BİR DİLEĞİM VAR




Bölüm 1


Eylül ayının güneşli bir akşamüstüydü. Ellerim cebimde sokakta gelişigüzel yürürken yolun solunda uzanan kanal dikkatimi çekti. Bu mahalleye taşınalı yalnızca bir kaç hafta olmuştu. Evimizin hemen alt tarafından bir su kanalı geçtiğini yeni görüyordum. Bu tarafları daha önce hiç görmemiş olmak garip bir şaşkınlık bırakmıştı üstüme. Bir tarafı suya kadar uzanan yemyeşil dalların örttüğü kanalın diğer tarafından asfalt yol geçiyordu. Suyu izlemeyi sevdiğimden dibine kadar yaklaştım.


Bacaklarımı parmaklıklara dayayıp suyu izlerken aklım az önce Berat ile yaptığımız tartışmadaydı. Ailesinin bana yaptığı saygısızlıklar yeni değildi. Lakin kocamın onlara arka çıkıyor olması, haksızlarken onları savunuyor olması yeniydi. Sağ gözümden düşen damlayı elimin tersi ile silerken demir parmaklıkları birbirine bağlayan minik beton duvarın köşesine iliştim.


İçimde fırtınalar koparken kanaldan akıp giden durgun suyu kıskandım. Neden benim hayatım bu su gibi sakin ve rayında gitmiyordu? Neden bir sorunu çözerken başka bir sorun patlak veriyordu? Elimle yakaladığım ottan biraz kopararak var gücümle suya fırlattım.


"Yetmedi mi ha?"


Yükselen sesimi bir duyan oldu mu acaba diye çekimser bakışlarla etrafıma bakındım. Bir kaç genç benden oldukça uzakta aralarında hararetli muhabbet ediyordu. Yolun diğer tarafında ise orta yaşlarında bir kadın marketten aldığı öteberiyi evine taşıyordu. Caddeden tek tük araba geçtiği için sokak da sakindi. Yani kimsenin beni gördüğü yoktu. Sıkıntılı hallerde hep yaptığım gibi parmağımdaki yüzüğü sağa sola çevirmeye çoktan başlamıştım.

Son zamanlarda kavgalarımız çoğalmıştı. Çoğu sorun doğrudan ikimizle ilgili değildi. Ortaya çıkan sorun ne kadar bizim dışımızda olsa da daima benim tarafımda olan Berat artık benim tarafımda durmuyor, karşıma geçip benim kalan son enerjimi sömürüyordu. Aynı sorunlarla başa çıkmayı öğrenmiştim. Umursamamayı da. Lakin kocamla savaşmayı henüz bilmiyordum. Onsuz ona karşı olmaktı asıl beni zorlayan.


Bulduğum bir dalla yol kenarında biten otları rastgele şekiller çizmeye başladım. Dalın ucu bir anda sert bir cisme takıldı. Otların içindeki bu cismi görmek için elimle otları ayırarak ne olduğunu görmeye çalıştım. Eğilip baktığımda siyah bir poşet olduğunu gördüm. Poşeti elime alıp hızla içini açtığımda bir defterle karşılaştım. Her sayfası yerinden koparılmış, kopuk kopuk bir defter. Kapağı açtığımda kopuk bir sayfa elimdeydi. Alelade yazılmış büyük yazıları okumaya başladım.


“Alırım başımı giderim efeler gibi hey...

Efeler gibi hey...”



Editör: Uğurcan Uygun





© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube