© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube

BİR DÖNEMİN KABUSU


1 Aralık Dünya AIDS Günü; o yüzden eskisi kadar gündemde olmasa da 1980'lerin kabusu AIDS konusuna değinelim dedik. AIDS ne demektir? AIDS (Acquired Immune Deficiency Syndrome, Sonradan Edinilen Bağışıklık Sistemi Yetersizliği Sendromu) anlamına gelir. Sonradan Edinilen ifadesi hastalığın irsi (genetik) olmadığını anlamına gelmektedir. Bağışıklık Sistemi Yetersizliği ifadesi ise vücudun bağışıklık sisteminin çökmesi anlamına gelmektedir. Sendrom kelimesi ise bir başka hastalıkla bağlantısı olabilecek çeşitli hastalıklar anlamına gelmektedir. Hastalığa yol açan ise HIV ( Human Immunodeficiency Virus / İnsan Bağışıklık Yetmezlik Virüsü) virüsüdür. Kanda HIV tespit eden testin adı ise Elısa. Bir HIV taşıyıcısı hastaymış gibi görünmeyebilir veya taşıyıcı kişi kendini hasta hissetmeyebilir, HIV virüsü taşıdığını bile bilmeyebilir. Çünkü, HIV taşıyıcılarında semptomların ortaya çıkmasına ve ölüme yol açan şey HIV'in kendisi değil, vücudun bağışıklık sisteminin çökmesiyle tamamen savunmasız kaldığı diğer enfeksiyonlardır.


Dünya AIDS Günü her yıl 1 Aralık tarihi olarak kabul edilmiştir. Bu gün HIV' in yayılması ve AIDS hastalığının artışına karşın bilincin yükseltilmesi amacına adanmıştır. Böyle bir günün varoluşunun diğer bir amacı ise bu hastalıktan yaşamını yitirenleri anmak ve onları onurlandırmaktır. 1995 yılından bu yana ABD Dünya AIDS Gününü resmi olarak tanımıştır. Diğer ülke hükumetleri de benzer tutumlar alarak, aynı konuda açıklamalar yapmıştır.


AIDS hastalığı nedeniyle 1981 yılından 2007' ye kadar olan periyotluk dönemde 25 milyon insan hayatını kaybetmiştir. 2007 yılı istatistiklerine göre 33 milyon HIV Pozitif kişi dünyada yaşamaktadır. Bu rakamlar doğrultusunda AIDS, dünyanın en yaygın yıkıcı hastalıklarından biridir. Bu hastalığa sahip olan ve taşıyanların arasında çocuklar da vardır.


HIV Enfeksiyonu 1980’li yıllardan beri tüm dünyada görülmektedir. Bulaşma yolu ise en sık korunmasız cinsel temas, ikinci olarak ise damar içi madde kullananların ortak paylaştığı enjektörler ile olmaktadır. Diğer bulaşma şekilleri ise organ, kan ve kan ürünleri nakli ile anneden bebeğe geçmesidir.


Uzmanlar, Dünyada HIV Pozitif/AIDS hasta sayısının azalmasına rağmen Türkiye’de hızla arttığını vurguluyorlar. T.C. Sağlık Bakanlığı Aralık 2017 verilerine göre Türkiye’de 17 bin 884 kayıtlı HIV pozitif/AIDS hastası bulunuyor. Kayıtlı hastaların var olduğu düşünülen toplam hastaların yüzde 40’ı kadar olduğu, gerçek olgu sayısının 30 bin civarı olduğu tahmin ediliyor.


Gelelim bizi ilgilendiren bölüme, dünya da bir dönem gündemde olup, ölüm olayları artınca doğal olarak; bu konu hakkında kitaplar yazıldı, filmler yapıldı. Bizde okumak ve seyretmek isteyenler için bir liste hazırladık.


Kitaplar:


*Metafor Olarak Hastalık - Aids ve Metaforları / Susan Sontag: 1989 da yayınlandı. Orta çağlardan beri frengi ve veba, 19. yüzyılda tüberküloz, 20. yüzyılda kanser, sonra AIDS. Anlaşılan toplumların, tarihin her döneminde, 'kötülük'le özdeşleştirmek istedikleri ve suçu onun 'kurbanları'na yıkacakları bir hastalığa ihtiyaçları mutlaka oluyor.

*Bana Bi' Şey Olmaz /Kolektif: 2014 te yayınlandı. HIV ve AIDS... Hayatımıza girdiği ilk günden bu yana ahlaksızlıkla, dramla, ölümle ama hep ötekiyle anılan bir virüs, bir tıbbi sendrom.


*Sen Benim Hayatımsın / Ferzan Özpetek: 2015 yılında yayınlandı. Kendi hayatı ile birlikte; translar ve AIDS yüzünden kaybettiği arkadaşlarını anlatıyor.


Filmler:


*Philadelphia (1993): Jonathan Demme yönetmenliğinde, baş rollerini Tom Hanks ve Denzel Washington'ın paylaştığı 1980'lerin ABD'sinde AIDS salgınını konu alan bir drama filmi. En İyi Aktör ve En İyi Müzik, Şarkı Oscarları ve Berlin Uluslararası Film Festivalinde En İyi Aktör - Tom Hanks (Gümüş Ayı Ödülü) kazandı.


*Sınırsızlar Kulübü (2013): Jean-Marc Vallée'ın yönettiği bu filmde Matthew McConaughey, Jared Leto, Jennifer Garner ve Steve Zahn rol aldı. Bu film, 1992 yılında gazeteci Bill Minutaglio'nun Dallas Morning News Gazetesinde yer alan haberine istinaden Ron Woodroof'un gerçek hayat hikayesi üzerine kurgulanmıştır. 1986 yılında Dallas'ta HIV enfeksiyonu sonrasında AIDS'e yakalanan Ron Woodroof, 1992'ye kadar kendisi ve kendisi gibi kişilerin yaşayabilmesi konusunda çalıştı. Film; En İyi Erkek Oyuncu, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu, En İyi Makyaj ve Saç Tasarımı dallarında 3 Oscar; 2 Altın Küre, 2 Satelite, 2 Bağımsız Ruh, 2 Beyaz Perde Sanatçıları Derneği gibi ödülü bol bir film.


*Gia (1998): Amerika’nın ilk top modeli olan Gia Marie Carangi’nin 17 yaşından başlayarak 1986 yılındaki ölümüne kadar geçen süredeki hayat hikayesi anlatılıyor. Angelina Jolie’nin görülmeye değer performansı sayesinde tekrardan vücut bulan Gia’nın trajik hikayesinin anlatıldığı film, hem Angelina Jolie’ye hem de Faye Dunaway’e Altın Küre kazandırmıştı.


*Parting Glances (1986): Bill Sherwood'un yazıp yönettiği 1986 yapımı müzikal tadında romantik-dram filmi eş cinsellik ve AIDS hakkında önemli mesajlar veriyor. Filmin baş rolünde Steve Buscemi bulunurken kendisine John Bolger, Richard Ganoung gibi isimler eşlik ediyor.


*Kalp Atışı Dakikada 120 (2017): Robin Campillo tarafından yönetilen Fransız drama filmi. Baş rollerinde Nahuel Pérez Biscayart, Arnaud Valois ve Adèle Haenel'in yer aldığı film, eş cinsellik ve Fransa'da 1990'lı yıllarda ortaya çıkan AIDS salgınını konu edinmektedir.


*Tatlı Jane (2000): Eroin bağımlısı olan HIV pozitif fahişe ile ölümcül hasta olan on beş yaşındaki bir erkek çocuk arasında gelişen, olası bir arkadaşlık hakkında 1998 tarihli bir dramadır. Sweet Jane, Joe Gayton tarafından yönetildi ve Samantha Mathis’i Jane, Joseph Gordon-Levitt’i ise Tony’di.


*Dün (2004):Darrell James Roodt'un yönettiği; Leleti Khumalo, Harriet Lenabe, Camilla Walker gibi isimlerin rol aldığı film zenci bir kadının hikayesini anlatmaktadır. Zulu köyünde yaşayan Yesterday, mutlu ve neşeli bir annedir. Beauty adında, beş yaşında meraklı ve sürekli sorular soran bir çocuğu vardır. Yesterday sürekli öksürür ve sonunda bir doktora görünür. AIDS teşhisi koyarlar. Film; 3 dalda Afrika Film Akademisi Ödüllerini kazandı.


*Longtime Companion (1989): Yönetmenliğini Norman Rene’nin yaptığı, Craig Lucas’ın yazdığı romantik-dram türündeki film, 20. yüzyılın en iyi AIDS temalı filmlerinden biri. Acı ve gerçek bir hikayeden yola çıkılan filmde iki eş cinsel erkeğin toplum baskısının yanı sıra, AIDS salgını yüzünden çektiği sıkıntıları konu alıyor. Hatta onların durumundakiler için bu hastalığa “Eş cinsel Kanseri” bile deniyor.


Tabii daha onlarca kitap, film var; birkaç örnek verdik. Keyifli okumalar, iyi seyirler...