BİR RÜYA İÇİN AĞIT (Requiem for a dream)

En son güncellendiği tarih: May 9


Nazan Duman Türkşen // Burçin Kahraman


Bazı filmler vardır, her sahnesiyle, her repliği ile sizi çarpar, hiç acımadan canınızı yakar ve sonunda enkaz bırakır. Huber Selby, Jr.’ın romanından uyarlanan, 2000 yapımı Bir Rüya İçin Ağıt da, o filmlerden.

Sinemaya uyarlayan yönetmen Darren Aronofsky, yani çarpıcı filmleri ile tanıdığımız bir isim. Baş rolleri ise Ellen Burstyn, Jennifer Connelly, Jared Leto ve Marlon Wayans paylaşıyor. Aralarındaki uçurum günden güne açılan bir anne oğul. Oğulun uyuşturucuya bağımlılığı, annenin televizyon bağımlılığı ile aynı düzeyde. Sara’nın hayatta keyif aldığı tek şey bir tv yarışması. Günün birinde yarışmaya katılabileceğine dair kanaldan telefon geldiğinde, hayatının amacı güzel kırmızı elbisesine sığmak için zayıflamak oluyor ve farkına varmadan tıpkı oğlu gibi uyuşturucu batağında buluyor kendini. Diğer yandan oğlu Harry ise, Leydi Marion dediği sevgilisi ve yakın arkadaşı Tyrone ile farklı bir hayatta kalma mücadelesi vermekte. İşler gün geçtikçe daha çok karışır, bağımlılıklar artar, mantıktan uzaklaşılır, masumiyet yiter. Her karakter kendi cehennemi ile yalnız yüzleşirken, izleyiciler de onlarla birlikte dibe çöküyor. Sara’nın geri dönülemeyecek aşamaya gelmesi, Henry’nin yanlış kararlarının yarattığı yıkım, Tyrone ve Henry’nin en ağır şartlara direnen dostluğu, Marion’ın ahlaki değerlerini bir yana bırakana kadar çamura batması, “Alt tarafı bir film işte” demenizi engelleyecek kadar güzel ve acı. Filmin başımda da tahmin edebileceğiniz için söylemekten çekinmiyorum, benim en etkilendiğim sahne, Marion’un uyuşturucu edinebilmek için katıldığı bir seks partisinden sonra elindeki pakete sarılarak kanepede uyuduğu kısım ve yüzündeki ifade. İlk izlememin üstünden on yıldan fazla zaman geçti, halen tüylerimi ürpertir. Etkisini uzun zaman sürdüren bir film. Kişisel tavsiyem, yeterli duygusal olgunluğa ulaşmamış insanlarla seyretmemeniz yönünde.

“Yalnızım ve yaşlıyım.”

“Arkadaşların var.”

“Aynı şey değil. Bana ihtiyaçları yok. Hissettiklerimden hoşlanıyorum. Kırmızı elbiseyi, televizyonu, babanı ve seni düşünmekten hoşlanıyorum.”

© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube