BİLİN BAKALIM KİMİNLE RÖPORTAJ YAPTIM?

En son güncellendiği tarih: Nis 23


Geçen bir kitap grubunda anket yapmışlar ve: “Bir saatiniz olsa hangi yazarla sohbet etmek isterdiniz?” diye sormuşlar. Aklımda öyle çok yazar, şair var ki hangisini seçsem derken bir anda dalmışım…


Gözümü bir açtım ki St. Petersburg’dayım… Doğuda merak ettiğim tek şehir. Acaba nereden başlasam; Saray Meydanı mı, Şair Puşkin’in heykelinin süslediği Sanatçılar Meydanı mı, Hermitage Müzesi mi diye düşünürken bir kahve içip karar vereyim dedim. Yan masadan tanıdık bir sima selam verdi. Ben bu simayı nereden tanıyorum diye düşünürken, elimdeki kitaba bakarak; “ Elinizde kitap gördüm, “...........” romanımı okudunuz mu?” diye sordu. Cevabım. “Tabii” oldu. Ben şok, tanıdım bu simayı kendisi ................. idi!!!! Masaya oturdu ve başladık sohbet etmeye. Ben sordum o cevap verdi.


-Kitap okumayı sever misiniz, ne tür kitaplar okursunuz?


-Evet gençken her fırsat bulduğumda okurdum. Kitaplar bana zevk, heyecan ıstırap veriyordu. Okumaktan başka yapacak işim, gidecek tek yerim yoktu, çünkü çevremde saygıya layık, beni kendine çekebilecek bir meşguliyet bulamıyordum. Özellikle şiddet ve cinayet konularını işleyen melodram türünden kitaplar, Rus ve Avrupa edebiyatının önde gelen adlarının yapıtlarını okudum.


-Gençken hayaliniz neydi?

- Ün sahibi olma hayalleri kurardım.


-O zaman bu hayaliniz gerçekleşmiş değil mi?

- Evet gerçekleşti ama biraz geç oldu.


-Neden mühendislik değil de edebiyatı seçtiniz?

- Neden olacak, bu toplumsal ortamdan kaçmak için edebiyat çalışmalarına sığındım.


-Hapiste iken de kitap okuyabildiniz mi?

-Evet, hapishaneye sokulmasına izin verilen tek kitap Yeni Ahit’i okudum.


-Bu kitabın size ne faydası oldu?

- Hapishane yaşamının acılarını dindirmeme, aynı zamanda İsa’ya yeni bir inançla bağlanmama ve onu, günahkarları yaşama döndürebilecek tek güç olarak görmeme yol açtı.


-Derginizi neden kapattınız?

- Karım ile kardeşimi yitirdikten ve borca batmış olan dergimi kapatmak zorunda kaldım.


-Neden Avrupa’ya kaçtınız?

- Alacaklıların hapis tehditleri üzerine kaçmak zorunda kaldım.


-Hiç umudunuz kalmamış mıydı?

-Umudum vardı, tek umudum kumardı.


-Para kazanmak için mi kumar oynuyordunuz?

-Hayır, kumarı kumar olduğu için, heyecan, kazanma hırsı için oynadım.


- Kumar olarak ne oynuyordunuz?

-Rulet tabii ki. Bizlerin en sevdiği oyun, değişik versiyonunu bile yaptık tüm dünya biliyor: Rus Ruleti.


-İdiot’u yazarken neden esinlendiniz?

- Basında yer alan bir cinayet davasından yola çıkan romanda, iyilik ve inançla dolu olan Mışkin’in çevresiyle ilişkilerini anlattım.


-Nefret ettiğiniz şeyler var mı?

-Ruslar dışında tüm insanlardan nefret ediyorum.


-Avrupa konusunda ne düşünüyorsunuz?

- Avrupayı ancak Ruslar kurtarabilir, İsa'da Rus olduğu için bize yardımcı olacaktır.


-Türklerle ilgili ne düşünüyorsunuz?

-....... kitabımda yazdığım gibi; "İstanbul elbet bir gün Rus şehri olacaktır" ve "Ayasofya'ya haç takılmalıdır".


-Bu kadar zor geçen hayatınızda sizi en çok etkileyen olay nedir?

-Kızımın ölümü, başka kayıplarım da oldu ama evlat acısı en kötüsü.


-Bunalımlı zamanlarınızda sığındığınız bir liman var mı?

-Tabii, ikinci eşim Anna Grigorievna Snitkina, daima beni sevmiş ve bana karşı nasıl davranması gerektiğini aşkımız sayesinde hissetmiştir.


-Daimi olarak kıyaslandığınız, aynı dönemde edebiyata ürün verdiğiniz meslektaşınız Tolstoy hakkında ne düşünüyorsunuz?

-‘Bir ..........' kitabımda yazdığım gibi; Tolstoy bir ‘deha’ ve ‘olağanüstü yüksek sanat' yapıyor. Kitabımdan bir alıntı: "Anna Karenina'nın yazarı gibi insanlar, toplumun öğretmenleridir, biz ise sadece onların öğrencileriyiz."


-Hayattan korkuyor musunuz?

-Hayır korkmuyorum size de tavsiyem; "Dostlar korkmayın hayattan! Her şeyden önce hayatı sevmeyi öğrenmemiz gerekir. Hayat, bizi çevreleyen dünyada değil, kendi içimizdedir. Etrafı insanlarla çevrili bir insan olmak, durum ne olursa olsun hep insan kalmak, zayıf düşmemek, yere yıkılmamak... Hayat budur işte! Hayatın gerçek manası budur!"


-İnsanoğlundan ne bekliyorsunuz?

-Önüne dünya nimetlerini serseniz

Saadet deryasına gömseniz

Çalışma ihtiyacı olmayacak derecede refahını sağlasanız

Sırf ballı çörekler yeyip yan gelip yatsa

Sırf nankörlüğü, küstahlığı yüzünden bir rezalet koparacaktır.


-Üzüldüğünüz bir şey var mı?

-Hayatım boyunca şöyle bir kaç kişinin suratına tokat atmadığıma çok üzgünüm.


-Bu devir hakkında ne düşünüyorsunuz?

-Bu devir, sıradan insanların en parlak zamanı; duygusuzluğun, bilgisizliğin, tembelliğin, yeteneksizliğin, hazıra konmak isteyen bir kuşağın devridir. Kimse bir şeyin üzerinde durup düşünmüyor. Kendisine bir ülkü edinen çok az. Öte yanda iyilik isteyenler, insanlığın bin yıl sonraki geleceğini kendilerine dert ediniyorlar. İnsanları birbirine bağlayan ülkü tümden yitti, kayıplara karıştı. Herkes, yarın sabah çekip gidecekleri bir handaymış gibi yaşıyor. Herkes kendini düşünüyor. Kendisi kapabileceği kadar kapsın, geride kalanlar isterse açlıktan, soğuktan ölsün, vız geliyor.


-Sizce hayatta en kutsal şey nedir?

-Yaşamda ana baba olmak hedefinden önemli, kutsal ne olabilir? Ailesinden daha sıkı neye sarılabilir insan?


-Size göre suç nedir?

-Suç, sosyal düzenin bozukluğuna karşı bir protestodur…


-Nasıl bir yazarsınız?

-Yazar olarak pek çok kusurum olduğunu biliyorum. Çünkü öncelikle ben kendim, hiç hoşnut değilim kendimden. Kendi kendimi tarttığım bazı anlarda, çoğu kez, sözcüğün tam anlamıyla, anlatmak istediğimin ancak yirmide birini arılattığımı, belki de hiç anlatamadığımı gördüğüme inanmalısınız. Beni kurtaran şey, Tanrının bir gün bana o kadar güç ve esin göndereceği ve benim de kendimi daha noksansız anlatabileceğim, kısacası, yüreğimdeki ve hayal gücümde ki her şeyi ortaya koyacağım konusunda beslediğim alışılmış umuttur.


-Son söz olarak bizlere ne söylemek istersiniz?

-Hayat bir sınavdır; ama diğer sınavlara pek de benzemez. Çünkü bazen yaptığın bir yanlış, tüm doğrularını götürebilir. Bilin ki, ‘mutlu son’ diye bir şey yoktur. Çünkü bir şeyde ‘son’ varsa orada mutluluk yoktur.



Bu fantastik sohbet / röportajdan sonra bazı film ve dizilerin başında yazan bir cümle ile vedalaşalım:” Bu yazıdaki tüm karakterler ve mekanların gerçek kişi ve mekanlarla ilgisi yoktur. Tamamen hayal ürünüdür.”



Hazırlayan: Özgün Onat


© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube