BİR HİKÂYENİN HİKÂYESİ


Malumunuz ki insanız. Ve her an başımıza iyi ya da kötü olaylar gelebiliyor. Kimi hemen oracıkta çıkıveriyor aklımızdan, kimisi ise yıllar geçse de çakılı kalıyor hafızamızda. İnsan beyni işte. Hangi olayı saklayacağı hiç belli olmuyor. Hiç düşündünüz mü? Bir gün bir olay geliyor başınıza ve bu yaşadığınız olay yıllar sonra ödül alıyor. Tabi ki öyle kolay olmuyor bu ödülü almak. Önce yaşadığınız olayı bir hikayeye çevirmek bir öyküleme yaratmak gerekiyor. O öyküyü yaratırken de günlerce uykusuz kalmak gerekiyor. Her ayrıntıyı hatırlamak gerekiyor. İşte bu da öyle bir hikaye. Bir hikayenin hikayesi aslında.


Çiftçi bir babanın ve ev hanımı bir annenin oğludur o. Üçüncü okuludur Tıp Fakültesi. Tıp Fakültesinden mezun olduktan sonra doktor çıkmıştır ve Anadolu'da uzun süre görev yapmıştır. Anadolu'da bir köyün sağlık ocağında hekimlik yapmakta iken, köy de bir cinayet işlenir. Ve köydeki tek hekim de kendisi olduğu için işlenen cinayetteki cesedi bulma çalışmalarına o da katılır. Uzun bir süre ceset arama çalışmaları yapılır. Yöre halkıyla, içe içe günler geçirir hekim. Bu yaşanan olaydan o kadar etkilenmiştir ki, o gün günlük tutmaya başlar. Ve bu günlük yazma çalışması yıllar sonra ona çok şey kazandıracaktır. Evvel zaman olur ki, Hekim Bey, yıllar sonra bu yaşadığı cinayet hikayesini ödüllü bir yönetmene götürür. Bu tabii ünlü bir yönetmendir. Bu önemli yönetmen Türkiye 'de ilk Altın Palmiye ödüllerini alan yönetmen Nuri Bilge Ceylan' dan başkası değildir. Aslında onlar iki dosttur ve doktor bey de bir oyuncudur ve yönetmenin bir çok filminde roller almıştır. Hem hekim, hem aktör. Kulağa ne hoş geliyor öyle değil mi? Bu iki dost, bu cinayet hikayesi için masaya otururlar, tabii günlerce üstüne konuşurlar. Planlar yaparlar. Hikaye bellidir. Bir cinayetin anatomisi. Bir hikayeyi senaryoya dönüştürmek için kollar sıvanmıştır. Bir film çekilecektir. Bir cinayet soruşturması filmi. Yerler, mekanlar araştırılır, uykusuz günler, bazen aç bazen susuz zamanlar yaşanır. Günlerce elbiselerini değişmeye zaman bile bulamaz doktor bey. Bir karısı vardır adı Nazan. Doktor bey karısına Nazo der.. Bir de kıyamadığı bir oğlu vardır adı Poyraz. Hikayesi uğruna günlerce uzak kalır onlardan öyle özlemler yaşar ki ve bunu öyle güzel öyle anlamlı kaleme döker ki aynı duyguları yaşamamak imkansızdır.


Film çekilecektir çekilmesine de, öyle kolay değildir bu işler. Oyuncu seçimleri için araştırmalar yapılır. Eski ve yeni oyunculara randevular verilir. Savcı, doktor, polis, katil. Ve bir de muhtarı vardır bu filmin. Muhtar rolü Doktor beye çok yakışmıştır. Öyle gerçekçi öyle iyi bir oyunculuk çıkarır ki, muhtar rolünde doğaçlama çekilen bu sahneleri ben üç, dört defa başa alarak izledim. Yağmurlar engel olur sahnelerin çekilmesine, bir türlü güneş yüzünü göstermez. Şimşek çaksın diye beklenir önemli bir doğa olayıdır şimşek. Sipariş verilerek gelmez ki! Ama öyle bir yapay şimşek sahnesi çekilir ki tam bir görsel şölen. Elma ağacından düşen bir kaç elmanın çekildiği sahne ise anlatılmaz yaşanır cinsinden. Elma düşer ağaçtan yuvarlanır, yuvarlanır, tümsekleri, taşları, toprağı seke seke gider. Sonunda akarsu yatağına ulaşır. Gider gider gider. Aynı ağaçtan düşmüş birkaç elmanın yanına ulaşır ve orada öylece kalır... Öyle derin, öyle anlamlı bir sahneydi ki o. Nereden geldiğimizi, nerelere gittiğimizi, ve sonunda nereye gideceğimizin de belli olmadığı bu dünyada, dalından düşen bir elma gibiyiz biz de işte. Bir adam öldürülür, ve cesedi bir araziye gömülür. Katil ise cesedi nereye gömdüğünü hatırlamaz. Gecenin karanlığında katil, polis, savcı, doktor bu trajik hikayede yol arkadaşı olurlar. Film çekilir. Stop verilir. Ve biter..


Filmin adı '' BİR ZAMANLAR ANADOLU'DA '' olur. Bu filmi gerçek bir olaydan sinema salonlarına taşıyan adam, hem doktor, hem yazar, hem şair, hem de iyi bir oyuncudur. Aynı zamanda oyuncu ve tiyatrocu Nazan Kesal' ın eşidir. Özel bir hastanenin hali hazırda işletmecisi ve yöneticisidir.. Nuri Bilge Ceylan 'ın filmlerinde roller almış, en son Çukur dizinde İdris baba rolüyle kalplere taht kurmuş o isim Ercan Kesal' dan başkası değildir.


Bir kitap okudum... Adı Evvel Zaman. Yazarı Ercan Kesal. Bir Zamanlar Anadolu'da filminin hikayesi işte o kitaptadır. Okumaktan tanımaktan ve ödül almış o filmi izlemekten de memnuniyet duydum. Bu yazı ne bir kitap tanıtımıdır, ne de film önerisidir. Bu yazı bir hikayenin hikayesidir.

© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube