BURADAN BİR GAUDİ GEÇTİ (BARSELONA)

En son güncellendiği tarih: May 6


Gaudi’nin tarihe imzasını atarak şov yaptığı gotik ve masalsı mimari yapılarıyla, enerjisiyle, modern şehircilik çizgisi ve tasarımlarıyla, Akdeniz kıyısındaki bu renkli kent ağzımda bıraktığı tattan ötürü yine iyi ki geldik, gördük dediğim şehirler arasında yerini aldı.

Geçtiğimiz yıllarda İspanya’da Madrid şehrine iki kez gitmiştik ve diğer ülkelerde gezdiğimiz şehirlere kıyasla bende özel bir etki yaratmadığı için Barcelona konusunda da biraz önyargılıydım. Bu yüzden de gezi sıralamalarında bir süre kendisini yedekte beklettik. Ve 2019 Ocak ayında dayanamayıp geldik. Barselona, bendeki bu ön yargıyı kırmakla kalmadı, her saniyesinde aldığım keyifle daha önce gitmediğime pişman bile etti diyebilirim.

Madrid’ten sonra İspanya’nın ikinci en büyük şehri olan Barselona coğrafi konum olarak tamamen İspanya’da bilinse de başkenti olduğu Katalonya özerk bölgesinin sınırları içinde de yer alıyor. Şehrin sokaklarında gezerken Katalonya bayraklarının şehirdeki siyasi duruşu sergilediğini de açık bir şekilde görebiliyorsunuz. Çok yakın zamanlarda İspanya’dan ayrılmaya karar vermişti Barselona halkı ancak merkezi yönetim bu konuda ciddi bir müdahalede bulundu ve şu anda daha önceki yönetim yapısını koruyor ve İspanya’nın bir parçası.

Şehrin turistik mimari yapıları arasında en ünlüsü ve şehrin sembolü haline gelen binası Sagrada Familia Kilisesi’dir. Her ne kadar Antonia Gaudi imzası taşısa da Sagrada Familia’nın yapımına ilk başlayan Mimar Francisco de Paulo del Villar’mış. Kısa bir süre sonra Gaudi projeye dâhil olmuş ve kilisenin sorumluluğunu tamamen kendisi almış. Ancak yapımı o kadar uzun sürmüş ki günümüzün teknolojik gücüne rağmen yaklaşık 138 yıldır hala devam ediyor. Şehre gelen gezginleri sıcak bir şekilde karşılamayı hedefleyen Gaudi normal kilise ve katedrallerden farklı olarak bu yapıda çok sayıda süslemelere ve işlemelere başvurmuş, ki gerçekten de böyle devasa bir bina, 172 metre yüksekliğinde bile olsa bu süslemeler sayesinde Gaudi’nin bu amacını gerçekleştirmiş oluyor. Tabi ki süren inşaat çalışmalarının biz oradayken çirkin bir görüntü yarattığını da gizlemeyeceğim. Sagrada Familia’nın yapım süreci ile ilgili çok ilginç hikâyeler var, gitmeden önce mutlaka araştırın. Bakış açınızı etkileyecek bilgilere denk geleceksiniz.

Burada turistik eserlerin en ünlüleri Gaudi’ye ait. Art-nouveau (yeni sanat) akımının da temsilcisi olan Gaudi’nin eserlerinden, Sagrada Familia’dan sonra yakın çevredeki diğer masalsı yapılar olan Casa Mila, Park Güell ve Casa Batllo‘ya uğramayı da ihmal etmeyin. Ama gideceğiniz her tarihi yapı için biletlerini önceden almanız gerekiyor ve saat kaçta gideceğinize kadar belirtmeniz gerekiyor ki saatlerce kuyrukta bilet sırası bekleme eziyetinden kurtulasınız. Bu arada giriş ücretleri biraz yüksek, bunu da göz önünde bulundurursanız tatsız bir sürpriz yaşamamış olursunuz.

Gaudi’nin eserlerinin yanı sıra Picasso Müzesi, Barselona Katedrali, La Rambla Caddesi, Barri Gotic (Gotik Mahalle), Mercat de Ka Boqueria, Tibidabo, Katalonya Meydanı, Katalan Ulusal Sanat Müzesi, Parc de La Ciutadella ve Santa Maria del Mar Bazilikası da gezilecek önemli yerler arasında.

Birçok şehirde olduğu gibi Barselona’da da turistik ve kültürel alanların birbirine yakın mesafelerde olması, aynı gün içinde farklı zevkleri aynı anda yaşamanıza olanak sağlıyor. Eğer yaz mevsiminde gittiyseniz, gezi arasına bir yüzme molası da ekleyerek etkinlik rotanızı renklendirebilirsiniz. Ulaşım oldukça rahat, tren ve yeraltı treni hemen hemen tüm turistik lokasyonlarda mevcut. Konaklama konusundaki önerim de, neredeyse her yazımda olduğu gibi; gezi rotanıza uygun bir otel seçmeniz. Bu sizi hem zaman sıkıntısından hem yol masrafından kurtaracak. Bu şehrin en güzel yanlarından biri de hangi mevsimde giderseniz gidin aynı zevki alacak olmanız. Şehir kış mevsiminde bile daima ılık, tabii sıcak iklimin yaz mevsimine yansıma şekli çekilmez bir hal alabiliyor ancak uzun süren bunaltıcı bir iklimi yok, gözünüz korkmasın.

Yemek kültürü konusunda da beni çok şaşırttı, iyi anlamda yani. Belki de şimdiye kadar gittiğim Avrupa şehirlerinde en zengin ve lezzetli mutfağa sahip olanıydı. Hatta hemen bir tane beğendiğimiz açık büfe bir restoranın adını buraya bırakayım, çeşitli sıcak yemekleri, mezeleri ve güler yüzlü çalışanlarıyla La Rambla Caddesi’nde Itapa Boqueria’ya uğramadan dönmeyin. Ayrıca burada yemek yedikten sonra Mercat de la Boqueria’ya geçebilirsiniz. Meyveli, sütlü kokteyllerin ve meyve salatalarının tadına bakabileceğiniz, birçok organik ürünü de bulabileceğiniz şirin ve turistik bu kent pazarında biraz vakit geçirebilirsiniz.

Dikkatinizi çekti mi bilmiyorum ama Barselona’ya gidip de beğenmedim diyen yok gibidir. Hatta çevremizde artık tek gitmeyen biz kalmıştık, gittik ve zinciri tamamladık. Her gidenin keyifli vakit geçirip dönmesinden mütevellit biz de aldığımız hazzı çevremizle paylaşıp, “her mevsim her zevke uygun bir şehir arıyorsanız Barselona sizi bekliyor!” demek isterdim ama maalesef yerel halk turistlerin gelmesini hiç istemiyor. Tüm dünya turist çekmek için türlü yöntemler geliştirmeye çalışırken Barselona halkı turisti nasıl ülkemize sokmayız yöntemi arıyorlar yıllardır, turistlere karşı neredeyse nefret noktasına gelmiş durumda. Abartmıyorum, bir yılda ortalama 30 milyon civarında turist alan bu şehrin halkı artık dayanamayıp protestolar yapmaya başlamış. Yaz aylarında daha da artan bu protestoların sebebi turizm sebebiyle artan konut fiyatları, ev kiralarına gelen zamlar ve küçük esnafların artan kiralar nedeniyle iş yapmakta zorlanması. Öyle ki bazı yapılan anketlerde Barselona halkının en büyük sorununun işsizlik değil turizm olduğu bile ortaya çıkmış. İnanılır gibi değil. Tüm bunların sonucunda da geçtiğimiz yıllarda turizm faaliyetlerini sınırlayan yeni bir yasa tasarısı imzalandı. Medyada zaten birçok kez bu konuda haberler yer almıştı, fakat bunlar bile muhtemelen daha fazla turist çekmesine sebep olmuş olabilir!

Tabii bu kadar istenilmediğini bildiğin şehirde bile insanların sizi rahatsız edecek en ufak bir davranışta bulunmaması eğitim ve kültür seviyesinin kalitesini de gözler önüne seriyor. İstediğiniz saatte istediğiniz yerde ve istediğiniz kıyafetle özgürce gezmenize olanak sağlayan bir şehir olması da turistlerin artmasında önemli bir etken olmaya devam ediyor. Siz yine de gidin.

Sakinliği ve kalabalığı aynı anda barındıran bu şirin ve havalı şehirde geçireceğiniz tatilin sonunda gözünüzün, midenizin, beyninizin doyduğu bir tatil yaşadığınızın farkına varacaksınız.


Editör: Kemal Albayrak




© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube