma" hastalığım var benim. Haddinden fazla ciddiye alma hastalığı üstelik. Yoğun ve stresli iş hayatının getirisiydi bu, en çok da mutlu olmadığım bir yerde çalışmanın sonuçları…


Ciddiye alıyorum; her şeyi, herkesi, her zamanı, her olayı ciddiye alıyorum. Hatta tanımadığım, bir daha asla görmeyeceğim insanları bile fazla ciddiye alıyorum. Kaldı ki eşimi, dostumu, arkadaşlarımı, iş arkadaşlarımı, tanıdıklarımı, onlarla yaşananları ne kadar ciddiye alıyorum anlatamam size. Pireler deve oluveriyor bende, yorganları kolay kolay yakamayan bir insan olduğum için de baş ağrıları, vücutta kızarıklık ve döküntüler ile baş gösteriyor bu durum nihayetinde.


"Aman olsun be!" , "Bir şey olmaz." , "Boş ver!" diyemiyorum yahu.

Hayatımın hiçbir evresinde diyemedim zaten de yaş aldıkça sanki daha bir diyemez oldum. “Hayır.” diyemeyişim gibi içimde büyüdü de büyüdü bu “Boş ver.” diyemeyişlerim. Bazen rastgele söylenmiş bir söze saplandım kaldım bazen bükülmüş dudaklara bazen de imalı bakışlara… belki benimle alakası olmayan haller için saatlerce düşündüm. Gecelerce uykusuz kaldım.


İşte öyle boş veremediğim için ciddiye alıyorum ben.

Giderek büyüyor içimde, her boş veremediğim. Hele ki tartışmasal boş veremeyişler kahreder oldu beni. Tartışmaları, gerginlikleri, dilemmaları eskiden beri sevmem ben. Genelde de tartışmam. Susarım. Karşımdakini kırmayayım, diye sustuklarım içimde devam eden tartışmalarda karşımdaki yerine cevaplar bulup ona laf yetiştirmelere kadar varır oldu. (Sonraki adım şizofreni mi :) )


Beni düşünmeyip kıranları bile kırmamaya çalışmalarım, yanlış anlaşılmak istememelerim, “Aman ortam bozulmasın.”larım… Onların umurunda olsaydım böyle yapmazlardı, diye düşünürken ya yanlış bir şey söylersemler...


Saçmalık… Evet saçmalık. Çünkü inceldiği yerden kopsa umurunda olmayacaklar için kalbimi ağrıtmaya değer mi hiç? Değmediğini biliyorum ama yine de içimi kemiriyor sustuklarım. Sakinleşmem için çığlıklarca ağlamam gerekiyor. Ağlamalara da gelemiyorum, dayanamıyor artık bedenim. Gözlerim şişiyor, burnum kızarıyor, migrenim başlıyor, tansiyonum oynuyor...


Büyüdükçe, yaş aldıkça ergenliğe dönüyor hislerim. Pınar bir gün demişti "İlkokul öğretmenleri hep çocuk kalır sen de liseliler ile takıla takıla ergen kalacaksın." (Bilmeyenlere not düşelim: Ben lisede çalışan bir öğretmenim.) Ne doğru bir tespit.


Teşhisi koydum: Ciddiye alma hastalığı


Nedenleri de belirledim, en belirginleri: boş verememe, hayır diyememe.

Peki, tedavisi nasıl olacak?


İşte burada henüz çözümsüzüm. Sizler çözüm bulduysanız yahut bulursanız benimle de paylaşır mısınız?


Nasıl “boş verir” insan, nasıl düşünmeden yaşayabilir, nasıl attığı adımın sonraki üç beş adımını da düşünmeden adım atabilir….?


Nasıl?

Ergen hislerinden nasıl kurtulur insan?

Çok sıkıldım, çok.

Boş vermek istiyorum.




Damla GÜLER ÖZTÜRK https://ikizlerimleokuyorum.blogspot.com/ ikizlerimleokuyorum@gmail.com

instagram- ikizlerimleokuyorum