© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube

CİCERO’DAN DEFNE’YE


Defne’de yaşayan bir Hataylı olarak yöremin efsanelerini araştırdım ve sizinle paylaşmak istedim. Defne/Hatay binlerce yıllık bir yerleşim yeridir. Tarihsel adı 'Defne' veya 'Daphne' olarak bilinmektedir. Seleucus döneminde, çağlayanlarıyla tanınan ve bir sayfiye yeri olan Daphne, çok sayıda köşkleri, tapınakları ve eğlence yerleri ile ünlüydü. Stadyumunda düzenlenen olimpiyatların ihtişamı dillere destandı. Ancak şiddetli depremler bu şehri yerle bir etmiş, günümüze gözle görülür herhangi bir eser kalmamıştır.


Cicero’nun bölge ile ilgisi ise; Roma Senatosu tarafından buraya vali olarak atanmasıdır. Dağlık Kilikya ve Doğu Akdeniz’deki korsanlık faaliyetlerini denetlemek amacıyla kurulmuş olan Kilikya Eyaleti, Pompeius’un düzenlemeleri sonucu, tarihinin en geniş sınırlarına ulaşmıştır. Bu nedenle Romalılar, Kilikya Eyaleti’ne ünlü şahsiyetleri vali olarak atamışlardır. Bunlardan birisi de M.Ö. 51-50 yıllarında bu görevde bulunmuş olan Marcus Tullius Cicero’dur. Ona ait çok sayıda yazışma metni, Kilikya Eyaleti’nin politik, idari ve sosyoekonomik durumuna ışık tutar. Cicero’nun mektupları kişisel özelliklerinin yanı sıra yazıldıkları dönemlerin tarihsel koşul ve özelliklerini de yansıtan oldukça politik metinler olarak karşımıza çıkmaktadırlar. Milattan önce 68’den itibaren öldüğü M.Ö. 43 yılına kadar yirmi beş yıla yakın bir süre Cicero mektup yazmayı sürdürmüştür. Cicero yazdığı mektuplarda ‘İskenderun Körfezi etrafında yaşayan çok sayıda Ermeni’den bahsediyor. Geçen zaman, yaşanan savaşlar, göçler bu sayıyı azaltmış. Bugün Vakıflı köyünde yaşayan Ermeniler, organik tarımla uğraşıyor. Organik tarıma kadınlar öncülük ediyor. Kadınlar; evlerinde ürettikleri reçel, defne sabunu, meyve suyu, defne yağı, nar ekşisi, 17 çeşit likör ve şarabı köydeki kilisenin bahçesinde, köyün çay bahçesinde satışa sunuyorlar.


Hatay’a özgü hediyelerin başında “defne sabunu” geliyor. İnanın bu sabun bin bir derde deva. Sabun ve yağ yapılan Defne ağaçlarının saldığı koku insanı eski çağlara götürür. Ve baş döndüren büyüleyen kokunun sebebi genç ve güzel bir kadın olan Dafne’dir. Daphne ile Apollon Efsanesi ise şöyle:


Zeus’un oğlu Işık Tanrısı Apollon, ırmak kenarında genç ve güzel bir kız görür. Bu eşsiz güzelin adı Daphne (Defne)’dir. Apollon’un içinde arzular uyandırır. Onunla konuşmak ister. Fakat Defne, Işık Tanrısı’nın içinden geçenleri anlamıştır. Kaçmaya başlar. O kaçar, Apollon kovalar. Çapkın Tanrı bir taraftan “kaçma seni seviyorum” diye bağırır. Defne ise Tanrılarla sevişen kadınların başlarına neler geldiğini bildiği için korkuya kapılır ve kaçmaya devam eder. Apollon’a gelince, bu güzel periyi mutlaka yakalamak istemektedir. Aralarındaki mesafe gittikçe kısalır ve bir an gelir ki Defne, Apollon’un nefesini saçlarının arasında duyar. Artık kurtuluş imkânı kalmadığını anlayan Defne, birden durur ve ayağı ile toprağı kazıyarak şöyle bağırır:


“Ey toprak ana, beni ört, beni sakla, beni koru.” Bu içten yalvarış üzerine Defne organlarının ağırlaştığını, odunlaştığını hisseder. Göğsünü gri bir kabuk kaplar, kokulu saçları yapraklara dönüşür, kolları dallar halinde uzar, körpe ayakları kök olup toprağın derinliklerine dalar, bir defne ağacı oluverir.Bu manzara karşısında şaşıran Apollon, Defne’nin ağaç oluşunu hayret ve üzüntü ile seyreder. Sonra da sarılır ve sert kabukları altında hala çarpmakta olan kalbinin sesini duyar ve şöyle seslenir:


“Defne, bundan sonra sen, Apollon’un kutsal ağacı olacaksın. O solmayan ve dökülmeyen yaprakların, başımın çelengi olacak. Değerli kahramanlar, savaşlarda zafere ulaşanlar, hep senin yaprakların ile alınlarını süsleyecekler. Şarkılarda, şiirlerde adımız yan yana geçecek". Bundan böyle Apollon'la özdeşleşen Defneyaprağı, kahramanların tacı olarak zaferi simgeler. Bu tatlı sözler üzerine Defne, dallarını eğerek Apollon’u saygı ile selamlar. İşte bu ağaç kokusunu gençliği ve güzelliğini dillere destan Dafne’den alır.

Bu öykünün geçtiği yer bugünkü Harbiye’dir. Apallon teessür ve heyecan içinde o ağacı amblem olarak aldı ve parlak yapraklarından başına bir taç yaptı. İşte o zamandan beri şiir ve silah zaferi Defne dalı ile ödüllendirilir ve Defne’nin gözyaşları bugün hala Harbiye’de şelaleler meydana getiriyor.


Antakya Mozaik Müzesinde Apollon ile Daphne'nin mozaiği bulunmaktadır.

Güzel kokulu Defne Yaprağının ise birçok faydası vardır. Yemek alanında en çok Defne Yapraklarının direkt olarak kullanılması bilinirken, kozmetik alanında defne yağı ve defne sabunu gibi pek çok ürüne rastlamak mümkündür. Diğer yandan parfüm ve esans yapımı sırasında da defne ağacının güzel kokulu yapraklarından faydalanılmaktadır. Günde iki fincanı geçmeyecek şekilde Defne Yaprağı çayı içilmesi sağlığın yanı sıra kilo vermeyi de kolaylaştırır. Vücuda birçok açıdan fayda sağlayan defne ağacı, yaprakları vasıtası ile doğal yoldan şifa dağıtıcı özelliğe sahiptir. Sindirim sistemini rahatlatıcı etkisi nedeniyle sıkça önerilmektedir. Bayanların karşılaştıkları adet sancısı gibi şikâyetler için defneyaprağı kaynatılarak hazırlanan suya bir süre oturulduğunda rahatlatıcı etkiye sahiptir. Rahat bir uyku uyuyabilmek için birkaç yaprağını kaynatarak içilmesi gerekir.

Yüksek ateşi düşürmede etkili olmasının yanında sinirsel acı ve ağrıların azalmasına yardımcı olur. Defne ağacında yetişen meyveleri tüketmek romatizma ağrılarının dinmesin de ve idrar söktürmede oldukça etkilidir. Kuru bakliyatın kurtlanmasını önlemek için kavanozların içlerine birkaç Defneyaprağı konması önerilirken, böcek ve sinek ısırıklarına karşı da toz haline getirilmiş Defneyapraklarından istifade edilir.

O günden bugünlere kadar Defneyaprağı mis gibi kokmuş, yemeklerimize lezzet katmış, bahçelerimize güzellik vermiş. Defne Yağı cildimize iyi gelmiş, yaprakları, çayı sağlığımıza destek olmuş. Böylece Defne ağacı kutsal bir ağaç olmuş.


Yazan: Melda Meriç- Özgün Onat

Editör: Kemal Albayrak