Cennetin Çiçeği

En son güncellendiği tarih: May 6



Bazı hayatlar alevlerin içine tohum ekerdi.

Lakin, cennetten aldığın bir çiçeği, cehenneme dikemezdin. Tıpkı cehennemden aldığın bir avuç alevle cenneti yakamayacağın gibi.


İlahi lehçelerde anlatılan melek ve şeytanların göz dolduran hikayeleri, gerçeğin ve efsanelerin şekil bulmuş haliydi, yani, İnsan üzerine hesaplanmış büyük bir oyundu dünya dediğin. İlk imtihan. Öyle ise neydi görevi insanın? İtaatkar olmak mı? Asi olmak mı? O halde kader neydi? Akan kanı durdurmak mı yoksa o kanda boğulmak mıydı?

Gecenin içinden bir ses yankılandı.

“Görevden kaçamayacağını biliyorsun,” dedi. Sislerin içinden önce boynuzları daha sonra kızıl gözleriyle bir varlık belirdi. Uzun siyah ceketi ve uzun siyah saçlarıyla dikilen diğer adam, hoşnutsuz bir ifadeyle gözlerini devirirken başını çevirip gelen varlığa yüzünü ekşitti.

“Tch. Lanet olsun, sen söylemesen de farkındayım.”

“O halde işinin başına dön, zebanilerin gözü üzerinde Betr. Başarısızlık ya da itaatsizliğe tahammülleri yok.” 

Bir adım atarken etraf iyice ısındı.

 

“Kimden bahsettiğimi biliyorsun. Cehennemde yalnız yanmaya niyetim yok.”

“Endişelerin boşa. İnsanlar kendi kaderleriyle artık pek ilgilenmiyorlar. Yazık.”

Kızıl gözleriyle insan kalabalığını tararken uzun saçlı kibirli Şeytan, sinsice gülümsedi.

“Görevi hemen hemen başarıya ulaştırıyoruz işte. Yüz yıllardır helak olmalarını sağladığımız gibi. Ya Tanrısını unutmuş insan topluluğu, ya doğru yoldan sapmış Tanrı sözcüleri. Habercileri, kibir gözlerini kör etmiş hepsinin, ilahi kelamları kullanarak fanatikleşenler, bizim yerimize daha kolay insanları saptırıyorlar. Ahlaktan bahseden ahlaksızlar, şiddet eğilimi gösteriyor birer aptala çeviriyorlar birbirlerini. Bize bugünlerde pek iş kalmıyor.”

Sİs bulutundan hızla çıkıp uzun saçlı şeytanın boğazından tutarak onu duvara yapıştırdı diğer varlık.

“Senin görevin aptal, yoldan sapmış insanlar değil. İnançları olan insanlar. Onları baştan çıkarman. Tatile gelmedin buraya…”

Nefes almaya çalışırken uzun saçlı adamın gözleri göz bebeklerine kadar karardı ve köpek dişleri ile kara tırnakları hızla uzadı. Dilini dudağının üzerinde gezdirirken konuşmaya çalıştı.

“Duyduğum doğru o vakit," derken güldü. 

      “Neden bahsettiğimi biliyorsun.” 

Karşısındaki varlık öfkeden titredi. Biraz daha sıktı onun boğazını ama tekrar devam etti Betr.

 “Hadi, Cass öldür beni.. Biraz daha derine in. Cehennem tırpanın yanındaysa işin kolaylaşır belki. Ama beni öldürmen olacakları değiştirmez. Biliyorsun…”

Öfkeyle suratını çizdi diğeri ve geri çekildi varlık. İnsan bedenindeki yüzünden kan damlarken yere, tekrar güldü Betr ve başını kaldırdı.

“Lanet olsun güzel yüzümü çizdin.” 

Kendi yarasından akan kanı yalarken yara kendi kendine kapandığında o gülümsemeye devam etti.

 “Hissediyorsun değil mi? Yıllardır suskundular. Denge daralırken sende gelişlerini hissediyorsun cennet bekçilerinin,” derken suratını ekşitti.

“Kendi kıyametini getirirken insanoğlu nihayet çıkmaya karar verdiler mi dersin?”

“Kapa o lanet çeneni Betr. Siktir git işinin başına dön. O seçilmiş insanı cehenneme sürüklemeden de geri dönme.”

Sisler içinde kaybolurken varlık, ağzında ki kanı tükürdü uzun saçlı adam.

“Boktan işlerinizden sıkıldım artık. Bu verilen resmen ayak işi. Lanet olası Havva kızı.”

 Başını çevirip pencerenin önünde ki masaya oturmuş dosyaları inceleyen kumral kadına bakarken vücudundan bir ürperti geçti. Sağ gözü seğrirken vücuduna iğne batırılıyormuş gibi acı çekmeye başladı. Sıtma geçirir gibi titrerken, kulaklarına dolan uğultulardan kurtulmak için kulaklarını kapadı ve dizlerinin üzerine düştü. Dünya dönüyor, yer sarsılıyordu sanki. Birden ellerini yere koyup öfkeyle başını kaldırırken gözleri tekrar karardı ve dişleri uzarken öfkeyle çığlık attı.

“Lanet olası koruyucular..”

Sisler etrafında dönerken biranda gözden kayboldu. Karşıdaki binanın tepesinde iki adam durmuş aşağı bakıyordu. Esen bir rüzgar uzun ceketlerini savurdu.

“İğrenç yaratıklar,” dedi sağdaki: 

“Asla azalmıyorlar.”

Uzun kumral saçları olan adam, sarı saçlı olan diğer adama çevirdi başını.

“Asla azalmayacaklar,” dediğinde kehribar gözleri parladı.

 “Bu karşımızda ki düşük rütbeli değildi anlaşılan.”

“Öyle. Şehirleri harap etmek için toplandıklarında akın akın cehenneme gidiyor insanlar," derken öfke ve hüzün gözlerinde gezindi.

“İnsan zayıf varlık Raziel. Sende biliyorsun, doğru ve yanlışları ayırt edemiyorlar. Özgür iradelerini boşa harcıyorlar.”

“Öyle mi dersin?” diye sorarken gülümsedi bu kez Kumral olan. 

“Yinede yaratılışlarında bir hikmet var. İyiliği ve kötülüğü içlerinde barındırmak onları da yoruyor olmalı. Bir taraf seçmeye çalışmak zor olmalı. Görmeden inançlarını korumaya çalışanlar var Akadriel. Kurtarılması gereken ruhlar kurtarılmalı. Onlara baktığında Allah'ın mükemmel sanatını görmemek elde değil? Onun planlarını asla tahmin edemeyiz. Bize düşen vazifemizi yerine getirmek.”


Başını sallarken Sarışın, kumral ile birlikte pencerede ki kadına baktılar.

“Bu o Havva kızı. Bir suçlunun dosyasını araştırıyor.”

“Ona dikkatli bak Akadriel. Cennetin açmamış çiçeği o. Yürüyeceği yol çetin olacak, bu yolda merhametini kaybetmesine izin verme. Düşmüşler yanına yaklaşmasın. Belli ki şeytanlar peşinde. Onun gibi insanların, yapacağı her davranış ya da seçeceği her yol, başkalarının hayatlarında büyük değişimlere neden olur. İyi yönde olmasını umalım.”

“Ben, elimden geleni yapacağım.”


Gülümsedi kumral olan: “Buna şüphem yok. Bu arada, bu giydiğin bedene sakın zarar gelmesin. Haberlerini bekliyor olacağım kardeşim.”

Rüzgarla kaybolurken Raziel, çatının üzerinde oturup kehribar gözlerini kadına çevirdi Akadriel. Gece ve gündüz gibiydi İnsan, korunmaya ve korumaya muhtaç, aynı anda iyi ve kötü. Cesur ve korkak. Tanrının yarattığı en gözde varlık. Meleklerin ve şeytanların gözleri daima üzerlerinde, İnançlılar içinde inançsızlar içinde… Kıyamete dek sürecek bir oyunun gizli oyuncularıydı hepsi.

Zira, sonsuzdan süre gelmiş bir çemberin en ünlü yapı taşıydı…İNSAN.



Editör: Burçin Kahraman

© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube