BİR KAHVENİN HİKÂYESİ

En son güncellendiği tarih: Nis 23



Bir fincan kahve içmenin bünyemizde ne gibi değişiklikler yaptığını hiç düşündünüz mü?

Haber programlarında, sağlık programlarında sık sık bahsedilir ama ben kahvenin bizlerde psikolojik ve biyolojik ne gibi değişiklikler yaptığını daha farklı bir açıdan sunmak istiyorum.


Hadi alın kahvelerinizi gelin, bir kahvenin kırk yılın hatırına söyleşelim aramızda

Kahveyi daha içmeden kahvenin yapım aşamasında başlar aslında değişiklikler, kahvenin keyif veren yanı, hazırlık aşamasında yakalar bizi.


Kahve köşemizde, belki bir manzara eşliğinde yudumlayacağız kahvemizi. Bu hayali canlandırmak bile keyif vermeye başlar aslında. Kahvenin o uyarıcı kokusu mutluluk vermeye başlamıştır bile. Vücut canlanmaya başlamıştır. Kan hücuma geçmiştir.

Kahve köpürmeye başladığı anda, kalp daha hızlı atmaya başlar. Yaşamın en üst boyutuna geçilmiştir bile. Hayata sıkı sıkı sarılma anıdır işte o an. Köpüklerin taşıp hayallerimizi yıkmasına izin veremeyiz. Gözümüz kulağımız kahve cezvesindedir. Tüm olağan dikkatimizi kahvenin pişme ve taşmama sürecine vermişizdir.


O an ne önemli bir andır. Kapı çalsa bakamazsın, telefon çalsa açamazsın, tuvalete bile gitme lüksün yoktur o an için. On dakikalık keyif ve mutluluk anı kahvenin taşmamasına bağlıdır. Kahve pişerken güzel bir şarkı tutturabilir, hatta minik hareketlerle dans bile edebiliriz. Kahve yapmak heyecanlı iştir. Taşırmadan fincana koyduğumuz bol köpüklü kahvemizi taşımakta kolay değildir. En ufak bir denge kaybına gelemez. Eliniz az biraz titrese, hadi bakalım kahve fincan tabağına dökülüverir. Yine tüm dikkatler tepsiye odaklanmıştır. Dertler tasalar, ödenmemiş faturalar, silinmeyi bekleyen camlar, dip boyası gelmiş saçlar, törpü bekleyen tırnaklar. Hepsi bir kutuya konup kaldırılmıştır rafa. Çünkü o an daha önemli bir işimiz vardır. Bol köpüklü kahveyi dökmeden yolunun sonuna ulaştırmak. Ne emek veririz bir kahveye. Ama kahvenin de bizde emeği çoktur.

Bir fincan kahveyle 10 sayfa kitap okunabilir. Gazetenin magazin sayfasına dalınabilir. Deniz manzarası ve martı sesleri eşliğinde hayallere dalınabilir. Bir dostla dertleşilebilir. Kahve yudumlarken saç bakımı, tırnak bakımı bile yapılabilir.


En önemli şeyi unutmamak gerekir. Kahve size geleceği bile gösterebilir. Umut bu ya...

Ters çevirip fincanı tabağa, dilek dilerken tüm umutları yükseltiriz göğe. İyi şeyler bekleriz. Kuş olsun, balık olsun, para çıksın isteriz faldan. Ya aşk en çokta aşk isteriz faldan çıkan kaderimize.


İçine tuz koyacağımız kahveler yapmayı dileriz kahve fallarında.

Uzatıp tuzlu kahveyi yâre, içsin isteriz, tadı tuzu olsun bir çift bakışın huzurlu yuvamızda. Kahve 'nin kahırla işi yoktur. Ya tatlı, ya tuzlu ya da sadedir onun işi. Bir tatlı huzurdur o Kalamış misali. Yuvaları kurar, keyif verir umut verir. Bir kahve molası, tüm olumsuzlukları kaldırabilir ortadan. Barıştırabilir küslükleri. Af ettirir hataları. Babaya yapılan bir kahve ile harçlık alınır. Bir tatlı kahve ile anneden sinemaya izin alınır. Kahve

Açar kapıları, kahve yalnızlığı da sever. Sakinliği sadeliği. Sabahları sever kahve açar gözleri, akşamları sever kahve, yemek sonraları konuk olur damaklara ve ruha. Ve tabi ki rakı sonrası ayıltır zihinleri. Ah bir kahve ne iyi gelir bize.


Eylül ayı gelmişken Kahve stoklarınızı yapmayı ihmal etmeyin. Ve tabi ki bol kitap edinmeyi de.


Editör: Kemal Albayrak

© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube