BEN SOFFİE

En son güncellendiği tarih: Nis 18


Yazar Adı : ALİ YILMAZ

Kitap Adı : BEN SOFFİE

Yayın evi : ATEŞ YAYINLARI

Basım Yılı : NİSAN 2019 (1. BASKI)

Türü : ROMAN

Sayfa Sayısı : 262


📚 Okuma etkinliği için Ali Yılmaz'ın "Ben Soffie" adlı kitabını okudum. Bu yazarın ikinci kitabı, ilk kitabı "Bu O'nun Hikayesi".


📚 Ali Yılmaz, 2 Şubat 1974 Gaziantep İslahiye'de doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini İslahiye'de bitirdi. Ekonomik şartlardan dolayı erken yaşta iş hayatına atıldı. Ocak 2018'de Atatürk Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi Turizm ve Otelcilik bölümünü bitirdi. Çok iyi derecede İngilizce ve iyi derecede Almanca biliyor. Türkçe - İngilizce dillerinde yeminli tercümanlık belgesi sahibidir. Yabancı dillere özel bir ilgisi olan yazar ayrıca orta derecede Norveççe ve İsveççe biliyor.


📚 Soffie 44 yaşında evli ve iki çocuk annesi İsveçli bir kadındır. 2012 yılında yakalandığı amansız hastalık hayatını alt üst eder. Üstelik ameliyat masasındayken eşi onu terk eder. İçinde bulunduğu durumu kabullenmesi hiç de kolay olmayacaktır. Artık ergenlik çağında iki oğluyla baş başa kalmıştır ve hiçbir şey artık eskisi gibi olmayacaktır. İşini bırakmak zorunda kalan Soffie devletten aldığı sosyal yardımlarla yaşamını sürmek zorundadır. Varlıklı bir duruma alışan çocuklar, mevcut durumu kabullenmek istemezler. Geçirdiği zor süreçte sürpriz Türkiye tatili hayatının dönüm noktası olur. Tesadüfen tanıyacağı bir Türk genci ile yeni bir aşka yelken açar. Türk genci Soffie’ye ihtiyacı olan morali fazlasıyla verecektir. Fakat kötü talih Soffie’nin yakasını bırakmayacaktır. (Arka kapak- tanıtım yazısı)


📚 "Üstelik ameliyat masasındayken eşi onu terk eder. " ne kadar klasik, ne kadar dramatik bir cümle, bu durumu toplumda o kadar çok gördük ki artık yadırgamıyoruz. Bu durumun tersi olsaydı koca hastalansa, kadın onu iyileştirmek için elinden geleni yapardı. En azından masada bırakmazdı. Yanlış anlaşılmasın cinsiyet ayrımcılığı yapmıyorum. Önce insan olarak bakıyorum sadece eş değil kimse bir yakınını ameliyat masasında, hastahanede yalnız bırakmamalı. Ama bir de hayatın gerçekleri var. Yakın çevremizde gördüklerimiz dışında basına yansıyan ünlülerin de durumu aynı. Yani hastalık bedene geldi mi, para, kariyer, ün, eğitim fark etmiyor. Hatırlatmak için basına yansımış iki örnek vereceğim, sizlerde düşünürseniz başka isimleri de hatırlarsınız.


& Ali Taran-Selma Ann Desmond:

Ali Taran, Selma Taran'dan boşandıktan 17 gün sonra, 32 yaşındaki Ayşe Özyılmazel ile evlendi. Kanser hastası olan Selma Ann Desmond çok geçmeden vefat etti. Selma Ann Desmond'un Ayşe Özyılmazel'e bir tavsiyesi vardı:" Dikkat etsin, sakın hastalanmasın..." Fakat çok geçmeden Özyılmazel ve Taran da boşandı.


& Vahide Perçin - Altan Gördüm:

Vahide Perçin rol aldığı Adını Feriha Koydum dizisinde iken kansere yakalanmış ve tedavi görerek eski sağlığına kavuşmuştu. Vahide Perçin, eski eşi Altan Gördüm'den tedavi sürecinde yanında olmadığı gerekçesiyle ayrılık kararı almış ve çift 2012'de boşanmıştı.

Gerçek yaşamlarda bırakın kanser gibi riskli hastalığı; daha basit hastalıklar için bile kadının hasta olma hakkı yok. Eğer kadın hastalanırsa; iyileşene kadar eşinden destek görmez, hatta hasta oldu diye suçlanır. Sanki kendi istemiş gibi. Eğer yolunuz düşerse hastahanede, polikliniklerde bir bakın kadın hastalar ya yalnız ya yanında kadın refakatçi var. Oysa erkek hastalar öyle mi, yanlarında hep bayan refakatçi...


📚 Soffie ve Jörgen'in Madrid tatilinde Las Ventas Arenasını gezdikleri bölümü okurken aklıma Roma gezimiz geldi. Gözümün önünde Collesium canlandı. Her iki yapıda dünyaca ünlü, Collesium bugün kullanılmasa da ikisi de tarih, turizm, kültür açısından önemli eserler. Ama gerçekçi olursak iki binanında yapılış ve kullanış amacı VAHŞET.


📚 Kitabın birkaç yerinde geçen, Soffie'nin kendisine sorduğu oldukça önemli bir soru var:" Bir insan ömrünü neye vermeli?". Tabii bu sorunun binlerce cevabı var, herkese göre öncelikler değişiyor. Bir zamanlar bir psikologun bana tavsiyesi çok mantıklı gelmişti: "Ben" yani kişinin kendisi. Açıklaması ise; ben kendime, isteklerime, ihtiyaçlarıma cevap verip, kendimi önemsemez isem sağlığım, dengem bozulur ve benim için kıymetli olan aileme yardımcı olamam. Önce "ben" diyeceğim ki ben ayakta kalabileyim.


📚 Bir dönem yabancı gelinler magazin gündemini çok meşgul ediyordu. Neredeyse her gün bir yabancı gelinle evlenen turizm çalışanları haber oluyordu, özellikle Antalya başta olmak üzere tatil yörelerinden. Ne zaman oldu hatırlayamadım ve araştırdım. Araştırırken önüme Nisan 2013 te yayınlanmış bir haber geldi: "Antalya Emniyet Müdürlüğü Yabancılar Şubesi verilerine göre, kentte geçen yıl 4 bin 576 Türk vatandaşı yabancılarla evlendi. " Kitap da anlatılan Soffie'nin hikayesi de 2012 yılında başlıyor, aynı dönemler.


📚 Yabancı gelinler bu kadar revaçta olunca, doğal olarak kitap ve senaryo konusu da oldular. Aklıma ilk gelen Orhan Yeniaras'ın Sarı Gelin adlı kitabı, "Rus Gelin" filmi ve "Yabancı Gelin" dizisi.


📚 Ben Soffi'den seçmeler:


📌 Bir yürek kaç kahır kaldırabilir bilemiyorum ama bildiğim tek şey benim artık hiçbir şeyi kaldıramadığım.

📌 Onun yanı başında bağdaş kurdum ve güzel kardeşimi uzun uzun seyrettim. Meğer ne çok özlemişim onu, hiç farkında olmadan onu da çok ihmal etmişim.

📌 Aklıma okuduğum bir kitaptaki Rumi'nin "Sabır öyle bir iptir ki; sen kopacak sanırsın, o gittikçe güçlenir. Sen bitecek sanırsın, o gittikçe çoğalır." sözü geldi.

📌 İnsan hayata kaç kere sıfırdan başlamak zorunda kalır.

📌 İnsanlar yaşamları boyunca hep biriktirirler, kimi para, kimi mal-mülk biriktirirken ben kendime güzel dostlar biriktirmişim. Belki de sahip olduğum en büyük hazinem, yüreğimde biriktirdiğim samimi dostlarım.

📌 Para kazanmak için herhangi bir kültüre ihtiyaç yoktur lakin harcamak için ciddi bir kültüre ihtiyaç vardır.

© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube