BİR ÖMÜR NASIL YAŞANIR? / İLBER ORTAYLI


Yazar Adı : İLBER ORTAYLI

Kitap Adı : BİR ÖMÜR NASIL YAŞANIR?

Yayın evi : KRONİK KİTAP

Basım Yılı : ŞUBAT 2019 (1. BASKI)

Türü : SÖYLEŞİ

Sayfa Sayısı : 274

*Yayınlandığı günden beri merak ettiğim kitaptı. Şimdi alıp okumak kısmet oldu. İlber Hoca'nın her konu hakkında fikir ve tavsiyelerinin olduğu kitabı okumamak olmazdı ( tavsiyelerinin verdiği listelerin kaçta kaçını yapmışım merakı).

*İlber Ortaylı, 1947 yılında Avusturya'da doğdu. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi (1969) ile Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Tarih Bölümü'nü bitirdi. Viyana Üniversitesi Slavistik ve Orientalistik Bölümünde öğrenim gördü. Chicago Üniversitesinde master çalışmasını Prof. Halil İnalcık ile yaptı. "Tanzimat Sonrası Mahalli İdareler" adlı tezi ile 1974 yılında doktor, "Osmanlı İmparatorluğunda Alman Nüfuzu" adlı çalışmasıyla 1979 yılında doçent oldu. Viyana, Berlin, Paris, Princeton, Moskova'da misafir profesör olarak ders verdi, Roma, Sofya, Cambridge, Oxford ve Tunus üniversitelerinde seminerler ve konferanslar verdi. Yerli ve yabancı bilimsel dergilerde Osmanlı tarihinin 16. ve 19. yüzyılı ve Rusya tarihiye ilgili makaleler yayınladı.


1989'da Türkiye'ye dönerek profesör oldu. 1989-2002 yılları arasında Siyasal Bilgiler Fakültesinde İdare Tarihi Bilim Dalı Başkanı olarak görev yapmış, 2002 yılında Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Tarihi ana bilim dalı başkanı olmuştur. Galatasaray Üniversitesi Senato üyesidir. Ayrıca İlke Eğitim ve Sağlık Vakfı Kapadokya Meslek Yüksek okulu Mütevelli Heyeti üyesidir. Topkapı Sarayı Müzesi'nin 2005-2012 yılları arasında başkanlığını yaptı. 2012 yılında yaş haddinden emekli oldu. Halen Milli Saraylar Bilim Kurulu Başkanı'dır. Uluslararası Osmanlı Etütleri Komitesi Başkan yardımcısı ve Avrupa İran Tetkikleri Cemiyeti üyesidir. Rusya Federasyonu Devlet Başkanlığı Puşkin Nişanı, Avusturya Devlet Kültür Nişanı, Italia Solidariata Şövalyesi (İtalya Devlet Başkanlığı), Fransa Devlet Kültür Nişanı, Rusya Bilimler Akademisi Şarkiyat Enstitüsü Onursal Profesörü, Makedonya İlimler Akademisi (MANU) Onur Üyesi'dir. Ortaylı; ileri seviyede Almanca, Fransızca, İngilizce, İtalyanca ve Rusça; orta seviyede Kırım Tatarca, Slovakça, Romence, Sırpça, Hırvatça, Boşnakça, Arapça, Farsça, Latince, İbranice, Antik Yunanca ve Yunanca bilmektedir.

*Yenal Bilgici, 1979 doğumlu, gazeteci. Siyaset Bilimi eğitimi aldı. 2000 yılında gazeteciliğe başladı. Nokta, Aktüel, Newsweek, GQ Türkiye, Habertürk ve Hürriyet'te çalıştı. Tarih, siyaset, toplum ve kültür üzerine yazıyor, röportajlar yapıyor. Halen çeşitli gazete ve dergilerde yazıyor.

*Daha anlamlı yaşamak için İlber Ortaylı’dan tavsiyeler… İlber Ortaylı, yediden yetmişe herkesin faydalanacağı, bilge şahsiyetinden ve yaşam tecrübesinden süzülen tavsiyelerden oluşan bir eserle karşımızda. İlber Hoca bu kitapta, bir insanın, çocukluktan itibaren hayatın hemen her alanında ihtiyaç duyacağı çözümleri nasıl bulabileceğini örnekler vererek anlatıyor. “Herkes kendi talihinin mimarıdır” sözünü hatırlatarak, kendi yolunu çizmenin ne anlama geldiğini tüm kritik noktalarıyla yorumluyor. “Bir Ömür Nasıl Yaşanır?”, ülkemizin medarıiftiharı olmuş bir tarihçinin gözünden, insanın hayattaki anlam arayışına, bu arayışın tadını nasıl çıkaracağına ve süreç boyunca karşılaşacağı zorluklarla nasıl baş etmesi gerektiğine dair çok özel bir kılavuz… ( Tanıtım bülteninden).

*İlber Ortaylı'nın kitabını yorumlamak hele az bilgimizle ( onunkinin yanında) eleştirmek olmaz. Bu yüzden ancak kitabın konusu, içindeki bilgiler, bana kattıkları gibi şeylerden bahsedebilirim. Şu da var ki bir önce okuduğum kitabı " Gazi Mustafa Kemal Atatürk" kitabı benim için hayal kırıklığı idi, bunu da yorumumda belirtmiştim. O yüzden bu kitapta da beklentimi yüksek tutmadım.

*Bir bölümde; "Entelektüel, üstüne vazife olmayan işlerle ilgilenen kişidir. Kendi dünyalarının dışındaki şeylerle uğraşmayı iyi bilirler. Entelektüel olmak için işinle, aşınla, mesleğinle ilgili konuların dışında kalan şeylere ilgi duyarsın; onlara da zaman ve para ayırırsın, farklı şeyler öğrenirsin." diye entelektüel tanımını okuyunca ister istemez güldüm ve aklıma Metin Uca'nın "Her Book'a Maydanoz" adlı kitabı geldi. ( en kısa zamanda o kitabı da okumak istiyorum) Bu kurulması zor bir denge, yani farklı işlerle uğraşayım, entelektüel olayım derken 'Maydanoz' da olabilirsin.

*Bir bölümde; Ankara'dan her geldiğinde Haydarpaşa'dan Zeki Kuneralp'in Fenerbahçe'de ki Kalamış Koyuna yakın evine gittiğini söylemiş; ev Belvü durağındaydı. "Kuneralp ile sohbet bir kazançtı." diyor. Bence de. Çünkü çocukken çok yaramazdım, bir dakika yerimde durmazdım. Ama yanında sessiz, sakin oturup anlamasam da sohbetini keyifle dinlediğim ender kişilerdendi Zeki Dayı. Beni durduran manzaranın güzelliği kadar evdeki sakin ve ağır hava idi. Belki yaşadığı acıların getirdiği hüzündü bunu şimdi anlıyorum. O zamanlarda kitaplığına hayran hayran bakıp, babam ve halamla sohbetini dinliyordum.

*Bir bölümde; "Verdi yılında Ferzan Özpetek, Napoli San Carlo Operası'nda La Tosca'yı sahnelemeye davet edildi; o da davete icabet etti. İtalya'yı ziyaret ediyorsan bir operaya gideceksin. İtalyan kültürünü yaşamak istiyorsan, o kültürü sahnede izleyeceksin. " -"Opera eseri sahneye koyan yönetmenler demişken, Woody Allen da yakında La Scala'da Puccini'nin bir operasını icra edecek." - "Yanılmışlar besbelli. Bu iş Woody Allen'a yaptırılmaz. Hollywood'dan musiki bilen adam kimdir biliyor musun? Anthony Hopkins. Gençken vals bestelemiş. İsmi de 'Waltz Go On'. Eseri de meşhur orkestra şefi Andre Rieu, Viyana'da icra etti." Şok!!! Andre Rieu'yu biliyordum, birkaç icrasını izledim, paylaştım. Ama hayranı olduğum Hopkins'in bu yönünü bilmiyordum, şaşırdım. ( tabii hemen izledim, dinledim) Hayranlığım bir kat daha arttı, tavsiye ederim mutlaka dinleyin. Bu arada aklıma ( gözümün önüne) bir vakıf yararına öğrencilerin eğitim masrafını karşılamak amacıyla Cem Yılmaz'ın filarmoni orkestrasını yönetmesi geldi.

*Bir bölümde 3 büyük dahiden bahsediyor: Beethoven, Mozart ve Haydn. "Bugün olsa Beethoven tecrübesiz bir hekimin bile elinde olsa tedavi edilebilirdi." diyor. Doğru ama o zaman Beethoven bu kadar üretken olabilir miydi? Eşsiz eserleri üretebilir miydi? Duyduğu dış sesler iç sesini ne kadar etkiler, ne kadar bozardı?

*Edebi eserlerin dili ile ilgili olarak; " Mazide de yazarlar arasında bir dil ve üslup çatışması yaşanıyordu. 1940'ların modernleri, 1960'ların yazar ve şairleri kuşkusuz ki ayrı bir dünyaya mensuptur. Ama hepsinin bir müşterek tarafı vardı: Bu arkadaşlar Türkçe biliyorlardı. Bugünün Türk yazarlarının en büyük sorunu, kendi lisanını bilmemektir." Hocanın bu yüzde yüz doğru tespitinin üzerine bana laf söylemek düşmez ama bir cümle daha ilave etmek istiyorum: Maalesef redaktör ve editörler de Türkçe bilmiyorlar.

*İlber Hoca'nın biyografisini birkaç kere okuduğum halde öğrenciliğinde tiyatro ile ilgilenirken sahneye çıktığını bilmiyordum, kitap sayesinde öğrendim. Sahne tozu yutmuş ama hoşuna gitmemiş, sahnede olmak ilgisini çekmemiş. Kitap sayesinde tanıştığım ya da tekrar hatırladığım isimler: Mübin Beken; arkeolog, ressam, müzisyen ve yüksek mimar. Ercüment Siyavuşoğlu; Semiha Berksoy'un eşi, Zeliha Berksoy'un babası, piyanist, iş adamı. Belkız Rufa Kemali Söylemezoğlu;yaygın olarak bilinen adıyla Benli Belkıs,  dünyaca ünlü Türk oyuncu, manken, sosyetik. 1954 yılında 'Çılgınlar Cehennemi' adlı filmde Eşref Kolçak ile baş rolde oynamıştır ancak uluslararası magazin medyasındaki ününün etkisi onu Yeşilçam'dan uzaklaştırmıştır. Nermin Abadan Unat; Türk yazar, çevirmen, hukukçu, sosyolog, siyaset ve iletişim bilimci.

*Bu tip kitaplar beni ikileme düşürüyor. Bir taraftan her cümleyi tekrar tekrar okuyup içime sindirmek istiyorum; bir taraftan da hiç ara vermeden, soluk almadan bir an önce bitirip tüm yazılanları öğrenmek istiyorum. Her yaştan okur için yazılmış, ilgi alanınıza göre olan tavsiye listelerini değerlendirebilirsiniz. Ama bence gençler mutlaka okumalı,  kendi gelişimleri için tavsiyelere uymalı.

*Kitaptan birkaç alıntı:

+Herkes kendi talihinin mimarıdır.

+Yüzünüz her zaman yaşadıklarınızın aynasıdır. Olgun ve bilge bir çehre edinmeniz dileğiyle...

+Ortaylı, bir hayatın sadece verimli yaşanmasına bakmaz; onu güzel kılmayı da önemser. Okunacak kitapları, gezilecek şehirleri, seyredilecek filmleri, beraber yiyip içilecek dostları iyi seçmek gerektiğini düşünür.

+Bir toplum musiki ve matematikten anlıyorsa bütün insanlıkla irtibat kurabiliyordur, dünyalı olmuştur.

+Sinemada İtalyanlar, müzikte Almanlar, romanda Ruslar, şiirde İranlılar en yükseğe çıkmıştır. Zor yakalanacak, uçarıca bir ihtişama sahip Fransız edebiyatı da bir başka büyüklüktür.

+Londra malum, Batı dünyasının en önemli oyunları hep orada sergilenir. Ama bunun ötesini görmek istiyorsanız, ya Rusya'ya ya da İsrail'e gideceksiniz. Çünkü bu iki ulus da tiyatroyla yaşar, kültürlerini de tiyatroyla yaşatırlar. Halen şiir okuyan aktörleri, aktristleri vardır.

+Seyirciler temsillere en iyi kıyafetlerini giyip gelirler. Hele Rusya'da, maaşının yarısını oyuncuya takdim edeceği çiçeğe yatıran seyirciler bulunur. Rusya'da sadece tiyatro oyunları değil, konserler de aynıdır. Müzik iyi, opera iyi, dans iyi... Klasikleri doğru dürüst seyrede bileceğin çok yer vardır. Moskova'da hala iki yüzün üzerinde tiyatro var ve hala güzel salonlarda oynuyorlar.

© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube